9.1

536 35 12
                                        

Yükleniyor, yükleniyor, yükleniyor.

Ulan lanet olası sistem, bir kere de ihtiyacım olduğunda hızlı çalış. Mezun olduğumda okuluma bağış yaparsam hepsini şu sis'i geliştirmeleri için yapacağım.

"AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA ALPARSLAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞN!"

"NE! NE OLUYOR!" 

Banyomuzdan içeri köpüklü ve çırılçıplak dalan kocama yüzümün yarısını kaplayan sırıtma ile baktım. "GEÇMİŞİM! ŞEREFSİZ STATİĞİ DC İLE GEÇMİŞİM BE!"

Yüzündeki endişeli ifade yerini sinirli bakışlara bırakırken derin bir nefes verdi. Aman canım o ne anlardı ki. Kendi statiğini BA ile vermişti nankör.

"Kalbime indirmene ramak bile kalmadı artık. 21 yaşında kalp krizi geçirttireceksin bana." Ellerini dizlerine koyup soluklanan bu acınası hali yüreğimi burkmadı değil. Azıcık haklı olan kocacığımın gönlünü nasıl alsam diye aklımı fazla zormalaya gerek yoktu. 

"Bunu kutlamak lazım yahu. Bence benimle beraber sevincimi paylaşmalısın kocacığım." Yataktan zıplayıp onun önünden banyoya girdiğimde statiği geçmemin kime daha çok yaradığına dair kararsız kalmıştım.

Bence Alparslan.

.

.

.

"Beril'in komitesi yarın. Ona selam verip dikkatini dağıttığım saniye beni hayatından çıkarır diye korkuyorum." Tuğrul mutsuz bir şekilde konuşurken vefakar bir kardeş olup abimin dertlerini dinlemekle meşguldüm. Alparslan bize çay ve kurabiye almaya gitmişti. Okul bitse de Küçük Ev'de sessiz sakin oturma şansı varken harcayacak değildim. Neyse ki tüm gereksiz ders çalışıyormuş gibi gözüküp günde üç cümleden fazla özet çıkaramayan tayfa yaz okuluna kalıp çekip gitmişti birkaç haftalığına. 

"Tıp okumak kolay mı Tuğrul, rahat bırak kızı. Hayatta kaldığına emin ol yeter. Çişe falan çıkıyor mu kontrol et."

"Çok mantıklısın gerçekten, teşekkürler."

"Ne demek, biliyorum." Ne kadar alçak gönüllü olduğuma değinmeme hiç gerek yoktu.

"Ay tükendim yemin ederim." Masanın ortasına sertçe konulan çanta ile Tuğrul da ben de hafifçe zıpladık. Bu sessiz ve ıssız yerde böyle bir atraksiyon beklemiyordu ruhlarımız. "Daha ilk senemde okumaktan tükendim." 

Bilge isyan ederek Tuğrul'un yanındaki koltuğa yığıldı. Zeki kız kim yanıma oturursa on dakikaya sıkıntıdan ona bulaşacağımı biliyordu tabii. O yüzden kurban Alparslan seçilmişti. Neyse önümdeki ikiliye de ayağımı uzatıp bulaşırdım.

"Kaç dersten kaldın dökül." Tuğrul azarlarcasına konuştu. Kendisi sene başında bölüme yeni başlayan Bilge'nin tecrübeli ağabeyi ilan etmişti. Gereksiz gereksiz artistlikler geliyordu bu sebeple arada.

"Ya Tuğrul, bir bırak ya. Bir nefes aldır. Sanki bilmiyorsun FIZ102 lanetini. Salladım tutmadı arkadaş."

Evet, FIZ102 İtü'nün en lanetli derslerinden biriydi. Ne anlatan hoca dersini anlardı ne de dinlemek için tüm beyin hücrelerini çalıştıran öğrenci. 

"Sallamayı ben öğretmeliydim sana. Ablan CB ile geçti o laneti." Kendimle övünmek istemezdim lakin bir sallama prosu olduğumu da reddetmeyecektim.

"Kes. Bir işe yaramayacağını ikimiz de biliyoruz. Zaten Baki gibi bir adamın sınıfına düşmüştüm. Tek suçum bir derste anlamaya çalışmak için beynimi yormak oldu. O an tüm beyin hücrelerim tamamiyle öldü ve sonuç görüldüğü üzere FF."

StalkerHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin