45- Sen Başkasın

4.8K 177 10
                                        

Boran bir sosyopattı. Filmlerde böyle karakterler izlemiş olsam da gerçek hayatta bir sosyopatla karşılaşacağım aklıma gelmezdi.

Bu onun empati duygusundan ve insani tüm duygulardan yoksun olduğu anlamına geliyordu. Kimseye değer veremiyor, güvenemiyor ve maalesef kimseyi sevemiyordu.

Tam da bu yüzden kızları kullanıyor ve bana benden hoşlandığını söyleyemiyordu.

Artık geçmişini bildiğim için beni en başında yatağa atmak istemesinin onun elinde olmadığını anlayabiliyordum.

Okuduklarımdan ya da izlediklerimden sosyopatların şiddet yanlısı olabileceğini biliyordum ve bu da onun asabiliğini ve bir öfke anında birini bıçaklamaya kalkabileceğini açıklıyordu.

Ayrıca mükemmel suçlular olduklarını da biliyordum. İnsanların onu yargıladığı tüm bu özellikler onun kontrolü dışındaydı ve bu olumsuz eleştirileri hiç hak etmiyordu.

"O kadar mı şaşırdın?" diye sorduğunda dalgın düşüncelerimden sıyrıldım. "Seni korkutmak istememiştim ama sen sordun, ben de söyledim."

Başımı iki yana salladım. "Yapmayacağım."

Şüpheci bir ifadeyle bana baktı. "Ne yapmayacaksın?"

"Seni terk etmeyeceğim. Bu duyduklarım seni bırakıp gitmem için yeterli değil."

Tamamen bana dönerek, "Ne yeterli olur?" diye sordu. "Birini öldürmem yeterli olur mu?"

Beni korkutmaya çalışsa da korkmuyorum.

"Hayır," dedim. "Hiçbir şey seni terk etmem için yeterli olmayacak."

Cevabım üzerine gözle görünür derecede rahatladığını fark ettim.

"Yine de sözlerine güvenemiyorum," diye mırıldandı. "Daha önce de bana söz vermiştin."

"Öyleyse mühürlemek ister misin? Kalem kâğıt yerine geçebilecek bir şeyle?"

Bana baktı. "Ne gibi bir şeyle?"

Hiç düşünmeden ona yaklaşıp dudaklarına yapıştım.

Hazırlıksız yakalanınca şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Ama kısa bir an sonra gözlerini kapatıp öpücüğüme karşılık verdi.

Bu, sekse zemin hazırlayacak bir öpüşme değil yavaş ve nazik bir öpüşmeydi. Bu, ona olan sadakatimin göstergesi ve karanlık sırlarını bilmememe rağmen onun yanında olacağımın bir güvencesiydi.

Geri çekildiğimizde bana bakıp gözlerimi okumaya çalıştı.

Yutkundum. "Sözleşme mühürlendi."

Tam ondan uzaklaşacakken kolumu kavrayıp beni kendine çekti. Göz göze geldiğimiz anda ruhlarımız birbirine bağlanıyor gibi hissettim.

"Az önce ne yaptığının farkında mısın?"

Başımı onaylarcasına salladım.

"Az önce kendini bana teslim ettin," diye fısıldadı. "Bu ruhunu satmaktan farksız."

"Ama ruhum hâlâ bende," diyerek usulca gülümsedim.

Sırıttı. "Öyleyse bana ne vermiş oldun? Kalbini mi?"

Keşke tanıştığımız günden beri kalbimin ona ait olduğunu bilseydi. Ama bunu ona söyleyemezdim. Bunu şimdi hissedemezdi, değil mi?"

"Anlamadığım bir şey var."

"Neymiş?" diye sordu saçlarını geriye iterek.

"Kimseye değer veremiyorsun, değil mi? Ama o gün yemekhanede Nisan için Kıvanç'ı dövdün. Bunu Nisan'a değer verdiğin için yapmadın mı?"

SAVRUK RUHLARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin