Sürpriz :)

2.7K 208 165
                                        

Multi alıntı.

Selaaam ! Fırtına'yı sizinle paylaşmayı o kadar özlemişim ki ... Özel bölüm ya da Fırtına 2 gibi bir planım olmadığını söylemiştim. Yine öyle . Ama arada yazdığım birkaç kesit oluyor , bunlardan birini sizin de okumanızı istedim: ) Ufak bir sürpriz olsun dedim 🤸🏼‍♀️

Umarım beğenirsiniz :) Kısa oldu ama adı üstünde kesit . İyi okumalar ...

İstediğim her şey bir hortumun içine çekilmiş gibi dönüp duruyor ve yükseliyordu. Hortumun içindeyken belki her şey o kadar kötü değildi ama her fırtına bittiğinde dönen rüzgar durur ve içinde ne varsa yere bırakırdı.

"Acı çekiyorum," dedim duygusuz bir ifadeyle. Söyledikleri , bakışları canımı yakıyordu. Uzun zamandır böyle hissetmemiştim ama nedense her şey daha ben gibiydi. Daha ait olduğum gibiydi .

"Benimleyken hep acı çekiyorsun," onun bakışları da ifadesizdi . Sinirli miydi ? Belki de evet .

Derin bir nefes aldım ve ayağa kalktım. "Buna daha fazla katlanamayacağım." Çıkışa doğru yürüyeceğim sırada yaslandığı duvardan ayrıldı ve kolumu tutarak beni durdurdu. "Halletmeden gitmek yok."

"Halledecek bir bok yok," dedim boş gözlerimi gözlerine çevirirken . "Hala anlamadın."

"Halledecek çok bok var ," dedi gözlerini gözlerime dikerek. "Sen de hala bunu anlamadın."

Kolumu ondan kurtarırken , koltuğa doğru geri yürüdüm. "Ne öğrenmek istiyorsun ?" Yorgun sesime karşı gözlerini devirdiğinden emindim.

"Sana dokundu mu ?"

Pürüzlü sesine karşı oturduğum yerde rahatsızca kıpırdandım ve istemsizce gözlerimi kaçırdım. "Seni ilgilendirmez,"

"Cevap ver," dedi buzları donduracak bir sesle . "Sana dokundu mu ?"

"Eski Defne yok karşında," Öfkeyle adeta tıslarken ben de gözlerimi gözlerine diktim. "Bana emir veremezsin. İstiyorsam anlatırım , istemiyorsam anlatmam."

"Uyuyamıyorum Defne," dedi en sonunda yorgun ve ruhsuz gözleriyle . "Bu siktiğim şeyi düşünmekten uyuyamıyorum. Cevabına ihtiyacım var."

Avuçlarımla yüzümü kapattım. Söylediği her kelime fırtınayı daha da harlıyor gibiydi. Hortumun daha hızlı dönmeye başladığını hissedebiliyordum.

"Ömer," Acı dolu sesim avuçlarımdan sıyrılıp geniş salonda yankılandığında , "Bu kadar mı zor ?" diye üsteledi . Yavaş yavaş sinirlendiğini hissediyordum.

"Şu amına koduğumun sorusunu cevaplamak çok mu zor lan ?" Gürlemesi kulaklarıma dolduğunda sıçradım ve avuçlarımı yüzümden çektim. İçki dolu kadehi hırsla duvara fırlattı ve çıkan camın kırılma sesi tekrar sıçramama sebep oldu.

"Benimle düzgü konuş!" Her şeye rağmen inadımı kaybetmemem bazen benim bile canımı sıkıyordu ama elimde değildi. Böyleydim işte.

Hayretle güldü. "Gerçekten buna mı dikkat ediyorsun ?"

Sinirle ayağa kalktım. Hortum artık daha da hızlı dönüyordu. "Bunu bana sorma hakkını kendinde nasıl bulabiliyorsun aklım almıyor!"

Üzerine yürürken hırsla onu göğsünden ittim. "Ne alakam var ki benim artık seninle ? Yeni bir oyun mu kuruyorsun yoksa ? O yüzden mi taşındın burnumun dibine ?"

"Sen kafayı yemişsin," dedi alayla gülerek . "Bu sümsük herif senin tahtalarını oynatmış."

Söyledikleri iyice çığrımdan çıkmama sebep oldu. "İstediğini duyduğunda beni bırakacak mısın Allah'ın cezası ? Zaten hep böyle yapıyorsun ! Hiç mi değişmez bir insan ya ? Bencil piç kurusu ! Batu bana dokunmadı ! Beraber olmadık !" Avazım çıktığı kadar bağırmaktan boğazım acıyordu. Ömer'in bakışları o kadar derinleşti ki gözlerim doldu.

"Oldu mu ?" diye fısıldadım. "Rahatladın mı ? İstediğini öğrendin , artık uyuyabilirsin."

"Oldu," dedi gülümseyerek. "Rahatladım kızıl kafa." Alaylı konuşması daha çok beni sinirlendirirken göz yaşlarım daha da çoğaldı ve gözümden bir damla yaş süzüldü.

"Aç hadi kapıyı,"

Beni hızla kendine doğru çektiğinde şaşkınlıkla gözlerim büyüdü ve tepki bile veremedim. "Gitmiyorsun Defne," diye fısıldadı. "Gitme kızıl kafa."

Gözlerimi acıyla yumdum. "Her şeyi başa mı sarmak istiyorsun?"

"Sen bir yalanı yaşıyorsun!" Dudaklarıma doğru bağırmasına karşı gözlerimi açtım ve bende onun gibi dudaklarına bağırarak karşılık verdim. "Sensiz yaşıyor olmam yalan olduğu anlamına gelmez!"

"Bok gelmez," dedi gülerek. "O herif umrunda bile değil."

Her zaman ki Ömer William İplikçi işte ... Kendini beğenmiş piç kurusu.

"Umrumda ! Seni ne kadar umursamıyorsam onu o kadar umursuyorum ! "

"Teşekkür ederim," Benden uzaklaşırken gülüşü daha da genişledi. "Ben de sana hala aşığım."

Bu arada hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun ! Ata'mı, şehitlerimizi minnetle , saygıyla , özlemle anıyoruz ❤️

"Ey Büyük Atatürk ! Açtığın yolda , gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime ant içerim . "

Diğer hikayelerimde görüşmek üzere... Barış'ın gülüşü kadar güzel kalın : )

FırtınaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin