Zorla kimse kimseye kendini sevdiremez. Aşkı kimsenin kabine koyamaz, tohum atıp kök salmasını bekleyemezsiniz. Kalp istediğini seçer. Feriştahı gelse o kalp mühürlü ise başkasına giremez o kalbe. Ağzıyla kuş tutsa, denizi yarsa hatta kendini parçalara ayırsa kalbi kapalı kişinin kılı bile kıpırdamaz.
Melek kocasının kalbine girmeyi hayal etmemişti ki zaten. Yatağına girmek aklından bile geçmemişti ama yapmıştı. O gece hangi akla hizmet o deliliğe katılmıştı diye sorgulamıyordu bile. Aklın ve mantığın uçup gittiği bir delilik anı yaşanmıştı ve bitmişti.
Ertesi sabah bedenini esir alan acılar ve ağrılarla yapayalnız uyandığında Yavuz'un ilk ve son derken ne kadar ciddi olduğunu da idrak etmeye başlamıştı. Ilk ve son sevişmeleriydi o gece. Hatta Melek diye birinin varlığını kaale aldığı ilk ve son seferdi.
Melek odasından çıkıp günler sonra aşağı indiğinde konaktakiler şaşkınlıkla karışık bir sevinç yaşamışlardı. Kız kahvaltı masasına oturmuş, kısacık da olsa havadan sudan konuşmalara katılmıştı. Bu ufacık değişim bile umut ve sevinç vermişti aileye. Melek o zaman fark etti işte Yavuz'un içinde ve kafasında kendiyle ilgili sayfayı kapattığını.
Galip ağa her zamanki gibi çağırınca aşağı inip kahvaltıya katılan kız yanına oturmasına Yavuz en ufak bir tepki vermeden günaydın deyip kahvaltısına devam etmişti. Işe gidene kadar masadakikerle konuşmuş, Ceylan'a şaka yollu takılıp, Reha ile muzip şekilde dalga geçmişti.
Melek ortaya görüşürüz deyip evden çıkan kocasının kendine ne var ne yok gibi davranmasının yeni bir evrenin başlangıcı olduğunu ilerleyen zaman içinde daha iyi anlamıştı.
Üniversitedeyken en iyi arkadaşı Berrin de dahil pek çok kızın başına geldiğine şahit olduğu hazin şey onun da başına gelmişti. Acayip bir elektrik alıp, güçlü bir çekimle beraber oldukları erkekler arayıp sormaz olurdu. Mesajlara cevap vermeyip, telefonlara çıkmazlardı. Önce sosyal medya hesaplarından silerler, numarayı engellerler ve görmemek için farklı mekanlara gitmeye başlarlardı. Görünce ise görmezden gelirlerdi. Yatıp elde ettikten sonra biten heves ve sıkılan erkek sendromunun klişe seyriydi bu. Geriye erkeğin çentiği olmaktan öteye geçemeyince tek gecelik ilişki olduklarını er ya da geç anlayan kızlar kalırdı.
" Giderken etajere para bıraksa tam olacakmış."
Melek, kızların piç kurusu şerefsiz sınıfına atlayan erkeğin yatıp başından attığı kız kankilerini teselli edip desteklerken sıklıkla duyduğu cümleyi Yavuz için söylediğini fark edince iç çekmişti.
Kucağında dolaştırıp, gazını çıkarttığı ufaklığın bebek kokan mis gibi saçları arasına burnunu gömüp bir öpücük bıraktıktan sonra mırıldanmıştı .
" Sen büyüyünce amcan gibi süzme bir şerefsiz olma sakın ufaklık tamam mı?"
Zumra sütü yetmediği için süt ısıtarak hazırlayıp, biberonlara doldurmuş halde odaya girince duymuştu Melek'i.
" O şerefsiz Reha değil sanırım. Baş harfi Yavuz olsa gerek. "
Gülerek yanlarına gelip, oğlunu kucağına almıştı. Yatağa oturup beslemeye başladığında yanına eliyle patpatlayıp Melek'i davet etmişti.
" Genel olarak erkeklerden bahsetmiştim aslında."
" Yavuz adını duyduğuma eminim ama ben. Ne yaptı o dingil ? "
" Boşver, konuşmaya değmez."
Melek iştahla sütünü içen bebeğin saçlarını okşamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Buzdan Kalp
Romansa"Mecbur kaldım. Ben kabul etseydim abimle evlenecektin ama o zaten evli ve eşi hamile. Ikisi de buna dayanamazdı. Evet demeseydim erkek kardeşim mecbur kalacaktı ama deli gibi sevdigi bir kızla nişanlı. Olur demeseydim kız kardeşimi abinle kaçtı di...