ÜÇÜNCÜ ŞAHIS
Cezbedici.
Beste karşısında oturan kusursuz adamın portresini özenle çizerken bu tek kelime düşüncelerini ele geçirmiş vaziyetteydi.
Onu muhtemelen boş bir gününde yaratmış Tanrı bile işi bittikten sonra onu takdirle izlemiş olmalıydı.
Boran'dan önce, erkek cinsine hayranlık duyma gibi bir eğilimi olmamıştı.
İlk ve orta öğretim yıllarında onlarla elbette etkileşime girmişti ama hiçbiri onda bu kadar olumlu duygular uyandırmamıştı.
Boran'nın onda uyandırdığı duygular Kaan'ın uyandırdıklarından çok farklıydı.
Kaan huzur veren dostane bir enerji yayarken, Boran ürpertici olmasının yanı sıra tanıştığı insanların zihnine çabasız bir şekilde kazınma gibi bir büyüye sahipti.
Beste'nin aklına Kaan'ın gelmediği günler olsa da Boran Ozansoy'la tanıştığından beri zihnine musallat olan büyüleyici kehribar gözlerini düşünmediği bir an olmamıştı. Ve bu onu korkutuyordu.
Beste çıkardığı işe bakarken kendinden memnun bir ifadeyle gülümsedi. Düz siyah saçlarından, uzun kirpiklerine ve dolgun kırmızı dudaklarına kadar Boran'ı kusursuz çizmişti. Her detayını özenle kâğıda aktarmıştı.
Tanrı da böylesi bir sanat eserini tamamladığında tam olarak bunları hissetmiş olmalıydı. Bu kusursuz ~insanı açıkça özene bezene yaratmıştı.
"Bitti, gel bak." Beste heyecanla sırıtırken modelinin derin bir uykuda olduğunu fark etti.
Kaslı kolları hâlâ göğsünün üzerinde gevşekçe birbirine sarılmışken nefes alıp verişi sabitti. Beste onu sessizce izlerken onun için bir anlığına üzüldü.
Bu sempati duygusunun kaynağını anlayamasa da bunun annesinin olabilecek en trajik şekilde intihar etmesi olabileceğini düşünüyordu.
Boran dışarıdan her zaman sağlam görünüyordu ama Beste altı yıl boyunca dağılmış annesiyle yaşadığı için dağılmanın neye benzediğini biliyordu ve o da babasının vefatından sonra bir nevi dağılmıştı.
Bu yüzden hüzne aşina olduğu için üzgün bir insanı okuyabilmesi zor değildi. Boran derinlerde bir yerlerde acı çekiyor olmalıydı ve kimse onu aksi yönde ikna edemezdi.
Beste sessizce ayağa kalkıp eskiz defterini göğsüne bastırarak ona doğru yürüdü. Yatağın kenarına oturup zümrüt gözleriyle Boran'nın kusursuz yüzünü inceledi.
Kapalı göz kapaklarının üzerine kalın bir gölge düşüren kirpiklerine bakarak usulca gülümsedi. Ve aklına hiç olmayacak bir soru düştü. Kirpiklerinin hissi nasıl?
Bunun tuhaflığını sorgulamadan onun zarif kirpiklerinden birine dokunmak için uzandı.
Parmak ucunu onun kusursuz kirpiklerinde gezdirirken ne kadar yumuşak olduklarını fark edince kalbi hızlandı. O gerçek olamayacak kadar mükemmel.
Tek dokunuş ona yetmemiş gibi parmağını diğer gözüne uzatıp oradaki kirpiklerini de okşadı.
Ama Beste kirpiklerini okşar okşamaz Boran onun bileğini aniden kavradı.
Uçsuz bucaksız ruhsuz kehribar gözlerini yavaşça açarak onun afallamış ifadesine baktı. Kıstığı puslu gözleri gerçekten uyuyakalmış olduğunu gösteriyordu.
Beste tek kelime etmeden mahcubiyetle ona bakarken kıpkırmızı oldu. Kendisine kızgınlığı yetmezmiş gibi Boran kaçınılmaz olanı dile getirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAVRUK RUHLAR
Teen FictionTaş kalpli ve duygusuz ikinci sınıf öğrencisi Boran Ozansoy, naif birinci sınıf öğrencisi Beste Gök'le tanıştığı ilk gün onu yatağa atmayı kafasına koyar. Bundan habersiz Beste, Boran'ın büyülü cazibesine kapılarak karakterinin dışına çıkmaya başlar...
