(Multi alıntı.)
Ömer'in son yaptıklarından sonra 1 hafta boyunca onu görmedim . Resmen bir adamın bacağına sıkmış ve kendimi kaybetmiş bir şekilde öldüresiye dövmüştü .
Bu sırada annemlerde eve geri gelmiş ve benim kısa süreli , tadını çıkartamadığım özgürlüğüm sona ermişti . Pelin eve geldiği için odamı rahat kullanamıyordum , yine evde ki bütün işler bana yıkılıyordu .
Bulaşıkları yıka Defne , sofrayı kur Defne , çay ver Defne , yemeğe yardım et Defne , yerleri süpür Defne ...
Bütün gün markette çalışmanın üzerine , babamın bitmeyen homurdanmaları , annemin azarlamaları gerçekten çekilmez bir hal alıyordu , onların bu kadar üstüme gelmesi ve benim içime atmam da beni ayrı yoruyordu . Bir gün sabrım taşacak ve gün boyunca hıçkıra hıçkıra ağlayıp onlara karşı içimde ne varsa hepsini söyleyecektim .
Çayları koyup anne ve babama verdikten sonra "Leylalar 'a gidebilir miyim ?" diye sordum. Aslında Leylalar 'a falan gitmeyecektim sadece dışarıda biraz hava almak istiyordum .
Babamda annemde bir süre yüzüme baktıktan sonra "Nereye gidersen git." dediler . Ah , gerçekten beni çok (!) umursuyorlardı .
Kalbime yüklenen ağırlıkla , sessizce başımı sallayarak portmantoya yöneldim ve montumla ayakkabımı giyip , çantamı aldım ve hızla evden çıktım .Evet onların bana hakaret etmesine , işe yaramazın teki olduğumu söylemelerine alışmıştım ama beni bu kadar umursamamaları ... İşte bu her ne kadar nefret etsem de canımı yakıyordu .
Yavaş adımlarla merdivenlerden inerken , yukarı çıkmakta olan Ömer 'le karşılaştım . Onu bir haftadır hiç görmeyip , yeniden görünce huzursuzca nefesimi bıraktım. Her zamanki gibi çok yakışıklı ve heybetli gözüküyordu . Güzel kokusu aramızda birkaç basamak olmasına rağmen burnuma gelmeye başlamıştı .
Kafasını kaldırdığında bakışlarımız kesişti . İfadesiz yüzünden hiçbir şey anlaşılmazken , boş bakan gözleri yutkunmama sebep oldu .
Hiçbir şey söylemeden sessizce yanımdan geçti . Ah , bunu beklemiyordum . Genelde benimle alay eder ya da küçümser bir tavırla gülerdi ama şimdi... Buraya taşındığı ilk günlerde olduğu gibi fazlasıyla soğuk , ulaşılmaz ve sessizdi . Aynı zamanda da insanı sarsacak kadar ifadesiz ve anlaşılmaz .
Başımı sallayarak düşüncelerimden kurtulurken merdivenlerden inmeye devam ettim . Ömer William İplikçi , gerçekten ilginç bir adamdı .
Apartmandan çıktıktan sonra , soğuk hava ve gece karanlığına aldırmadan biraz dolaştım . Evde olmaktan çok daha iyiydi .
Tekrar apartmana vardığımda , içeri girmek yerine kaldırıma oturdum ve dizlerimi kendime çektim . Alnımı dizlerime yaslarken , sıkıntıyla nefesimi bıraktım . Resmen evime gitmek istemiyordum ... İstenmediğimi bilerek .
İstenmemek ne garip bir şeydi böyle ... İnsan ne kadar inkar etse de canını yakıyordu . Değersiz hissettiren , insanın boğazında kocaman bir yumru oluşturan bir sis bulutu gibiydi .
Apartman kapısının açıldığını duyduğumda başımı kaldırmadım . Ta ki , Ömer 'in güzel kokusu burnuma dolana kadar .
Yavaşça alnımı dizlerimden kaldırdım ve ters bir şekilde ona baktım . ''Ne var ? Niye geldin yanıma ?'' Yanıma oturmuştu .
İfadesiz bakışlarını bana çevirdi . ''Sana söylemem gereken bir şey var .''
Kaşlarımı çatıp ''Evet ?'' dedim .
Sıkıntıyla nefesini bıraktı. Önce sakallarıyla oynadı sonra da ensesini sıvazladı ve itiraf etmek gerekirse bu çok hoş ve ona yakışan bir hareketti . ''Hani bu geçen benim için telefonunu aldığın Hakan denen herif var ya , her yerde seni arıyor .''
Gözlerim büyürken ve ağzım şaşkınlıkla açılırken ''Niye ?'' dedim .
''Senin onu öylece bırakıp gitmeni kaldıramamış , biraz etkilendi galiba senden . Bir de onun telefonundan bilgiler aldığımı anladı .''
Şaşkınlığım içimi yakıp kavuran bir öfkeye dönüşürken ''Peki ben ne yapacağım ?'' diye tısladım. Ömer bunu umursamayıp , rahat bir tavırla ''Ona adını söyledin mi ?'' dedi .
''Hayır söylemedim . Yani yalan söyledim , Hazal dedim .''
Dudaklarının kenarı kibirle kıvrıldı . ''Ara sıra kafanı çalıştırıyorsun kızıl kafa . Bak işte bu beni şaşırttı .''
Sinirle ona bakarken , yumruklarımı sıktım . ''Bence sus Ömer .''
Kafasını iki yana sallayarak keyifsizce güldü . Ah , gerçekten çok güzel bir görüntüydü ... Nasıl bu kadar güzel gülebiliyordu ? Keyifsiz olduğunda bile böylesine güzel gülmeyi nasıl başarıyordu ?
Biran düşündüklerimden dolayı yanaklarım kızardı ve bakışlarımı kaçırdım . Ama onun bana pür dikkat bakması daha da kızarmama sebep oluyordu .
''Yanakların kızarmış . Üşüdün mü ?''
Kafamı olumlu anlamda sallayarak yalan söyledim . Ona 'Bir an gülüşünün güzelliği karşısında kalakalmak beni utandırdı .' asla diyemezdim .
Acaba bir haftadır neredeydi ? Merakıma yenik düştüm ve ''Bir haftadır hiç görmedim seni .'' dedim .
Alayla bir tebessüm oturttu dudaklarına . ''Beni özlediğini biliyordum .''
Yapmacık bir şekilde ''Hasretinden gözüme uyku girmedi .'' dedim .
Bu söylediklerim yüzünde ki sırıtışı genişletirken ''Hasretimden gözüne uyku girmeyen tek kız sen değilsin kızıl kafa .'' dedi kendini beğenmiş bir şekilde . Söylediklerinin altında ki imayı sezince ona dil çıkardım .
''Çocuk gibisin , '' Yeniden bana bakarak güldü . ''Kızıl kafalı , küçük bir kız çocuğu .''
''Hiçte bile !'' Dayanamayıp bende gülmüştüm . Küçük bir kız çocuğu gibi falan değildim . Gayette olgun bir kızdım .
''Defne ?'' Duyduğum sesle gülüşüm yavaş yavaş soldu . Başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüş gibi hissederken hemen arkamı döndüm . ''Pelin ne işin var burada ?''
Kapıya yaslanmış bir bana bir Ömer 'e bakan Pelin 'in gözlerinin Ömer 'e bakarken ayrı bir hayranlıkla parladığını görebiliyordum .
''Asıl senin burada ne işin var ? Leylalar 'a gitmemiş miydin sen ? Ah , işte şimdi sıçtın Defne !
''Evet ,'' dedim soğukkanlı gözükmeye çalışarak . '' Ama geldim .''
Bakışları Ömer 'e kayarken gülümseyerek ''Merhaba ,'' dedi . Benle Ömer 'i kapının önünde baş başa otururken görmeye pek aldırmış gibi gözükmüyordu . Ayrıca bu kadar kısa sürede Leylalar 'ın iki sokak yakınına bile ulaşamayacağımı hesap etmeyecek kadar da aptaldı .
Ömer yüzüne çarpık bir gülüş yerleştirdi. ''Merhaba , Pelin .'' Pelin 'in ismini vurgulu ve insanın içine işleyen pürüzlü sesiyle öyle güzel söylemişti ki bir an benim adımı da böyle söylemesini istediğimi düşüneceğim zannettim .
Pelin güzel bir kızdı . Benden çok daha süslü giyinir , dış görünüşüne çok daha önem verirdi . Bir sürü makyaj malzemesi ve bakım kremleri vardı . Fiziği de fena sayılmazdı . Benim vücudum onunkinden biraz daha zayıftı ama Pelin asla şişman ya da balık etli değildi . Benle aynı boydaydı . Kahverengi orta boy saçları vardı ve ona yakışıyordu .
O Ömer 'e ışıl ışıl bir gülümseme gönderirken bir an kedimi öyle kötü ve ikisinin yanında fazlalıkmış gibi hissettim ki koşa koşa kaçmak geldi içimden .
Ve işin ilginç tarafı Ömer 'de ona güzel bir gülümsemeyle bakıyordu ama beni şaşkınlığa uğratan asıl şey bu değildi .
Beni asıl şaşkınlığa uğratan ; içimde filizlenen ve sebebini bilmediğim incinmişlik ve gördüğümü hazmetmede yaşadığım problemdi . Pelin , onun bu bakışlarını hak edecek hiçbir şey yapmamıştı .
Sanırım , kırılmıştım .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fanfiction''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
