78.Bölüm

5.8K 321 218
                                        

(Multiler alıntı.)

Elinde ki kahveyi yudumlarken , annesinden başlayarak tek tek herkese baktı . Başı ağrıyordu ve bu ortamda ne işi olduğuna dair bir fikri yoktu .

Saatler önce Defne'yle geçirdiği o zaman aklına gelince gülümsemek istedi ama tuttu kendini . Kızıl kafa içinde ateş parçası taşıyordu sanki . Birbirlerinin tutkularında yanmışlardı . Bugün o kavgadan sonra bu konuma geleceklerini asla tahmin edemezdi .

Defne 'ye küçük yaşta ki acısını bir parçasını göstermişti . Zamanında onu yakan , kül eden bir acının . Sadece anlatmak istemişti . Onun sıcaklığında , şefkati hissederken sadece onunla paylaşmak istemişti . Aslında bir nevi günah çıkartmak gibiydi ...

Kızıl kafası eve geldiği anda yorgunluktan uyuya kalmıştı ve şimdi yeni gün başlamışken biraz daha geç uyansa çok daha iyi olurudu . Salondaki annesi , arkadaşları burdayken bu gerginliğe inmesine hiç gerek yoktu .  Daha da kötüsü , Elif ve Ece'de burdaydı .

Ece 'yi daha kibar bir dille göndermeye çalışsa da , Elif'in yüzüne bile bakmadan 'Bunu bu eve kim soktuysa , gerizekalılığını sonra sikeceğim . Çıkartın şunu ." demişti , hatta buna demek değil kükremek denirdi . Ama yüzsüz kız ağlayıp zırlasa da gitmemekte ısrar etmişti . Arkadaşları Ömer'i sakinleştirip , sorgu işini konuşmaları gerektiğini, o ikisinin de burda olması gerektiğini söyleyince sakin olmaya çalışıp yerine oturmuştu ama sakin olmak pek mümkün değildi .

"Toplanmak için neden benim evimi seçtiniz ? İçinizde evsiz olan var mı ?" Ters bir şekilde söylediklerine karşı Semih yapmacıkça gülümsedi . Ömer'de onun yapmacık gülüşüne aynı şekilde cevap verdi . Bu sarı yavşak bu aralar çok sinirini bozuyordu .

Herkes gergin ve sessizce otururken annesi "Because I wanted." diye kibirli bir sesle konuştuğunda Ömer sadece gözlerini devirdi . Sabah sabah bu kadınla uğraşması o kadar saçmaydı ki hepsini toplayıp göndermek ve sonra da kızıl kafasının yanına gitmek istiyordu .

"When will you go ?" diye sorduğu soruya karşı annesi de gözlerini devirdi . Ömer gerçekten sakin kalmaya çalışıyordu ama bu kadının kendisi üzerinde bu kadar etkili olmaya çalışması , bir anda gelmesiyle her şeyin terse gitmesine o kadar öfkeleniyordu ki , ona bilet alıp evine yollamasına az kalmıştı.

"Bak," tam konuşmaya başlamıştı ki duyduğu siren sesiyle kaşlarını çattı . Bir an ne olduğunu anlayamasa da hatırladığı tarih , bu sirenin sebebinin ne olduğunu buldu . Tarihten haberi olmayacak kadar , bu aptallarla uğraşmıştı .

Herkes birbirine bön bön bakarken , ayağa kalktı ve hazır olda durup gözlerini yere dikti . Onun ardından Türk olan bütün arkadaşları , hatta yabancı arkadaşlarından bazıları bile ayağa kalktı .

Bugün 10 Kasım'dı .

Zekasına hayran kaldığı ; cesaretiyle , liderliğiyle , vatanına olan sevgisiyle , umuduyla , kalbiyle , bilgisiyle , her şeyiyle övündüğü liderinin ölüm yıldönümüydü . Mustafa Kemal'in , Ata'sının ölüm yıl dönümüydü...

O güzel adama olan saygısı her zaman bambaşkaydı . Yarı İngiliz olabilirdi ama bu Mustafa Kemal'e hayranlığını asla azaltamazdı . Ömer bir Türk'tü ve milletine bağımsızlığı veren , yaprakları sararmış , dökülen bir devleti yeşerten büyük başkomutana nasıl hayran olmayabilirdi ? Hayrandı , kalbinde yeri olan çok güzel adamdı Mustafa Kemal .

Siren sesleri bitene kadar , saygıyla gözlerini yerden kaldırmadı , parmağını dahi oynatmadı .

Herkes tek tek yerine oturduğunda Ömer 'de oturdu. Annesi ve yanında ki İngiliz , Fransız arkadaşları ayağa kalkmamışlardı .

FırtınaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin