Murat...
Bora gittikten sonra uzun bir süre sahilde kalıp düşündüm soğuğa aldırmadan.
Gecenin içinde milyonlarca yıldızın arasında, en çok parlayanın ne denli şanssız olduğunu..
Ve kayıp giden bir yıldızın ne kadar şanslı...
Hayatta elimizden kayıp giden değerli ne varsa ,aslında kayıp gittiği değil,gittikten sonra durduğu yerin kıymetini daha iyi bildiğini, kalanların ise sadece gidenin arkasından bakmak zorunda kaldıklarını...
Ve benimde ellerimden kayıp giden yıldızımın ardından çaresizce bakakalışımı...
Sonunda kayan o yıldızın yanına gitmek vardıysa şayet, o zaman kalanların ışığından yararlanmalıydı.
Yeterince ışık aldığımdan emin olduktan sonra da yıldızımın peşinden bende gitmeliydim.Eğer doğru bir plan yaparsam Meral'e ya da anneme doğruları anlattırıp Hüzün'ümle kavuşabilirdim.
Sakin olmalı ve çok iyi düşünmeliydim. Hataya asla yer yoktu yapacağım planda. Ya bu plan ise yarayacak ve Hüzün'üme kavuşacaktım. Ya da O'nu uzaktan izleyerek yaşayacaktım. Tıpkı bir bitki gibi .
Her saniyesini tek tek düşünerek bir plan yaptım.
Düşmanına yakın olmak ,kazanmak için ilk adımdı. Bende bunu yapıp arabama atladığım gibi soluğu annemin yalısında aldım. Yolda yaptığım görüşmelerden sonra planım hazırdı. İlk iş annemin dünyasını başına yıkmaktı ve bu gerçekten işin en kolay kısmıydı. Saat gecenin bilmem kaçında olmasına rağmen avukatım ricamı kırmamış,dediklerimi sorgulamadan aynen yapmıştı. İlk iş kıyafetlerimi biraz dağıtmaktı.
Kapıda buluştuğumuzda avukatım Naci bey'den aldığım evraklarla hiç olmadığım kadar kendimden emin bir tavırla yalının kapısını çaldım.
Nedense hiç şaşırmamıştım,yine bilmem ne balosu adı altında, annem ve kendini gelini ilan eden Meral kendilerini konken masasında unutmuşlardı. Bazen babam'a öyle hak veriyordum ki ...
Yarı sarhoş, kokoş kadınların arasından geçip annemin olduğu masaya yöneldim. Konsantre bir biçimde oyun diye kumar oynuyordu ...
"Konuşmamız lazım "
Anne demeyeli uzun zaman olmuştu. Denedim ama yine yapamadım işte. İçimden gelmedi. Yüzüme şöyle bir baktı ve sözde arkadaşlarının yanında bozuntuya vermeden ..
"Ooooffff tatlım nişanlını arıyorsan bak ilerde . Ay ne tatlı değilmi?"
Aklınca etrafına caka satıyordu...
Allahım insan kendi annesinden nefret edermi?? Edermiş işte...
"Konuşmamız gereken şeyler var "dedim yüzüme sahte bir üzüntü takarak.
"Şu oyun bitsin konuşuruz tatlım, acelemiz yok öyle degilmi?"
Eğer bu anneyse, evladına bir kuru ekmek bulmak için akşama kadar çalışanlar neydi? Hasta olduğunda evladının başında sabahlayanlar ? Ya da onlar için canını hiçe sayanlar ??
Eğer benim annem bir anneyse, onlara haksızlık olmuyor muydu??Can damarından yakaladım bu kez...
"İflas etmemiz yeterince acil bir durummu acaba Yeter hanım ?"
Kulağına eğilip fısıltıyla söylediğim bu cümle ile adeta rengi uçtu, sahte gülümsemeyle ayağa fırladı ve ..
"İcerde konuşalım tatlım."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ALIN YAZIM
RomantizmBaşınıza her gelen şeyin KADER olduğuna mı inanıyorsunuz??? Adı KADER olsada , Bunu siz çiziyorsunuz... *Tüm hakları yazara aittir. Alıntı yapılamaz,kısmen veya bütün olarak hiç bir yerde paylaşılamaz ,kullanılamaz. * Yeni bölümler uzun ve akıcı şe...