34

2.5K 138 215
                                    


Karanlık yolda ilerlemeye devam ederken kilitlenmiş bir yüz ifadesiyle geçip giden ağaçları sayıyordum.

İstanbul'a dönmek için yola çıkmış, yaklaşık 2 saattir mola vermeden yüksek bir hızda ilerlemiştik. Doğu sabaha doğru İstanbul'da olacağımızı söylemişti. Ona pek bir şey belli etmeden, sessiz kalıp geçiştirerek bildiklerimi gizlemiştim.

Ama kafamda kendi kendine konuşan sesi susturamıyordum.

Yaşadığım başarısızlık ve kendimi suçlama sürecim; kendimde sürekli hatalar bulmam, kendimi sorgulamam, Hülya ile aramda bir savaş başlatmam ve bu uğurda neredeyse hayatımı feda etmem, sırf Doğu'dan o stajyerliği alabilmek adına o her ne istiyorsa yapmam ve sonucunda bunların olması... Çok uzun süredir bu evde tutulmam, bana kendi hayatıma dair söz hakkı verilmemesi, Doğu'nun ailesi ve Doğu tarafından manipüle edilmem, Doğu her ne istiyorsa onu yapmak zorunda kalmam ve karnımdaki bu bebek... 

Doğu bunların hepsini adım adım planlamış ve gerçekleştirmişti. 

Beni avuçlarının içindeki bir suda yüzdürmüş, zamanla parmaklarını avucuna yaklaştırarak beni kıskacına almıştı, devamında da bana gidecek hiçbir yer ve söyleyecek hiçbir söz bırakmadan planlarını hayatıma kurup aktarmıştı.Ne plan ve hayal kurduysa hepsini bir bir gerçekleştirmişti. 

Ben de onun senaryosunu yazdığı, başrolüne kendisini koyduğu bu filmi bölüm bölüm yaşamıştım işte.

Eminim ki Doğu'nun benimle alakalı yaptıkları, arkamdan yönettiği şeyler sadece ders notlarımla alakalı değildi, çok daha ilerisinde korkunç şeyler yatıyordu, Batuhan bana sadece dağın görünen kısmını gösterebilmişti-ki eminim Doğu'dan Batuhan da korkuyordu.

"İyi misin?" Doğu'nun sert sesini duyunca aniden irkilerek ona doğru döndüm. Sessizliğimden sıkılmış bir tavırdaydı.

"Ne?"

"Suratın bembeyaz," dedi. "Hiç konuşmuyorsun. İyi misin?"

"İyiyim," dedim oturduğum yerde toparlanıp. Geçiştirmem gerekiyordu. Bu yüzden ona bir şey belli etmemeliydim. "Dalmışım."

"Dalmış gibi değilsin İkra," dedi Doğu bu halimi anlamış olacak ki. "Kafanın içinde uzun uzun bir şeyler hesap ediyor gibisin."

Birkaç saniye sessiz kaldım. Ne diyeceğimi bilmiyordum hatta bana dokunsa ağlayacak gibiydim, benimle uğraşmasını istemiyordum.

"Bir şey düşündüğüm falan yok," dedim açıkça. Önüme dönmüş, kollarımı göğsümde birleştirmiş ve yeniden camdan dışarı bakmaya başlamıştım. "Benimle uğraşma Doğu. Uykum var."

"İstanbul'a gittiğimizde kaçma planı falan yapmıyorsundur umarım?" Ona bakmadığım halde bakışlarının bir bana, bir yola döndüğünü anlamıştım. "Böyle bir şeye kalkışman senin için felaketle sonuçlanır da çünkü."

"Beni tehdit etme Doğu," dedim sıkılmış bir sesle.

"Cidden böyle bir şeyi düşünmüyorsun değil mi?" Hala bakışları bir yola, bir bana dönüp duruyordu. Kızışmıştı. "Yozgat'ı şimdiden özlemiş gibisin?"

Beni hala tehdit ettiği için gözlerimi sımsıkı kapatıp açtım ve derin bir nefes aldım. Beni kontrol etmesinden, tehdit etmesinden, onun istediği dayatılmadığı zaman şu korkunç zorundalıklarını üstüme yıkmasından öyle bıkmıştım ki.

"Doğu." diye adını söyledim sert bir sesle. "Kaçmayı falan düşünmüyorum. Beni tehdit etme." Duraksadım. Aklımı bulandıran ve beni korkutan başka bir korkum boğazıma dayanmıştı. "Babaanneme ne diyeceğimi düşünüyordum."

laylaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin