Bomboş olmak , hiçbir şey hissetmemek ... Şu an yaşadığım şey buydu . Hayal kırıklığı , acı ruhumu da uyuşturmuştu sanki . Hiçbir şey hissetmiyordum. Tam anlamıyla bomboştum .
Oturduğum kaldırıma iyice yayılırken , hala akan göz yaşlarım görüş alanımı tamamen kapatıyordu . Sadece bulanıklık vardı , yaşadıklarımın netliğinin aksine .
"Aptalsın sen ," diye söyledim. "Sen bu dünyada ki en aptal kızsın Defne !" Kendime kızgınlığım o kadar büyüktü ki ... Aptallığıma , ona aşık olacak kadar saf ve laftan anlamaz olduğuma kızıyordum ama kızgınlığım yerini dinginliğe bırakmıştı . Bundan bir kaç saat önce ki öfkemin yerinde yeller esiyordu. Şimdi o öfkeye sahip olmalıyı daha çok isterdim . Boşluk dolu sakinlik acıydı .
Derin bir nefes alıp elimin tersiyle yaşları silerken , daha önce hiçbir zaman böyle bir yıkıntının altında harabe olarak kalmadığımı düşünüyordum. Ömer beni yerle bir etmiş ve bunu gözünü dahi kırpmadan , bütün acımasızlığıyla yapmıştı .
Dizlerimi karnıma çektim ve başımı dizlerime yaslayıp gözlerimi kapattım . Adım sesleri gelse de umursamadım . Ömer ya da bir başkası beni burada bulamazdı . O evden baya uzaklaşmıştım , saatlerdir yürüyordum.
"Duygusuz olduğunu düşünüyorsun ama bunu sana söylemek zorundayım. Duygusuz herifin teki evet ama sana değil , sadece kafası karışık ." duyduğum tanıdık sesle şaşkınlıkla başımı çevirdim . Mert 'in yanıma gelip kaldırıma oturduğunu görünce yeniden bir öfkenin yükselmeye başladığımı hissedebiliyordum .
"Yalnız kalmak istiyorum." dediğimde sesimin soğukluğu beni dahi üşütmüştü ama Mert bunu önemsemişe benzemiyordu .
"Ömer seni yalnız bırakmamamı söyledi, yoksa bende sümüklü kızlara bakıcılık etmeye bayılmıyorum ."
Ona karşı çekinmeden gözlerimi devirdim. "Git işte o zaman. O piç kurusunun adını bile duymak istemiyorum ."
"Ama o piç kurusunun ne hissettiğini bilmiyorsun ."
Alayla güldüm . "O , öfke ve nefretten başka hiçbir şey hissetmez."
Bu sefer o da güldü . "Çoğu kişiye karşı öyle ama şöyle bir şey de var ki seni kendinden bile korumaya çalışıyor ."
İşte bu söylediğinde saatlerce kahkaha atabilirdim ve küçük bir kahkaha atmaktan da alı koyamadım kendimi zaten . Mert bana kaşlarını çatmış bakarken , gülüşüm kesildiğinde tamamen başımı ona çevirdim . "Bana o söylediklerinden sonra var ya ," Yüzüme soğuk bir ifade oturturken , sesim de yüzüm kadar soğuktu . "İsterse gelsin benden defalarca özür dilesin hiçbir kıymeti yok . Ömer William İplikçi 'nin özrünün bile hiçbir önemi yok artık ."
Kaşları hayretle kalktı . "Ömer İplikçi 'yi bilmem ama William İplikçi özür dilemez."
En sonunda sabrım taşarken "İkiside farklı kişiymiş gibi davranmayı kes ! William İplikçi tarafı daha karanlık diye Ömer İplikçi 'yi parlatamazsın . O Ömer William İplikçi ve karanlığıyla aydınlığıyla aynı kişi . O kişi daha önce benden özür de diledi ama şimdi dileyeceği özür umrumda bile değil ." diye bağırdım .
Dikkatle beni süzdü . "Ne değişti o zaman ? Bu adam hep aynıydı , bir özrünü kabul ettiysen diğerini niye etmedin ? Ben söyleyim ; aşık oldun ."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fiksi Penggemar''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
