Farkındalık

3K 143 8
                                        

Anıl ile geçirdiğim son zamanlarda her şey farklıydı. Sanki bir şeyler değişmişti. Eskisi gibi eğleniyorduk beraber ama vardı bir şey hissediyordum. O da değişmişti ben de. Onun değişimi çok belli değildi ama ben farketmiştim. Bendeki değişiklik ise çok başkaydı. Sigarayı tamamen bırakmasam da azaltmıştım istemsizce. Alkolü ise birkaç haftadır hiç kullanmıyordum. Anıl izin vermiyordu bunlara. Benim karakterime ne kadar zıt olsa da bu kısıtlamalar için kötü hissetmemiş hatta kabul etmiştim. Beni yine şaşırtmıştı.

Efe ile ise neredeyse hiç karşı karşıya gelmemiştim. Telefonda söylediği şarkılar haricinde sesini de duymamıştım. Anıl bu telefonları öğrendiğinde bozuldu ama ona da kızamadı. Efe'ye karşı gösterdiği müsemma bazen aşırı geliyordu. Ama düşününce Anıl'a da hak veriyordum.

Okuldayken Ulaş'ın göz hapsinde olduğumuzdan sevgili olduğumuzu düşünmesi için daha yakın oluyorduk. Dışarıda da görülmemiz gerekiyordu çünkü bu psikopat Ulaş fazla zekiydi. İnanması için epey bir çabalamıştık ama üç haftaya anca inanmıştı. Ne kadar inansa da peşimizde dolaşıyordu. Her an bir açığımızı yakalamak için tetikte bekliyordu. Ama biz de iyi rol yapıyorduk. Artık inanmaması için bir neden yoktu. Ama bu ne zamana kadar devam edecekti orasını kestiremiyordum. Bu konuda konuşmalıydım Anıl'la.

Okula yine beraber gitmiştik. Hep yaptığımı yapıp dersten önce müzik dinliyordum. Anıl ile yan yana olmamıza rağmen başka bir dünyada gibi gözlerimi kapatıp müziği hissettim. Şarkı bitince gözlerimi açtım. O sırada bana iyice yaklaşmış yüzüme dikkatle bakan bir çift siyah gözle karşılaştım. O kadar yakındaydı ki bir an afalladım. Ama o hiç bozmadan gözlerime bakmaya devam etti. Göz temasını bozmadan ben de baktım uzun uzun. Gözlerime bakarak söyledikleri içimde tanıdık bir duygu uyandırmıştı.

"Gözlerin girdap bunu biliyor muydun? İçine çekerken gram korku yok bende. Kaybolacağımı bile bile daha derine inmek istiyorum. Daha derinlerini görmek için bakmaya devam etmem lazım. Buna izin vermelisin."

Gün boyu aklımdan çıkmayan sözleri yine ve yine şaşırtmıştı beni. Uzun zamandır belli etmediği duygularını artık saklamıyordu. Gariptir ki bu beni artık rahatsız etmiyordu. Önceden onu üzmemek için yüzüne bile bakmayan ben her an o karanlık merceklerinde buluyordum kendimi. Bunlar hem tanıdık hem yabancıydı bana. Ama düşünmek yerine oluruna bırakmaya karar verdim.

Değişimi iliklerime kadar hissederken bu umrumda değildi. Beni asıl şaşırtan ve korkutan da buydu. İzin veriyordum beni değiştirmesine. Efe için bunu yapmayan ben neden böyle davrandığımı bilmiyordum. Öğrenmek istediğimden de emin değildim.

Akşam evde film izlerken yine telefonum çalmaya başladı. Efe arıyordu. Anıl yanımda olduğundan açıp açmamak arasında kalmıştım. Anıl'ın bakışları ile dikkat çekmemek adına cevapladım aramayı. Tahmin ettiğim gibi gitar sesleri kulaklarıma ulaştı. Ayağa kalkıp mutfağa yöneldim. Söylediği şarkı içimde bir yerlere isliyordu.

"Ne kağıt kalemsiz olmayı bilir
Ne de ben sensiz kalmayı
Neden bir dert biter diğeri gelir
Ateştir bu iyi bilir yakmayı

Kuşları anladım da senin kanatların yok
Nasıl uçtun da gittin?
Kırık cam misali hatalarım acıtır
Seni böyle mi kaybettim?

Bul beni kaybolmuşum izim silinmiş dilim suskun susmuşum
Bak bana mahvolmuşum senden kendimi almayı unutmuşum
Bul beni kaybolmuşum gecem günüme karışmış bir hoşum
Sanma ki sarhoşum ne var ne yoksa içimde bomboşum
Sensiz ben bomboşum

Ne gün güneşe doymayı bilir
Ne de ben sana bakmayı
Uyutsun gece beni
Sevmesem de sensiz hayaller kurmayı

Dikenleri anladım da senin çiçeklerin vardı
Nasıl soldun da gittin?
Fırtınam oldun yıkıldım ben
Söyle seni böyle mi kaybettim?

Bul beni kaybolmuşum izim silinmiş dilim suskun susmuşum
Bak bana mahvolmuşum senden kendimi almayı unutmuşum
Bul beni kaybolmuşum gecem günüme karışmış bir hoşum
Sanma ki sarhoşum ne var ne yoksa içimde bomboşum
Sensiz ben bomboşum..."

İçimdeki boşluk büyümüş beni bilinmezliğe çekiyordu. Telefon yine şarkı biter bitmez kapanmıştı. Sesimi duymak istemiyordu bu belliydi. Zaten okulda da uzaktık. Aramızdaki mesafe gittikçe büyüyordu. Bu Efe için iyi olur diye düşünürken o bu telefonlarla beni mahvediyordu. Ben onun mutsuz olmasını istemezken o bunu hem kendine hem bana yapıyordu. Onun canını yakmak istemiyordum. Ama okulda mecburen Anıl ile el ele dolaşıyorduk. Bu da ona iyi gelmiyordu. Ama mecburduk. Hem böylelikle beni silerdi. Anıl ile arası yine aynı şekilde mesafeliydi. Efe bizi kabullenmişti Anıl'ı dövdüğü gün. Her ne kadar numara da olsa bizi beraber olarak kabul ediyordu. Bunu bize o gün söylemişti.

Salona döndüğümde Anıl kafasını elleri arasına almış düşünüyordu. Biliyordu Efe'nin ne yaptığını ama bir şey demiyordu. Bu beni üzmekten başka bir işe yaramıyordu. Bir şey demesini istiyordum ama yapmıyordu. Sessizce beni o karanlık boşluğa itiyordu. Yanına gidip kafasını tutan ellerinin üzerine koydum ellerimi. Anında kaldırdı başını ama ellerimi çekmedim. Yüzüme yine dikkatle bakıyordu. Ben de bakışlarımı çekmeden onu seyrettim. Esmer teni pürüssüzdü. Elimin birini yüzüne koyup yanağını okşadım. Gözlerime bakmaya devam etti. Elmacık kemiğini okşadım baş parmağımla. Kaşını sonra kirpiklerini okşadım. Elimi yüzünde kaydırıp çenesine dokundum. Parmaklarımı dudaklarına koyup biçimli dudaklarını okşadım. Bakışlarımı gözlerinden alıp dudaklarına yönelttim. İstemsizce dudaklarımı ıslattım. Onun bakışları da benim dudaklarıma kaydı. Alt dudağımı ısırıp ona doğru yaklaştım. O da yüzüme doğru eğilince aramızda çok az bir mesafe kalmıştı. Gözlerine baktığımda ışıl ışıl parlıyordu. Biraz daha yaklaşıp mesafeyi kapattım. Dudaklarına dudaklarımı bastırıp bekledim. Elimde olan elini sıktı ve diğer eliyle boynumu tuttu. Dudaklarını hareket ettirmeye başlayınca ben de aynısını yaptım. Kısa süren öpücükten sonra hızlı kalp atışlarımla geri çekildim. Bu defa o dudağını dişleri arasına aldı. Tuttuğum elini omzuma koydum yaklaşıp diğer kolumla belini sardım. İkimizin de yüzünde aptal bir sırıtma vardı o an. Efe ile böyle değildi. Kalbim göğsümü zorlamıyordu. Anıl bambaşkaydı. Kokusu da öyleydi. Böyle yakın olunca o deniz kokusunu almıştım. Omzumdaki elini sıktım. Beni kendine daha çok çekti ve kokusu burnuma doldu iyice. Saçlarıma bir öpücük bıraktı. O şekilde ne kadar donmuş film karesine bakarak durduk bilmiyorum. Bir süre sonra omzundaki kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Kara deliklerini göz kapakları ile kepenklemişti. Kirpiklerini ayırdığında siyah bulutlu gözleri görüş alanıma girdi. Hüzünle bakıyordu bu defa. İçime bir ok saplanmış gibi hissettiren hüzün gitmiyordu o kara gözlerden. En sonunda açıklamak için söze girdi.

"Tuğba ben korkuyorum. Bana da değişmek istemediğini söylemenden, çaresizce bırakıp umursamamandan korkuyorum. Gidip arkana bile bakmamandan korkuyorum. Bıraktığın viraneyi görmemenden korkuyorum. Beni anlamıyorsun ama korkumu görmeni istiyorum."

Cevap vermek yerine elimi kaldırıp yine yanağını okşadım. Bu defa o hüzünlü gözlerini görmeme izin vermedi kapattı o güzel kirpikli göz kapaklarını. Kolunun altından çıkıp iki elimle yüzünü kavradım. Dudaklarına yönelip küçük bir öpücük kondurdum. Geri çekilip tekrar öptüm dudaklarını bu defa içime çekerek kokusuyla öptüm.

Beraber koltukta uyumuş olduğumuzu kaskatı olmuş bedenimden gelen ağrı ile anladım. Kıpırdandığım sırada o da gözlerini araladı.

"Günaydın Anıl!"

"Gün böyle aydın."

Gülümseyerek kalktım. Odamda işlerimi halledip üzerimi değiştirdim. Aşağı indiğimde Anıl beni bekliyordu. Onun da üzerini değiştirmesi için onun evine uğrayıp kahvaltımızı benim kafede yaptık. Okula varınca arabadan indim. Yanına gidip elini avcumun içine aldım. Parmaklarımızı kenetleyip gülümsedi. O gün herşey farklıydı. Gerçekten içimden mutluydum. Anıl bunu bana hatırlattı ve hatırlattığı duygular yine kendisine yönelik duygularımdı. Okulun başından bilmediğim bir tarihe kadar onu izlerken hissettiğim duygular yeniden sarmıştı bedenimi. Kalbim onun adıyla çarpmaya başlamıştı. Bu defaki bambaşkaydı...

UmursamazHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin