Jimin
Eve geldiğimde tahmin ettiğim gibi hoş karşılanmamıştım. Böyle olmak beni üzüyordu ama kötü biriymiş gibi rol yapmam gerekiyordu. Dışarıda beni tanıyan birisi böyle görse bu kişinin ben olduğuna inanmaz. Eğer Tae bizi bu işlere bulaştırmasaydı bunların hiçbiri olmayacaktı. Şu yaşananlar bir an önce unutulsun da normal hayatımıza dönelim.
Geldiğimden beri Jisoo tarafından ölümcül bakışlara uğruyordum. Bu beni ne kadar rahatsız etse de yapabileceğim bir şey yoktu. Bu role girmekte YoonGi hyung daha iyi ama nedense ben buraya yollandım. Ya da NamJoon hyung. Ortamdaki sessizliği bozmaya karar verdim.
"Peki nerede yatıyorum? "
Hepsi bana dönüp baktı. Evet burda kalmak konusunda ciddiyim. Rose ayaklanıp yanıma geldi. O geldiğinde ben de kalktım. Kolumdan tutarak beni odadan çıkarttı. Koridorun sonundaki boş odaya geldik. İçeriye girdikten sonra Rose çıkıp elinde yorganlarla geri döndü.
"Bu odadan başka odamız yok. O yüzden yer yatağında yatman gerek. "
"Senin yanında yatabilirim? "
"Ben yatağını hazırlayayım. "
Elindeki yorganlarla yere bir yatak ayarladı. Tekrar dışarıya çıkıp elinde bir çarşaf ve yastıkla döndü. Çarşafı yorganın üzerine serdikten sonra yastığı da koydu. Sonra tekrar çıkarak başka bir yorgan aldı. Onu da yatağın ucuna koyduktan sonra bana döndü.
"İşte yatabilirsin. "
"Teşekkür ederim. "
Gülümseyerek odanın kapısına kadar gitti. Ancak kapıyı açmadan bana döndü.
"Jennie unnie nasıl? "
"İyi. "
"Ne zaman bırakacaksınız? "
"Bilmiyorum. "
Değişik bir ifadeyle bana bakıp arkasını döndü. Odadan çıkacağı sırada yanına adımlayıp kolundan tutup kendime çevirdim. Şaşkın bir ifadeyle suratıma bakıyordu. Açtığı kapıyı kapattıktan sonra elinden tutup içeriye çektim ve yatağın üstüne oturduk. Hala ifadesi değişmemişti.
"Noldu? "
"Jennie hakkında. O iyi. Gerçekten iyi. YoonGi hyung ona çok iyi bakıyor inan. Bunlar zaten sadece göz korkutmak için. Yani Lisa ne zaman pes ederse o zaman Jennie'yi bırakacaklar. Ama hiç tahmin ettiğin gibi bir sandalyede elleri kolları ve ağzı bağlanmış bir şekilde durmuyor. Şu an benim yatacağım yataktan bile daha rahat bir yatakta uyuyor. Kendine özel bir odası bile var. "
"Bunları bana neden anlatıyorsun? Bilmemem gerekiyor gibi hissediyorum. "
"Zaten bilmemen gerekiyor. "
"O zaman neden? "
"Yüzündeki şu üzgün ifadeyi düzeltmek için. Ama lütfen aramızda kalsın. Ve Lisa'yı ikna et Jin hyungu arayıp pes etsin. Bu işin peşini bıraksın. Boyun eğsin. O zaman Jennie'yi bırakırlar. "
"Tamam. Teşekkür ederim. "
Gülümseyerek yüzüne baktım. O da bana gülümsedikten sonra yataktan kalkarak odadan dışarıya çıktı. Neden bilmiyorum ama ona çok güveniyordum. Yüzünün gülmesi zaten beni de mutlu ediyordu. Tae'nin bu durumdaki halinin tek iyi yani Rose'ydi sanırım. Ve bu yaşanan olaylardan dolayı kendimi çok yorgun hissediyordum. Rose'nin hazırladığı yatağa uzandım. Ama daha gece olmadığı için sadece dinlenmek istiyordum. Eğer yatarsam gecenin bir yarısı uyanacak ve bir daha uyuyamayacaktım. Yattıktan sonra elime telefonu alıp tuş kilidini açtım. Sanki bunu bekliyormuş gibi telefonum çaldı. Ekranda yazan numara YoonGi hyungundu. Tabiki açtım.
"Evet? "
"Bu gece orada kalmana gerek kalmadı. Gel hadi. "
"Neden? "
"Ne demek neden? Kalmak mı istiyordun? "
"Tabiki kalmak istiyorum. Burada benim için yer yatağı hazırlandı. " diyerek güldüm. YoonGi de buna benimkinin aksine küçük bir gülmeyle karşılık verdi.
"Ya da sen orada kal ben zaten geleceğim. Beraber döneriz. "
"Sen neden geliyorsun? "
"Jennie'yi bırakacağım. "
"Tamam. "
Telefonu kapattıktan sonra düşünmeye başladım. Jennie'yi bu kadar kolay bırakacaklarını sanmıyordum. Ya Rose dediğimi yapıp konuştu ya da bunların başına taş düştü. İkincisinin bir mantığı olmadığı için büyük ihtimalle Rose konuşmuştur. Yattığım yerden kalkarak odadan çıktım. Koridor boyunca ilerledikten sonra salona girdim. Hepsinin mutlulukları yüzlerinden belli oluyordu. Benim içeri girdiğimi fark ettiklerinde Rose ayaklanıp koşarak yanıma geldi ve boynuma atladı. Neler olduğunu anlamamış gibi etrafa bakıyordum. Rose ise birazdan boynumu sıkmaktan beni öldürebilirdi.
"Rose sanırım ölüyorum. "
"Özür dilerim. " diyerek geri çekildi. Utangaç bir halde konuşmaya devam etti.
"Ben mutluyum da. Heyecanlı olunca böyle oldu. "
"Neler oluyor? "
"Jennie'yi serbest bırakıyorlar. "
"Neden? "
"Lisa arayıp konuştu. Senin sözünü dinledim bak ve her şey daha güzel oldu. Bu da seni son görüşüm sanırım. Sen de gidiyorsundur. "
"Evet gideceğim. YoonGi hyung beni aradı. "
"Tamam o zaman. Başka şartlar altında karşılaşsaydık arkadaş olabilirdik ama bu şekilde olmayacak. Sizinle bir daha görüşmememiz bizim için en iyi. "
"Tabi evet. Anlıyorum. Doğru söylüyorsunuz. YoonGi hyung geldiğinde onunla beraber gideceğim ve bir daha karşınıza çıkmayacağım. Söz veriyorum. "
İçimde garip bir burukluk oluştu. Onlarla daha uzun süre beraber kalırız diye düşünüyordum. Ancak hikayemiz burada böylece bitecekmiş demek ki. Şimdi yapmam gereken tek şey oturup YoonGi hyungu beklemekti. İçeriye geçip kızlarla beraber oturdum. Madem bu son görüşmemiz o zaman bir şeyler söyleyebilirim.
"Bugün size rahatsızlık verdiğim için özür dilerim. Ama bana söyleneni yapıyorum. Dışarda tanısanız böyle birisi değilimdir. Her şey Tae için. Kendi adıma sizin huzurunuzu bozduğum için kendimi kötü hissediyorum. Ama aranızdan birine bir şey olsa siz de bizim yaptığımız gibi o kişiyi korumaya çalışırdınız bence. O yüzden bunu anlayışla karşılayacağınızı umuyorum. Ama öyle olacağını da sanmıyorum. Sonuçta başınıza gelmeyen kalmadı. Ve umduğum bir şey daha var ki o da bunun son karşılaşmamız olması. Bir daha bu olay yüzünden karşılaşmak istemem sizinle. Hepinizden tekrardan özür dilerim. "
Son sözlerimi söyledikten sonra etrafı bir sessizlik sardı. Şimdi benimle birlikte herkes YoonGi hyungu bekliyordu. Ve bu söylediklerime de onların söyleyeceği bir şey yoktu. Şu an içerisi uzaydaki kadar sessizdi. Bundan ise kimse rahatsız olmuyordu. Sessizliği bozacak olan bir zil sesi olacaktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fanfiction[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...