---- Sohbetinizi böldüğüm için kusura bakmayın. Zaten çokta dost canlısı bir konuşma gibi de durmuyordu. Ayrıca beni bu saygısızlığımdan dolayı affedebilirsiniz diye düşünüyorum ne de olsa ikinizle de bir şekilde mazimiz var, dedi gayet sakin bir ses tonuyla. Elinde ki tabancanın namlusu bana çevrilmişti ve her an patlayacak gibi duruyordu.
---- Gorbaçov. Sonunda beni bulabildin ha,dedi Yury ama neden böyle söylemişti ki. Zeten ona çalışmıyor muydu.
---- Yury, eski dostum daha doğrusu eski en yetenekli köpeğim. Bana kurduğun başarısız pusu, sana olan öfkemin iki kat artmasına neden oldu ve seni bulabilmek için çok fazla emek harcamam gerekti ama elinde olmadan da olsa bana öyle bir hediye verdin ki, tanrı olsam şuracıkta tüm günahlarını affedebilirdim, dedi. Son sözlerini bana doğru bakarak söylemişti.
---- Seninde söylediğin gibi her ne kadar yaptıklarımız yüzünden birbirimizden nefret ediyor olsakta biz eski dostuz ve şu an aramızda duran bu genç adam Stephanov'un yıllardır aradığımız oğlu. Geldiğinden beri de hem senin hem de babası hakkında bana bir çok şey sordu,dedi Yury. Gorbaçov'dan korkar bir hali vardı.
---- Ve ne öğrenmesi gerekiyorsa öğrendi. Biliyor musun Yury seni en çokta bu yüzden öldürmek istiyorum. Çeneni hiç bir zaman tutamadın ve beni her zaman sattın ama korkma senin o aciz hayatından önce ilgilenmem gereken başka konular var artık, dedi Gorbaçov ve namluyu doğrulttuğu yüzüme bakarak konuşmasına devam etti.
---- Kaşların, burnun, ağzın, yüzünün her bir karışı ve en önemlisi de bakışlarında ki ifade. Aynı onun gibisin ve buralara kadar gelebildiğine göre ona layık bir evlatsın,dedi.
---- Babam, onun boğazına sarıldığında da benim gibi mi bakıyordu? diye sordum duruşumu hiç bozmadan.
---- Bana olan kinini görebiliyorum ama bunun için beni sorumlu tutmamalısın evlat. Ben bu yaşıma kadar, inandığım idealler uğruna ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım ve yapmaya da devam edeceğim. Umarım bu konuda aynı fikirdeyizdir. Sana, bu onlarca aciz bedenin huzurunda babanın yaptığı hatayı yıllar sonra düzeltme fırsatı veriyorum. Artık aramaktan yorulduğum o kagıt parçaları nerede? diye sordu elinde ki tabancayı daha da sıkı kavrayarak.
---- Ya teklifini kabul etmez ve sana hiç birşey söylemezsem.Aramaktan yorulduğun o kagıt parçalarına bu kadar yaklaşmışken beni öldürmeyi göze alabilir misin? diye sordum bakışlarımda tek bir korgu ibaresine izin vermeden. Tam o sırada Yury araya girdi.
---- Aynı baban gibi aptalsın evlat ama doğrusu bu deli cesaretini takdir etmem gerek,dedi. Gorbaçov'un düştüğü çıkmazdan zevk alıyor gibiydi.
---- Yeter,dedi Gorbaçov. Öyle yüksek sesle söylemişti ki bir anda tüm binada bu haykırışı yankılandı.
---- Çocuk oyunu oynayacak zamanım yok. Bana istediğimi vermezseniz ikinizi her köşesi ceset kokan bu delikte gebertirim ve sana söleyeyim evlat artık bu konuda çok fazla sabrım kalmadı. Eğer teklifimi kabul etmezsen hiç düşünmeden seni seve seve babanının yanına gönderirim,dedi.
Gaz lambasının alevi yüzünde ki caydırıcı ifadeyi iki kat daha etkileyici hale getirmişti ve söylediklerinde çok ciddiydi ama geri adım atmaya hiç niyetim yoktu. Doğrudan gözlerinin içine eskisinden daha da kararlı bir ifadeyle bakıp hemen önümde ki namluya alnıma dayadım.
---- Çek tetiği Gorbaçov. Eğer çekmezsen dünyada geçmiş ve gelecekte okunacak tüm lanetler üzerine olsun,dedim ve cebimde ki silahı iyice kavrayıp emniyetinin açık olduğundan emin olmak için hafifçe parmağımı oynattım. Gorbaçov bu hareketliliğin farkına varmış olacak ki bir anda o hırçın bakışlarını cebime doğru yöneltti. Geç kalmıştım ama artık geri dönüşü yoktu. Tabancayı ani bir reflaksle cebimden çıkarttım ama tam tetiğine basacakken tüm binayı saran silah sesiyle olduğum yerde öylece kalakaldım.
Doğrusu kanlar içerisinde yere yığılıp ruhumu onu almaya can atan azraile teslim etmem gerekirdi ama patlamaya hazır tek silahın Gorbaçov'un elinde olmasına rağmen vücudumda her hangi bir kurşun girişinin, daha önce de tattığım acısını hissetmiyordum. Patlamadan önce ki ani korkunun getirdiği tüm vücudumu saran kasılma o kadar etkiliydi ki elimde olmadan kapattığım göz kapaklarımın aralanması biraz zaman almıştı. Tam o sırada bir şey daha farkettim. Yüzümde garip bir ıslaklık vardı ve bu her neyse az önce olmuştu. Gözlerimi açıp bir süre karanlığa alışmasını bekledim ve tam karşımda olması gereken Gorbaçov'a doğru baktım ama yerinde değildi.
Elimi yavaşça yüzüme götürdüm ve ıslaklığın nedenini öğrenmek istedim. Karanlık dahi olsa kızıllığını her ortamda görebileceğim kan, aynı yüzüm gibi eliminde her yerine bulaşmıştı ama bu benim kanım değildi. Eğer öyle olsa bunu hissederdim. Kat kat artan heyacanımla etrafımı kontrol etmeye çalıştığımda hemen önümde yerde uzanmış halde duran bir beden olduğunu farkettim. Bu Gorbaçov'du. Az önce bakmaya dahi çekindiğim yüzü paramparça olmuş ve vüzudundan fışkıran kan tüm duvarı kırmızıya boyamıştı. O an koridorun uzak köşesinde bir beden daha gördüm. Önü bize dönmüş halde dimdik ayaktaydı ve iki eliyle sıkıca kavradığı tüfeği doğruca, az önce Gorbaçov'un olduğu yere doğru yöneltmişti. Vücudumda bir anda artan kan akışı yüzünden bu bedenin kime ait olduğunu anlayamıyordum.
Ateşlemeye fırsat dahi bulamadığım tabancayı cebime geri koydum ve sağ gözümü neredeyse tamamen kaplayan kanı temizlemeye çalıştım. O gördüğüm karanlık silüet... Yoksa bu o muydu? Pavel'in mekanında, pencerede ki yansımamda gördüğüm koruyucum geri mi dönmüştü. Bunu daha önce de yapmıştı. Beni bir çok kez ölümün eşiğinden kurtarıp tekrardan hayata tutundurmuştu.
Gözlerimi iyice temizledikten sonra koridora doğru bir kez daha baktım. Hala yerindeydi ve tüfeğini indirmiş elinde öylece tutuyordu. Göz kapaklarımı iyice kısıp daha da net görmeye çalıştım. Görmeyi umduğum şey tamamen karanlığa teslim olmuş bir çift gözdü ama çok geçmeden tahminimde yanıldığımı farkettim. Bu gözler, yüz hatları tamamen gerçek bir insana aitti ve karmaşık duygular halide doğruca bana kilitlenmişlerdi.
Tanrım bu Peter'di ve arkasından yaklaşan askerlere aldırmadan olduğu yerde kaskatı kesilmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kara Kutu
Mystery / ThrillerHasta olduğunu bilemeyecek kadar aciz bir adamın tanıştığı insanlarla birlikte her dakika değişen yaşamı ve bu hareketliliğin getirdiği geri dönüşü olmayan ölümcül kararlar. Tam da Stephanov ailesine yakışan bir hayat. (Satışta)
