Multi alıntı.
Ömer William İplikçi .
Kömür gözlü , her daim dik duran , heybetli ; 27 yaşında olmasına rağmen olgunlukla parlayan , zekasıyla sobeyken bile ebe olabilen güzel genç adam .
Şimdi kendisine doğrultulmuş olan silahların önünde de dimdik duruyordu . Semih'in bir komutuyla kurşuna dizilebilirdi . O saniye , hiçbir yere kaçamadan ölebilirdi . Ama yine de yenilgiye dair hiçbir şey yoktu onda .
Yüzüne oturan hafif tebessümle cebinden sigara paketini çıkardı . Sessizdi . Hiçbir şey söylemiyordu, sadece orda kimse yokmuş gibi paketten sigarayı çıkardı ve dudaklarına yerleştirdi . Sigara paketini tekrar cebine koyduktan sonra sönmesin diye elini siper ederek çakmakla sigarasını yaktı .
Sanki bu anı bozmak istemiyormuş gibi kimse haraket etmiyor , saygıyla onun sigarasını yakmasını izliyorlardı .
Gözlerim o kadar doluydu ki , silmediğim her saniye de görüşüm tekrar bulanıklaşıyordu .
Ömer'in halinde ki teslim olmuşluk , kendini bırakmışlık canımı o kadar yakmış , o kadar veda ediyor gibi gelmişti ki koşup ona kendine gelmesini söylemek istedim.
Bana neler olduğunu açıklamadığını , neden annemi şimdi getirdiğini , neden bu oyunu oynadığını , neden beni seçtiğini açıklamadan hiçbir yere gidemezdi . Tekrar beni sevdiğini söylemeden hiçbir yere gidemezdi . Tekrar beni öpmeden, tekrar bana sarılmadan hiçbir yere gidemezdi .
Hiçbir zaman hiçbir yere gitmesini istemezdim. Bunun farkındaydım .
Semih motorundan inip Ömer'e doğru yürürken , dalganın ve motorun uğultusu neler konuşulduğunu duymamı engelliyordu .
Ömer sigarasını , duruşunu hiç bozmadan içmeye devam etti . Gözlerini kısmıştı , kibirli bir şekilde Semih'i dinliyordu . Sonra hafifçe gülerek başını geriye attı ve sigarasının dumanını karanlık geceye üfledi . Tekrar Semih'e döndüğünde , alay dolu bir ifadeyle kaşlarını kaldırdı . Dudaklarını okuduğum kadarıyla "Öyle mi ?" diye sormuştu .
En sonunda Ömer'in sigarası son bulduğunda kumlara doğru gelişigüzel fırlattı ve Semih'le beraber başında biten 2 hayvan gibi adamın yönlendirmesiyle siyah jipe bindi .
Bütün motor ve arabalar geldikleri gibi gürültülü bir şekilde sahili terk ederken , koskoca karanlık bir sahilde en sonunda tek başıma kalmıştım.
Saklandığım kayalıklardan uzaklaşmamaya karar verip , yüzümü denize döndüm ve birkaç saniye anlamsızca dalgaları izledim. Hiçbir şey düşünmeden , sorgulamadan . Öylece izledim.
Sonra aklıma az önce olanlar tek tek gelirken , Ömer 'in o boşvermiş hali canımın somut bir şekilde yanmasına sebep oldu .
Yaralı bir hayvanın inlemesine benzer bir feryat dudaklarımdan çıkarken , gözyaşlarımda hiç gecikmeden yanaklarımdan süzülmeye başlamıştı . Ömer 'in kolay kolay sıyrılamayacağını biliyordum . Bu sefer kendi yakınları tarafından vurulmuştu .
Aklıma yılbaşında bana söylediği şeyler geldiğinde tekrar acıyla inledim.
"Onu bulduğunda ben olmayacağım," demişti üzerimde ki havuza düştüğümde ıslanmış olan kotu çıkartırken . "Büyük ihtimalle başka şeylerin bedelini ödüyor olurum." diye rahatlıkla tamamlamıştı sözlerini. Neyin bedelini ödeyeceğini sorduğumdaysa cevabı netti o gece . "Oyunum."
Göz yaşlarımı elimin tersiyle silerken, yapabileceğim bir şeyler düşünmeye başladım. Ömer'i o manyakların elinden kurtaracak bir şey bulmam gerekiyordu .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fiksyen Peminat''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
