Hüzün........
Hâlâ uyuyordu boyunu sevdiğim. Elimizden Senem yüzünden giden ihalelerden sonra bayağı bi sarsılmışlardı, Hem Bora hem de benim aşkım. Ama bu ihale şimdiye kadar olan en önemli ihaleydi ve eğer bunu alırlarsa ki ben emindim , bundan sonra hiç bir sorun yaşanmayacak ve şirket daha da güçlü bir şekilde dünya açılacaktı. Eğer telefonu çalmasa uyandırmayıp bi süre daha o güzel yüzünü izleyecektim .
Benden önce aldı henüz kapalı gözleriyle telefonu . Tabi el yordamıyla bulmasını saymazsak . Beni farkedince önce kucağını açtı sonra huzur için de kendimi bıraktığım kollarıyla sardı. Büyük güne iki gün kalmıştı, korku dolu geçirdiğim bir haftanın ardından bu zaman dilimi benim için ömürden ömür gitmesi idi. Zira ben geçen hafta öğrenmiştim bu ihaleyi ve o günden beridir de evdeki koruma sayısı iki katına çıkmış ve gelen telefonlarda önce özel bir şekilde kocama ardından da bana yönlendiriliyordu. Tabi beni arayan iki kişiden biri Soner diğeri Nermin anneydi. Zaten başka kimsem yoktu Hilo'yu saymazsak . Artık hiç bir şekilde benimle irtibata geçmiyordu. Aybars'ın sağlık haberlerini ve videolarını ise Bora'dan takip ediyordum.
Telefon Bora'dan geliyordu. Yine günde bin kez olduğu gibi o ihale ile ilgili olmalıydı. Dakikalar , saatler yetmez , bir ömür değil bin ömür yetmez böylece kocamın kollarında kalabilirdim. Ama inanılmaz bir şekilde içimde oluşan çikolatalı krep isteğini bastıramayıp Murat'ımı telefonuyla başbaşa bırakıp mutfağa gitmeye karar verdim . Doyamadığım dudaklarına bıraktığım küçük bir öpücükten sonra bana daha sıkı sarılan aşkımı bırakıp odadan çıktım. Tam merdivene doğru iki adım atmıştım ki birden omzumda hissettiğim buz gibi elle ayak parmaklarıma kadar buz tuttuğuma yemin edebilirdim. Bir an içimden Murat'ıma bıraktığım küçük öpücüğün karşılığını almak için arkamdan geldiğini düşünsem de bana dokunan elin soğukluğu bunun aksini haykırıyordu. Henüz arkamı dönmemle kaybolan tek şeyin sesim olmadığını anlamam ancak bir saniyemi almıştı.
Karşımda duran kişi hayatımı benden çalan o adi herifi.... Amcam...
Murat.......
"Her şey yolunda kardeşim, merak etme . Dosya çoktan hazır, sunum...."
Daha lafımı bitirmeden duyduğum büyük gürültüyle telefonu nereye ve nasıl fırlatıp kalktığımı hatırlamıyordum. Benimle birlikte merdivenin aşağı başına dikilen korumalar ve Sevgi dışında yerde boylu boyunca yatan birisi daha vardı. Karım...
Hemen aşağıya uçar adımlarla inip girdiğim şoktan çıkabilmek için bir yandan beynimi yakmak pahasına zorluyor, diğer yandan ona bişey olması ihtimali ile yerinden fırlayacak kalbimi sakinleştirmeye çalışıyordum.
"Birisi ambulans çağırsın... Hemen!!!!"
Hareket ettirmemeye çalışarak nabzını, kalp atışlarını ve yaralanma ihtimaline karşı da vücudunu inceliyordum . Ne olmuş olabileceği hakkında en ufak bir fikrim yoktu . ' ya eve birisi girdiyse?' ' yok canım kim buna cüret edebilirdiki ?
Kendine gelmesi için canını yakmamaya dikkat ederek tokat atmaya ve uyanması için seslenmeye başladım. Bir yandan da saate bakıp baygın kaldığı dakikaları sayıyordum.
Henüz iki dakika olmamıştı ki bebeğim gözlerini araladı. Ve yine her zamanki gibi bütün ısrarlarıma rağmen ayağa kalktı.
Bu arada ambulansın sireniyle şaşkın şaşkın bana baktı.
"Aşkım bu Ne?"
"Güzelim ambulans, iyi olduğunu biliyorum (?) Ama yinede emin olmak istiyorum."
Başka türlü zaten onu ikna etmek çok zordu. Hiç kötü olmazdı hep iyi idi ona kalsa . Ama bu basit bişey değildi. Merdivenden düşmüştü,basını çarpmış olması da bir olasılıktı ve bu olasılığı gözardı edemezdim.
O güzel gözlerini devirdiğinde ambulans çoktan kapıya yanaşmış ve içindeki doktor ve hemşireler eve girmişlerdi.
Ortalarda gözükmeyen bir hasta vardı ve onlarda şaşkınlıkla bize bakıyorlardı teker teker.
"Bir ihbar aldık beyefendi, bir düşme vakası."
"Evet karım merdivenlerden düştü ve bir dakika otuzsekiz saniye kadar baygın kaldı. Düşmesine sebep olan şeyi merak ediyoruz ve tabi bir hasar olup olmadığını da."
Gözlerini devirip bana bakması bu kararından vazgeçmeme engel değildi tabiki. Otoriter bir ses tonu kullanmaya çalışarak ikna etmek pek kolay olmasada sonunda çaresiz kabul etti. Birlikte ambulansa binip hastaneye doğru giderken selimi arayıp arabayla arkamızdan gelmesini tembihledikten sonra, sürekli iyi olduğunu söyleyen karımla ilgilenmeye başladım,taaki hastaneye ulaşana kadar.
Yapılan bir sürü tetkikten sonra, sonuç koskoca bir hiç !!! ti. Yani karımın herhangi bir sağlık sorunu yoktu. Düşmesine sebep olan şey anlık bir halisünasyona bağlı denge kaybı olarak kayıtlara geçmişti. Her ne kadar içim rahat etmesede Hüzün'e belli etmemek için çok çaba sarfederek tansiyonla alakalı olduğunu söylemiş ama bunun için daha detaylı bir kaç test gerektiğini de vurgulamıştım. Doktorla konuştuktan sonra onun detaylı bir muayeneden geçmesi konusunda anlaşmıştık. Çekilen röntgen, mr ve alınan kan tahlilleri sonucunda ortaya çıkan sonuç ise hayatımın süprizi olmuştu benim için.
Onu sürekli rahatsız eden, geçmişiyle alakalı olduğunu düşündüren halüsinasyonlar ve daha bir sürü sıkıntı. Büyük ölçüde psikolojisinin bozduğu hormonlardan kaynaklanıyordu. Doktor en son olarak beni yeniden odasına çağırdığında tedavi amaçlı konuşacağını düşünerek rahatlamaya çalışıyordum. Oldukça düşünceli bir şekilde bana oturmamı söyledikten sonra sanki yüzünden okuyabilirmişim gibi dikkatle bakmaya başladım. Sonunda konuşmaya karar vermiş olmalı ki...
"Bu durum pek sık karşılaştığımız bişey değil malesef Murat bey."
"Sizi dinliyorum" dedim merak ve heycanla..
"Eşiniz, "kısa bir duraksamadan sonra devam etti..
"Aslında çok.... zor ve....karışık. tedavi için... " cevap beklediğimi biliyordu ama bu duraksamalar beni daha çok geriyordu . Istemsizce sesimi yükseltip..
"Sizi dinliyorum,artık birşey söyleyecek misiniz?"
"Tamam sanırım en iyisi konuya direk girmek. Murat bey sizinle meslektaşız ve anlayacağınızı umuyorum. Eşiniz... hamile!!!"
Sanırım hayatımın dönüm noktası bu andı. Dünya üzerime doğru eğilmiş ve hareket ettiğim an yerlebir olacakmış gibi hissediyordum. Ne üzülüp ne sevineceğimi bilmez bir halde boş boş bakmaya devam ettim bir süre. Kendimce kafamda sebep-sonuç ilişkisi kurmaya çalışıyordum. Nasıl olacaksa....
"Halüsinasyonlar dediniz. Bu sonuca nasıl vardığınızı sorabilir miyim ?"
"Elbette eşinizi ilk muayene ettiğimde bir an bana 'sakın bana dokunma pislik, ' diye bağırdı. Sonrasında toparlanıp özür diledi. Bu da beyninde bir türlü çözemediği sorunları olduğunu gösteriyor. "
Aldığım nefesin ciğerlerime ulaşmasını beklerken, az önce duyduğum o büyük müjdenin keyfini dahi sürememiştim. Baba oluyordum ama buna sevinmek için öncelikle karımın iyi olması lazımdı. Ve bunun içinde öncelikle olarak Hüzün'ün babasını bulmalıydım. Doktora teşekkür ettikten sonra odadan çıktım. Önce Ayhan abiyi aradım ve hemen Vatan hastanesine gelmesini söyledim. Ardından da Selim'i arayıp derhal araştırmasını hızlandırmasını istedim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ALIN YAZIM
RomanceBaşınıza her gelen şeyin KADER olduğuna mı inanıyorsunuz??? Adı KADER olsada , Bunu siz çiziyorsunuz... *Tüm hakları yazara aittir. Alıntı yapılamaz,kısmen veya bütün olarak hiç bir yerde paylaşılamaz ,kullanılamaz. * Yeni bölümler uzun ve akıcı şe...
