Bölüm 66

489 55 78
                                    

Merhabaaa! Sizden küçük bir isteğim olacak. Bir seçim isteği. Bölüm Jisoo'ya ait ama ben BTS hakkında bir istekte bulunacağım. Biliyorsunuz kitapta kısa süre sonra BTS de çıkış yapacak. Bu yüzden onları nerden başlatacağıma sizin karar vermenizi istiyorum. Çıkış şarkıları gerçekte olduğu gibi No Moore Dream mi olsun, yoksa Blood Sweat & Tears mı? Yani direk ünlü mü olsunlar, yoksa gerçekteki gibi basamakları çıkarak mı ilerlesinler? Seçim sizde. En çok ne söylenirse o olacak. Yorum yapmayı unutmayııın!

Jisoo

Toplantıdan çıktığım gibi Jin'i aradım. Onunla bu konuyu konuşmam gerekiyordu. Bana yurtta olduğunu söyledi. Toplantıdan sonra çekimlere gitmemiz gerekiyordu ancak arada biraz vakit vardı. Bu vakti de Jin ile konuşarak değerlendirecektim. Hızlıca şirketten çıktım. Kısıtlı zamanı doğru kullanmam gerekiyordu. Hemen arabaya binip kısa süre sonra da yurdun önüne vardım. Kapıya geldiğimde Jin'i aradım ve o da içeri girmemde sakınca olmadığını söyledi. Yurttan içeriye girdikten sonra Jin'in odasını bulmam gerekiyordu. Bana anlatmıştı. Odayı ararken gelen horlama sesiyle irkildim. Geçen gece beni aradığında çıkan Jin'in horlama sesinin aynısıydı. Bu kadar derin uyuyan bir insan görmedim. Üstelik ben geliyorsam nasıl uyuyabiliyor? Daha biraz önce aradım. Odayı bulduğum gibi uyuyor olduğunu düşünüp kapıya sertçe vurdum. Hemen kapı açıldı.

"Sessiz ol NamJoon uyuyor. "

NamJoon mu? Öyle horlayan NamJoon muydu? Geçen gece beni arayan da mı oydu? Jin'e bundan bahsettim eğer o aramadıysa söylerdi değil mi? Bunu anlamının tek bir yolu var. İçeri girerken sordum.

"NamJoon ne kadar çok horluyor sesi dışardan geliyordu. "

"Evet bu yüzden hep ondan önce uykuya dalmaya çalışıyoruz. "

"Neden siz horlamıyor musunuz? "

İşte buna vereceği cevap şu an her şeyi ortaya koyacaktı. Beni o gece arayan NamJoon mu o mu? Gerçi şu an bu fark etmiyor. Şirket sözleşmesi yüzünden kimseyle birlikte olamam ama merak ediyorum.

"Hayır. Sadece NamJoon. "

Bum! İşte cevap. Demek o gece beni arayan da oydu. Demek NamJoon aslında beni seviyor. Peki bunu bana daha önce neden söylemedi? Ya da ne zamandır bu var? Onunla iki senedir görüşmüyoruz nerde gördü de beni sevdi? Nerde tanıdı? Düşünceleri kafamdan uzaklaştırdım. Şu an Jin ile konuşmam gerekiyordu.

"Seninle konuşmam gereken önemli bişey var. Bu yüzden geldim. "

Ciddileşti.

"Seni dinliyorum. "

"Biliyorum seninle daha yeni barıştık. Ama bu sabah toplantımız vardı. Sözleşmeleri yenilememiz gerekiyordu. Sözleşmedeki maddeyi biliyorsun sevgilimiz olmaması gerekiyordu. Yine de bize izin veriyorlardı. Ancak son zamanlarda Lisa'nın yaşadığı magazin olayları yüzünden yenilenen sözleşmeye göre sevgilimiz olması bu sefer gerçekten yasak. "

"Nasıl yani? Ne kadar süre? "

"Üç sene boyunca. "

Ondan beklediğim şey "Üç sene mi? Üç seneyi sensiz mi geçireceğim? Şirketten gizli ilişkimize devam edebiliriz. Lütfen ayrılmayalım. " gibi bir duygu sömürüsüydü. Onun dediği :

"Aslında bizim şirketin de yasağı var. Ben de bunu sana nasıl söylesem diyordum. İkimizin de aynı durumda olması güzel. Sadece Jimin için üzülüyorum. Biliyorsun Rose'yi çok seviyor. "

Jimin mi?! Jimin ne alaka?! Biz şu an ayrılıyoruz ve düşündüğü şeye bak! Jimin ve Rose! Bazen hatta çoğu zaman çok düşüncesiz olabiliyor ve bu beni deli ediyor!

"Sen ciddi misin?! Benimle dalga mı geçiyorsun?! "

"Jisoo sana sessiz olmanı söyledim. NamJoon uyuyor. "

Hala NamJoon diyor! Delireceğim!

"Sana buraya gelmiş senden ayrılacağımı söylüyorum ve bana Jimin için endişelendiğini mi söylüyorsun?! "

Tam karşımda durdu. Yüz ifadesinden korkuyordum. Garip bakıyordu. Sonra yandan bir gülümsedi. Benim sinirli yüzümden ise eser yoktu.

"Birkaç gündür aramızdaki bu kötü ilişki canını acıtıyor mu? Nasıl hissediyorsun? "

Ne alaka ki şimdi bu? Neden böyle bir şey soruyordu? Ona sormak yerine sorusuna cevap verdim.

"Evet. İçten içe beni delirtiyorsun. Böyle yapınca senden nefret ediyorum. "

"Üzülüyor musun? "

"Bunları neden soruyorsun? "

"Sadece cevap ver. "

Eğer üzülüyorum dersem bana üzüleceğini ve aramızdaki bu aptal tartışmaların son bulacağını düşündüm. Çünkü gerçekten buna son vermek istiyordum.

"Evet. Hem de çok. "

"Güzel. " diyerek geri çekildi. Güzel mi? Güzel derken? Nesi güzel bunun? Benim üzülmem hoşuna mı gidiyor?

"Anlamadım?! " dedim alaycı bir tonla. Bunu söylerken daha çok "Sen kim oluyorsun da buna güzel diyorsun? " havasındaydım.

"Hastahanede beni tehdit ettiğin zamanı hatırlıyor musun? "

Ne hastahanesi? Ne tehditi? Ne saçmalıyorsun aptal?!

"Hayır. "

"Nasıl unutursun? Oysa ki tehdit ederken çok heyecanlı ve mutluydun. Hani bankta oturuyorduk, köşede polis vardı... Gelmedi mi hala? Sana tehditini unutmayacağımı söylemiştim. "

Şu an gerçekten bana iki sene önceki halimizden bahsediyor olamaz. Bu konuyu benim üzülmemden buraya nasıl bağlayacak çok merak ediyorum. Tehditimi unutmayacağını söyledikten kısa süre sonra sevgili olmuştuk ve ortada tehdit diye bir şey kalmamıştı. Güzel zamanlarımız olmuştu çok görüşemesek bile. Onu ne kadar sevsem de şu an canımı acıtmasına izin vermeyeceğim.

"Evet hatırladım. Bu konunun kapandığını sanıyordum. "

"Tabiki kapanmadı Jisoo. İki sene boyunca seninle neden çıktım biliyor musun? "

"Beni sevdiğin için olabilir mi? Bana aşkını itiraf eden sendin yani ilk adımı atan sendin yanlış hatırlamıyorsam. "

"Hayır. Tae içeriye girdikten sonra sizin bir haltlar daha yemediğinizden emin olmam lazımdı. Bu yüzden seninle sevgili olacaktım ama Jimin Rose ile sevgili olduktan sonra buna gerek kalmayacağını düşündüm. Ancak Jimin Busan'a taşındı ve bir daha pek konuşamadık. Yine de haber alabilirdim ondan. O yüzden önemsemedim. Sonra bir gün evde otururken aklıma geldi. Bir kız beni tehdit etmişti ve ben ona bunu ödetecektim. "

"Bunu nereye bağlayacaksın merak ediyorum. " dedim. O anlattıkça beni sevmediğini anlıyordum ve bu beni içten içe parçalıyordu. Yine de onun karşısında umursamıyormuş gibi davrandım.

"Sonra seninle konuşmaya başladım. Ve sevgili olduk. İki sene boyunca sana seni sevdiğimi hissettirdim ve sen bana aşık oldun. Aslında planımda bunu daha da ilerletmek vardı. Sen benden kopamayacak kadar beni sevince senden ayrılacaktım ama erken oldu. Yani uzun lafın kısası seni işin ucunda üzmek için seninle sevgili oldum. Hani bilirsin kızlar sever sonra ayrılınca depresyona girerler hayatları berbat olur ya. Anlarsın işte. "

Gözümde biriken damlaları yutkunarak içime attım. Şu an karşımda duran bu pisliğe ağlayarak yenilmeyecektim. Ağzımı açıp onunla konuşacaktım ama sanırım bizim seslerimize uyanmış olmalı ki NamJoon hızlıca yanıma geldi. Bileğimden tutup beni arkasına çekti. Şu an abisinin karşısında duruyordu.

"Bunca zaman boyunca bunları mı planladın hyung? Seni tanıyamıyorum. Nasıl böyle bir insan oldun?! Onlara yaptıkların yetmemiş gibi bir de intikam için mi çabaladın?! Gerçekten iğrenç bir insansın! " diyerek bana döndü. Hala bileğimden tutuyordu ve çekerek beni yurttan dışarıya çıkarttı. Kapının önüne geldiğimizde hemen elini çekti. Lisa'nın yaşadığı şeyleri benim yaşamamam için olsa gerek. Ben dışardaydım o da kapıdan bana bakıyordu. Teşekkür etmeme bile izin vermeden konuştu.

"Birisi seni görmeden git. Jin hyung için de üzülme. Üzülmene değecek biri değil. "

Playing With FireHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin