36.Bölüm

5.2K 391 133
                                        

Biz apartmandan çıkana kadar Ömer hiçbir şey söylemedi . Tek yaptığı elimi acıtacak kadar sıkı tutup , hızlıca merdivenleri inmekti . En sonunda dışarı çıktığımızda ''Ömer ,'' diyeceğim sırada. ''Konuşma , arabaya bin .'' diye öyle keskin , öyle soğuk bir tonda konuştu ki , itiraz etmeden hemen arabaya bindim . O da kapıyı çarparak sürücü koltuğuna otururken . ''Nereye gidiyoruz ?'' diye sorunca ''Cehennemin dibine gidiyoruz ! Oldu mu ?'' diye kükremesiyle yerimden sıçradım . Gergince yutkunurken arkama yaslandım ve bir şey söylemedim . Öfkeliyken gerçekten sınır tanımıyordu ve benim onu bu kadar öfkelendirecek kadar ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yoktu .

Gazı kökleyerek evin önünden ayrılmasıyla , ikimizden de çıt çıkmazken aşırı hızlı kullandığı araba artık gerçekten beni korkutuyordu . ''Biraz yavaşlar mısın ?'' dedim anayola çıktığımızda .

İfadesiz bir sesle ''Sus.'' derken hızlıca bir arabayı sollamasıyla küçük bir çığlık attım . ''Yavaş sür şu arabayı !''

''Kapat çeneni .'' diye hırlamasıyla , öfkeyle ona baktım . ''Kapatmıyorum ! Benimle böyle konuşma ! Yine hangi boka sinirlendiysen git sinirini ondan çıkar .''

Cevap vermedi , orman yoluna girmiştik ve büyük ihtimalle onun evine gidiyorduk . ''Yavaşla artık !'' diye bağırmamla arabayı kenara çekip , sertçe durdurdu . Öne doğru savrulurken , son anda kendimi bir yere çarpmaktan kurtulmuştum . Bana döndü ve ''O herifin orada ne işi vardı lan ?'' diye kükredi . Sesi neredeyse arabanın içinde yankılanırken , korkumu belli etmemek ve koltuğa sinmemek için büyük çaba sarf etmem gerekti .

''Haberim yoktu ! Sence haberim olsaydı gider miydim ?''

Alayla güldü . ''Defne Hanım bana bir mesaj atsın , işimi gücümü bırakıp hızlıca yanına gelmeye çalışayım ama kendisini isteme töreninde bulayım ! Ne kadar güzel değil mi ?'' Gülüşü sonlanırken , gözlerine yeniden insanı delip geçen öfke yerleşti . ''Çok güzel değil mi Defne ?''

Dayanamayıp bende güldüm , sözleri beni fazlasıyla sinirlendirmişti . ''Çok güzel dimi Ömer ! Ben bayılıyorum çünkü tanımadığım etmediğim adamla evlenmeye ! Saçma sapan konuşma ! Benim , bizim eve geleceklerinden haberim bile yoktu !''

''Sıçtırtma haberine ! Ne bok yemeye gittin ki zaten o eve ? Böyle olacağını ikimizde biliyorduk !''

''Düzgün konuş benimle ! Gelmeseydin o zaman !''

Bana o kadar kötü baktı ki , gözlerimi ondan kaçırmak zorunda kaldım . ''Ne diyorsun sen ?'' dedi aşağılayıcı bir ses tonuyla . ''Ne saçmalıyorsun Defne ?''

Gözümden akan yaşı , elimin tersiyle hızla sildim ve ona cevap vermeden arabadan indim .

Arkamdan o da inerken , bir şey söylemesine fırsat vermedim ve yürümeye başladım . Nereye gittiğimi bende bilmiyordum ama tek bildiğim şu an o arabada Ömer 'in bana daha fazla hakaret etmesine izin vermeyeceğimdi .

''Defne ,'' diye arkamdan seslense de umursamadan yürümeye devam ettim . ''Ne yaparsan yap! Sikimde bile değilsin .'' diye söylenmesiyle yumruklarımı sıktım ve akmak için zorlayan göz yaşlarım daha fazla dayanamadı .

Yürümeyi bırakıp koşmaya başladım . İçimde ki acının azalmasını , ona olan kırgınlığım aptalca olduğunu kendime kanıtlamayı istiyordum . Onunla ilk tanıştığımız zamanların aksine söylediği kelimeleri atlayıp geçemiyor , kalbimin kırılmasına engel olamıyordum .

Kolumdan tutulup durdurulmamla nefesimi tuttum . Tanıdık , erkeksi kokudan Ömer olduğunu biliyordum . Beni sertçe duvara iterken , sırtımın acısıyla yüzümü buruşturdum ve acıyla inledim.

Ellerini iki yanımdan duvara yaslayıp , beni duvarla arasına sıkıştırdı . ''Ağlama Defne .'' dedi sert bir şekilde . Sadece içimde ki çelişki ve acıyı saklayamadan gözlerine baktım . Gözlerinde ki ifade biraz yumuşadı , ''Kızıl kafa ,'' dedi uzun zaman sonra ilk defa . Bunu söylemesi daha çok ağlamama sebep olurken alnını alnıma yasladı . ''Beni biraz anlamayı dene .'' diye fısıldadı .

''Deniyorum !'' diye bağırdım .

''Sakin ol ... Bende sakin olmayı deneyeceğim . Öfkeli olduğumda ne yaptığımı bilmeden senin kalbini paramparça ettiğimin farkındayım . Yapmayacağım .''

''Yapma ,'' diye fısıldadım bu sefer bende . ''Kalbimi paramparça etmiyorsun . Kalbimi yok ediyorsun . Yalvarırım bunu yapma .''

Gözlerime öyle derin bir ifadeyle baktı ki , bir an kaybolacağım sandım . ''Defne , beni anlamayı deniyorsun ama anlamıyorsun .'' dedi hala bastıramadığı bir öfkeyle . ''Senin başka biriyle evlenme ihtimalin beni çıldırtıyor ve sen seni evlendirmek istedikleri adama bu kadar yaklaşmışken ...'' sözlerinin devamını getiremeyip gözlerini kapattı . Gözlerini açtığında öfke yeniden göz bebeklerinde parlıyordu  .

''Sen ,'' diye hırladı . ''O adamla karşılaşamazsın bile . Duydun mu ? O adamla karşılaşmana bile izin vermem .''

Dayanamayıp ''Hangi hakla ? Kim olarak ?'' diye haykırdım ve tüm gücümle onu ittim . Bir kaç adım gerilerken ''Ömer olarak ! Ben istediğim için ! Benimle olduğun için !'' diye gürledi .

''Ben kimseye değilim ! '' deyip onu yeniden itecekken kolumdan tutarak beni durdurdu . ''Benimlesin !'' diye öyle bir bağırdı ki , gözlerime öyle bir kararlılıkla baktı ki hareket bile edemedim. Ardından donakalmamı sağlayacak şeyleri söyledi ;

''O parçalara ayırdığım kalp bana ait ! O yok ettiğim kalp bana ait ! Anlamıyor muyum sanıyorsun ? Fark etmediğimi mi sanıyorsun Defne ? Hayatın boyunca yaptığın en büyük hatayı yapıp bana aşık olduğunu bilmediğimi mi sanıyorsun  ?''

Herkese merhaba ! Kısa bir bölüm olduğunun farkındayım ama hikaye için önemli bir bölüm oldu bence . En beğendiğiniz replik ne oldu ? Şimdiden oy ve yorumlarınız için teşekkürler :) Yeni bölümde görüşmek üzere !

FırtınaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin