40.

22.3K 682 63
                                        

"Ben bakarım!"

Zilin çalmasıyla hızla koşup, kapıyı açtım. Gelen kişilerin, Cemil Amca ve Yalçın Amca olduğunu görmüştüm. Mutlulukla gülümseyip ikisine de sarıldım.

"Hoşgeldiniz! Ceyda teyze nerede?"

"Gün yapacaklarmış evde, bizde kaçtık geldik!"

Neşeyle güldüm, o sırada Çağlar yanımıza gelmişti.

"İyi yapmışsınız hadi geçin!"

İçeriye geçtiklerinde yemek masasına oturmuşlardı bile. Ocakta duran menemeni de alıp masaya koymuştum. Tam o anda midemin bulanması ile elimi ağzıma kapatmıştım. Öğürmemek için kendimi zor tutup hızla tuvalete koştum. İstifra edip midemi boşaltırken Çağlar yanıma gelmiş ve saçlarımı toplamıştı.

"Noldu bir anda? İyi misin güzelim?"

Kusmam bittiğinde, kafamı yavaşça onaylar biçimde sallamıştım. Ama hala midem bulanmaya devam ediyordu. Elimi karnıma koyup baskı uyguladım. Çağlar tedirginlikle bana bakıyordu.

"Sadece midem bulandı o kadar, üşüttüm sanırım."

Kendisinin yardımıyla ayağa kalkıp, tuvaletten çıktık ve mutfağa ilerledik. Beni dikkatle sandalyeye oturduktan sonra yanıma oturmuştu. O sırada Yalçın Amca'nın konuşmasıyla donup kalmıştım.

"Yoksa bir torun mu geliyor? He Cemil?"

Donuk olan bedenimde sadece kirpiklerimi kırpabiliyordum. Utançla yerimde kıpırdanmıştım.

"Baba, yok öyle bir şey!"

"Daha erken Yalçın. Bırak çocuklar biraz yaşlarının tadını çıkarsın."

Derin bir nefes alabildiğimde, masanın altında duran Çağlar'ın elini tutmuştum sıkıca. Bana bakarken, başım hala yerdeydi. Diğer elimi karnıma götürüp okşamaya başladım.

Bebek?

Hayır, hayır. Daha erkendi! Hemde çok erken.

Peki ya Çağlar? Yaşı otuzlardaydı. O çok istemesine rağmen beni düşünüyordu. Masadan aniden kalktığımda, bütün gözler bana dönmüştü.

"Kusura bakmayın, ben kendimi iyi hissetmiyorum. Müsadenizle biraz dinleneyim."

"Söylediğim söz yüzünden bana darılmadın öyle değil mi kızım?"

"Estağfurullah Yalçın Amca, ne darılması. Sadece üşütmüşüm, izninizle."

Yanlarından ayrıldığımda hızla odaya gidip yatağa uzanmıştım. Cenin pozisyonunda durup yorganı yüzüm kapanacak şekilde çektim. Gözlerim acıyordu. Halsiz hissediyordum. Hatta biraz kırgın. Neye kırgın olduğumu bilmiyordum. Belki de kendime kırgındım.

Yorganın altından beri yüzük parmağıma takılı olan yüzüğü elledim. Karanlıkta bile elmasını belli edip parlıyordu. Cidden yapabilir miydim evliliği?

Hele çocuk? Anında gözümün önüne gelen görüntüye gülümsemiştim. Çağlar'a benzeyen oğlumuz, etrafta koşup zıplıyordu. Kızımız bir köşede oturup babasının saçlarına tokalar takıyordu. Bu görüntü üzerine gözümden bir damla yaş akmıştı. Sıkıca kapattığım gözlerim, yorganın bir anda çekilmesiyle açılmıştı.

"Sevgilim?"

Elimle gözyaşlarımı sildim.

"Ağladın mı sen? Babam yüzünden mi?"

KORUMA MI? O DA NE? Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin