Söyledikleri üzerine adeta eriyecektim , kalbimi eritmişti . Ve kalbimi hızlandırdığa da bir gerçekti . Sözlerine gözlerimi kapayıp beni öpmesini bekleyerek cevap verdim . Bunun üzerine küçük bir gülüş duydum ve dudaklarını dudaklarıma bastırması uzun sürmedi.
Fazlasıyla hırslı bir şekilde beni öperken , bense ona ayak uydurmaya çalışıyordum . Omzunda ki kollarımdan birini yüzüne koydum ve yüzünü okşadım . Bunun üzerine dudaklarından derin bir inilti çıkarken, bir eliyle belimi kavradı ve daha sert öpmeye başladı .
Nefessiz kalana kadar öptükten sonra benden yavaşça ayrıldı ama hala çok yakınımdaydı . "Defne ," diye fısıldadı . Ses tonu o kadar muhteşemdi ki , hiçbir şey yokken bile adımı söylese asla bıkmazdım .
Ve bende ona karşı ilk defa "William," diye fısıldadım . Bunun üzerine öyle derin baktı ki bana , gözlerinde kaybolacağım zannettim . Hiç vakit kaybetmeden beni tekrar öptü . Tekrar ayrıldığımızda "Gerçekten anlayamıyorum," diye fısıldadı . "Benimmişsin gibi hissediyorum , bu kadar uzakken bile . Bu ... Bu garip."
Ondan biraz uzaklaştım ve yüzümde hafif bir gülüşle güzel yüzünü inceledim . "Eğer nedenini bilseydim , sana kesinlikle anlatırdım ." dedim yumuşak bir tonda . Sonra da ayağa kalkıp tekrar koltuğa oturdum ve kitabı elime aldım . Şu an saç diplerime kadar kızardığıma emindim . Kafamı kitaba gömmek ve bir daha çıkartmamak istiyordum .
Yine de Ömer'in her zaman benimle kitap okumak istemeyeceğini bildiğimden , bu fırsatı kaçırmak gibi bir niyetim yoktu .
Saatlerce birlikte kitap okuduk . Bir o alıntı yaptı , bir ben ... Ömer'in güzel sesiyle , cümleler birleşince öyle muhteşem bir şey çıkıyordu ki ortaya anlatamıyordum , yapabildiğim tek şey hayranlıkla izlemekti .
Ömer çok bilgili ve zeki bir adamdı . Öyle güzel cümleler seçiyordu ki , insanın , seçtiği cümle üzerine saatlerce düşünesi geliyordu . Ona bir kaç cümleyi neden seçtiğini sorsamda , kesinlikle cevap vermiyordu . En sonunda sorularımdan bıktığında "Bırak da cümlelerden çıkardığım anlam bana kalsın kızıl kafa . Daha fazla sormaya devam edersen kitabı kapatırım ." demişti sinirle ve bende susmaya karar vermiştim .
Kendim seçtiğim bir cümleyi okuduktan sonra esnedim ve kitabı ona verdim . Uykum gelmişti ama çok güzel vakit geçirdiğimden bunu Ömer'e söylemek gibi bir niyetim yoktu. Ama tabii ki uykulu gözlerim dikkatli bakışlarından kaçmamıştı .
Ona verdiğim kitabı alarak ayağa kalktı ve kitaplıkta ki yerine koydu . Kaşlarımı çatarak "Neden götürdün kitabı ?" dedim .
Alayla gülüp "Okurken uyuya kalmayı planlıyorsun herhalde . Sen uyurken seni odaya taşımam gibi bir hayalin varsa bunu hemen aklından çıkar çünkü sabah kendini koltukta boynun tutulmuş bir halde bulunca hayal kırıklığına uğrarsın." diyerek cevapladı beni .
Ona dil çıkarıp "Öküz," diye mırıldandım . "Tabii ki böyle bir hayalim yoktu , bu düşüncenin altında tam da kendini beğenmişliğin yatıyor işte ."
Beni ciddiye almadığını belli ederek 'Evet' anlamında kafasını salladıktan sonra "Hadi git , uyu küçük kızıl ." dedi ve odasına doğru yürüdü .
"Sana da iyi geceler . Ayrıca küçük falan değilim ben ." diye homurdansamda aldırmadan odasına girip kapıyı ne sert ne de yumuşak bir şekilde kapattı .
Bende berjerden kalkıp gerindim ve uykulu bir şekilde odaya doğru yürüdüm .
Bana aldırmamasının siniri , onu yeniden öpmenin heyecanı ve bir oda uzağımda olmasının verdiği huzurlu güvenle uykuya dalmam uzun sürmedi.
***
Ertesi sabah gözlerimi ovuşturarak salona indiğimde koltukta oturan babam , annem ve Pelin'i görmek kesinlikle görmeyi beklediğim son şeylerden biriydi .
Sorgular bir ifadeyle duvara yaslanmış bir şekilde duran Ömer'e döndüğümde , ifadesizce beni izlediğini gördüm .
Babamın beni görünce gözleri öfkeyle parladı . Bana o kadar iğrenç bir kızmışım gibi baktı ki , eğer duygularımı onlardan ustalıkla saklamasaydım bu bakışların altında ezilerek ağlayabilirdim .
"Siz neden burdasınız ?" dedim şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak .
"Senin yüzünden !" diye babamın gürlemesiyle yerimden sıçradım . Annemin endişeli gözleri babam ve ben arasında gidip gelse de tek bir kelime bile etmedi . Pelinse yapmacık bir korkunun altında yatan keyfi saklamadan bana bakıyordu .
"Anlamadım ." dedim soğuk ve güçlü bir tonda .
"Ben sana anlatayım ," diye sevimli bir ifadeyle gülümsedi Pelin .
"Hakan denen adam seni bulmaya adamlarıyla birlikte, lüks arabalar içinde geldi . Kapıdan babama seni aradığını ve bir gece kulübünde tanıştığınızı , sevgilin olduğunu söyledi . Eee milletin ağzı torba değil ki büzesin , bütün mahalle öğrendi senin zengin adamlarla sürttüğünü ."
Dehşete düşmüş bir şekilde Pelin'in söylediklerini dinlerken , Ömer'e baktım şaşkınlıkla . Gözlerini kapatmış , başını duvara yaslamıştı . Ondan bir açıklama gelmeyeceğini anladığımda , tekrar babama çevirdim bakışlarımı . "Ben hiçbir şey yapmadım . Ayrıca kimsenin sevgilisi falan da değilim . Yalan söylemiş." dedim ama sesimde ki korkuyu gizlesemde , şaşkınlığımı gizleyemiyordum .
Babam hiddetle ayağa kalktığında, korkuyla bir kaç adım geriledim . "Senin yediğin boku nasıl temizleyeceğiz lan biz ! Elaleme maskara ettin bizi !" diyerek bana sert bir tokat attığında , çığlığımı zorlukla bastırdım . Daha önce yüzümde olan yaranın üzerine de denk geldiğinden canım inanılmaz derecede yanıyordu .
"Senin derdin ne Defne ? İki paralık ettin itibarımızı ! Evden çıkıp Lale'ye gidiyorum diye elalemin zengin piçine mi gidiyordun lan !" diye bağırıp , tekrar yüzüme vurmak için eline kaldırdığında eli , başka bir el tarafımdan tutularak durduruldu . Ömer , babamın havada ki elini tutarken , ona öyle kötü bakıyordu ki babamın bile korktuğunu hissettim .
"Defne'ye benim evimde , hangi cesaretle kaldırıyorsun ? Bir daha bu kıza benim olduğum yerde elini kaldırdığını görürsem , o elini tek hamlede kırarım." diye tıslayıp babamın elini sertçe bıraktı ve "Ya sakince konuşun ya da defolup gidin evimden ." dedi demir gibi bir sesle.
Bana söylemediğini biliyordum ama yine de ona rahatsızlık vermemek için "Bence de biz dışarıda konuşalım ." dedim titreyen sesimle.
Ömer , "Sen burada kalacaksın . Ya burada sakince konuşursunuz , ya da ailen gider . Ama sen burdasın ." diye kendinden emin bir şekilde beni öyle güzel korudu ki , babamın ezici bakışları altında bile korkmadığımı hissettim. Bana elini bile kaldıramazdı artık çünkü Ömer buna asla izin vermezdi .
Bu sıcacık güven o kadar yabancı olduğum bir histi ki , gözlerimin dolmasına engel olamadan Ömer'e baktım . O ise soğuk gözleriyle babama bakıyordu .
Babam tekrar koltuğa otururken bende ondan mümkün olan en uzak yere oturdum .
Ömer'se duvara yaslanıp ayakta durmaya devam etti . Dikkatli bakışlarla bizi izliyordu .
"Sen kimbilir bizden habersiz daha kimlerle oynaşıyosundur ! Sorumsuz ." dedi tükürür gibi . "Ne diyeceğiz biz mahalledekilere ? Mahvettin her şeyi aptal kız ! Mahvettin !"
"Ben kimseyle oynaşmadım ! Bana bunları söylemeden önce yere göğe sığdıramadığın küçük kızının yediği haltları öğren ." desemde beni dinlemeyecek kadar öfkeliydi babam .
"Adımızı düzeltmenin tek bir yolu var ." dedi kesin bir şekilde . "Adımıza hiçbir şey olduğu yok ! Ben kötü bir şey yapmadım !"
"Sus kız !" diye sinirle böldü annem lafımı . Ona kötü kötü baksamda bir şey demedim.
Ardından babam , beni dehşete düşüren şeyleri , itiraz istemeyen bir kararlılıkla söyledi "Evleneceksin Defne . En kısa zamanda , bizim uygun gördüğümüz düzgün bir adamla evleneceksin ." .
Anında Ömer'le bakışlarımız kesişti ve onunda gözleri , ilk defa saklayamadığı duygularla parlıyordu; şaşkınlık ve saf öfke .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fiksi Penggemar''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
