51

2.5K 152 154
                                    

Doğu ve Batuhan.

On iki yaşından beri birbirine 'kardeşim' diyerek büyümüş; İstanbul'da aynı ortaokul ardından aynı lise, aynı üniversite, Amerika'da aynı okul, aynı ev; Amerika'dan döndüklerinde İstanbul'da beraber bir yaşantı kurmuşlardı. Onları ne zaman görsem birbirine 'kardeşim' diyerek sarılır, birbirlerine canlarını emanet eder, sağ kolu olarak görür, kötü ya da iyi bir şey olduğunda ilk birbirlerini arar ve çağırırlardı. İlk birbirlerinden yardım isterlerdi. İlk birbirlerine olanları anlatırlardı. Sadece birbirlerinden akıl alırlardı.

Doğu, İzoğlu'nun varisi olmasına rağmen Batuhan'ı hiç yanından ayırmamıştı. Batuhan bir yandan oyunculuk yapıyor, bir yandan da Doğu'nun sağ kolu olarak şirkette görev alıyordu. Onların bağları iş olarak sınırlı değildi. Bir kere Doğu'nun Batuhan'a şöyle dediğini duymuştum: "Sen bana kardeşimden yakınsın." Batuhan da şöyle cevap vermişti: "Konu sen olduğunda gözüm kapalı ölüme bile giderim kardeşim."

Birbirlerine şöyle dediklerini biliyordum: "Sen benim bu hayatta seçtiğim kardeşimsin."

Doğu kendi işi olduğunda beni Batuhan'a emanet eder, 'kapının önünde Batuhan duruyor korkmana gerek yok, okul çıkışı seni Batuhan alacak, seni Batuhan bırakacak, ihtiyacın olur da ben gelemezsem hemen Batuhan'ı ara' diyerek ona ne kadar güvendiğini ve beni, bazen kendi ailesini, Alara'yı, şirketini, hisselerini, varlığını, arabalarını gözü kapalı teslim ederek ne kadar güvendiğini gösterirdi. Doğu'nun bu hayatta güvenip sırtını yasladığı tek kişiydi Batuhan. Bana, kendi annesine babasına, abisi Güney'e bile bu kadar güvenmemişti. 

Şimdi böyle bir kardeşlik, 16 yıllık bir mazi, böylesine bir bağ darmadağın oluyordu. 

Saat sabahın dokuzu olmuştu ve Doğu evden çıkıp gideli dört saat gibi bir şey geçmişti. Sorularıma cevap vermemiş, evden fırlamış, evin kapısını üzerime defalarca kilitlemiş ve hemen döneceğini söylemişti. Batuhan hakkında bir sürü soru sormuş olmama rağmen cevap vermemişti. 

Ben de 1-2 saat uyuyup uyanmıştım çünkü olanları merak ediyordum. Doğu Batuhan'a ne yapmıştı? Ne söylemişti? Konuşmasına izin vermiş miydi, verdiyse Batuhan ne demişti? Tepkisi ne olmuştu? O kadar çok soru vardı ki merak ettiğim...

Daha fazla yatağın içinde dönüp duramadım ve kalkıp mutfağa geldim. Endişeli ve merak doluydum. Biraz cookie ve süt, biraz da Doğu'nun dün gece getirdiği ayçöreği, tahinli kurabiyeler, baklavalardan yiyerek Doğu'yu bekledim ve saat 10 olmuştu. Acaba başına kötü bir şey mi geldi? diye düşünmeden edemiyordum.

Evin kapısının açıldığını duydum ve gözlerimi sımsıkı kapattım. Geriliyordum. Onu benimle de bir kavga bekliyor muydu bilmiyordum ancak böyle bir şeye ne onun ne de benim enerjim olmadığını biliyordum.

Mutfaktan çıktığımda onu gördüm. Gözleri uykusuzluktan ve yaşadıklarından derin bir çanak halini almış, ellerinde kuru kan izi, sweatinde yine birkaç kan damlası vardı. Görüntüsü korkutucuydu. 

Çekiniyordum ama bunu ona belli etmeden "Doğu?" dedim. "Neredeydin? Ne oldu?"

Üstündeki sweati başından hızlıca çıkarıp yine duş almak için banyoya giderken sorumu yanıtlamamıştı. Banyoya gidip duşa girdi. Ben de zaten çok fazla şey yaşadığı için onu ve kendimi zorlamak istemedim. 

Doğu dün çok, çok zor bir gece geçirmişti; önce annesinin evine belge imzalatmaya gitmiş, orada akrabalarıyla girişmişti; sonra kız kardeşinin aşırı doz haberi gelmişti, yine hastanede bir kavga çıkmıştı, şimdi de yıllardır 'kardeşim' dediği adamın ihanetini öğrenmişti. 

laylaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin