Bir Çift Alevli Göz

285 15 2
                                        

       Aleksy elinde ki zarfa baktığımı farketti.
   -- Bunu Gorbaçov' un paltosunun cebinde bulduk.Önemli bir belgeye benziyor.Bi bak istersen, dedi ve zarfı bana verdi.
      Gorbaçov' un paltosunda bulduk derken ne demek istemişti.Yoksa...
   -- Peki, Gorbaçov nerede? diye sormakla yetindim meraklı bir sesle.Merakımı Niko gidermek istedi.
   -- Bak, anladığımız kadarıyla pusuya düşürüldük.Nasıl öğrendiklerini bilmiyorum ama buradan geçeceğimizi biliyorlardı.
   Sözü Aleksy devraldı.
  -- Buralarda bizi pek sevmeyen bazı köyler var.Yani karşımızda bir ordu yoktu, sadece silahlanmış köylüler vardı.Bunu Gorbaçov da biliyordu.Cesur bir iki hamle yaptığını gördüm.O sırada da göğsünden vuruldu.
  -- Ne yani öldü mü?
  -- Hayır.Yani son gördüğümde hala yaşıyordu.Yanında ki adamlar onu apar topar arabalardan birine bindirdi ve gözden kayboldular.Paltosunu vurulduğu yerde buldum ve sonra da zarfı.
   -- Peki hala hayatta olan kaç kişi var.
   -- Yola çıktığımızda ki sayının yarısı.26 kişi saydım ama bunların çoğunun artık silah tutabileceğini bile sanmıyorum, dedi Niko yaralı ve çaresiz insanlara bakarak.Aleksy araya girdi.
    -- Artık devam edemeyiz.Toparlanıp yurda dönmeliyiz.Bu insanlar soğuğa daha fazla dayanamazlar.
   Haklısın dercesine kafamı salladım.O sırada zarfın hala elimde olduğunu farkettim.Üzerindeki yazıları okumaya çalıştım.Hatırladığım kadarıyla "Moskova Merkez Karargahı' na" yazıyordu ve bu yazının altında da kırmızı ve büyük harflerle "Acil Posta" yazısı vardı.Aleksy bunun ne anlama geldiğini biliyordu.
     -- Çocuklar bu yazıyı daha önceden de görmüştüm.Bunu yalnızca ordu kullanır ve olağandışı durumlar için kurulmuş bir sistemdir.İçinde çok önemli şeyler yazıyor olmalı.
     -- Ve bu çok önemli bilgiler şimdi bizim elimizde öylemi, dedi Niko.Dostum bunu gönderebileceğimiz en yakın postane Rostov' da ve eğer yanılmıyorsam şuan Rostov' la bulunduğumuz yer arasında 250 km mesafe var.Bu at arabısıyla bile en az 5 gün demek.
    Niko bunları anlatırken gözlerim bi an at arabalarına gitti.Biri kullanılamaz haldeydi ama diğer ikisi hala işgörürdü.Birini yurda gidecek insanlara bırakıp diğeriyle Rostov' a gidebilirdik.Niko aklımdakileri okumuş olmalıydı.
     --Hadi ama Karl.Bir zarf uğruna bilmediğimiz yollarda canımızı tehlikeye atmak istiyor olamazsın, dedi.
    -- Bak,tehlikeli olduğunu biliyorum ama Gorbaçov sıradan bir asker değildi.Bu zarfın içindeki bilgiler bir çok insanın hayatını kurtarabilir, dedim kendimden emin bir sesle.
    -- Bence Karl haklı, dedi Aleksy.Bu zarfı o karargaha ulaştırmalıyız.Unutmayın biz hala askeriz ve benim korkup kaçmaya niyetim yok.
      O an ikilemde kalmıştım.Bir amaç uğruna çıktığım bu yolda korkup geri adım mı atacaktım, yoksa içimdeki engelleyemediğim bilinmezliğe karşı merakıma teslim mi olacaktım. Evet,hazırdım ve kararımı vermiştim.Koşar adımlarla arabalardan birinin yanına gittim ve hiç düşünmeden eğerleri elime alıp arabanın yönünü ani bir hareketle Rostov 'a çevirdim.Arkadaşlarıma baktığımda ikisinin gözlerinde de parlayan birer kıvılcım gördüm.Bu kıvılcımlar ileride harlanıp daha da büyüyecek alevlerin habercisiydi.

Kara KutuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin