Arkadan kulağıma dolan bir kahkaha , hava girmeyen dudaklarım , buğulanmış gözlerim, içimden gelen haykırarak ağlama isteği beni içine çekiyor ve yok ediyordu sanki . Tek bir şey duymak istiyordum , o da Ömer'in "Tamam ,dur!" diye bağırmasıydı . Buna ihtiyacım vardı . Bana biraz da olsun değer verdiğini bilmeye ihtiyacım vardı .
Saçımdan sertçe tutularak kafam sudan çıkartıldığında gözlerimi yorgunlukla kırpıştırdım ve şiddetli bir şekilde öksürmeye başladım . Alexander Ömer'e şifreyi soruyor , Ömer 'den her defasında söylemeyeceği yanıtını alıyordu . Ve kafam her defasında yeniden suyun içine giriyor , bir öncekinden daha uzun süre su altında kalıyordu .
Hissettiğim mide bulantısıyla yüzümü buruşturdum . Hayır şimdi olmaz ... Şimdi midemin bulantısı düşüneceğim son şey olmalıydı .
Bakışlarım Ömer'le buluşurken hiçbir şey söylemedim , dikkatle beni izliyordu . Yavaşça bana doğru bir kaç adım attı . "Don't come closer !" Alexander 'ı duymazdan gelirken tam yanımda durdu ve eğilerek benim hizama geldi . Sadece benim duyabileceğim bir şekilde "Ne kadar dayanabilirsin ?" diye fısıldadı . Yaşlarla dolu gözlerimle nefretle ona bakarken , kafamı olsumsuz anlamda salladım . Çok yorulmuştum ve midem çok bulanıyordu . Cevabı anlamış olacak ki bir şey demeden ayağa kalktı ve Alexander'ın karşısına geçti.
Alexander iğrenç bir sırıtışla "Şifre ?" dedi tekrardan. Ömer 'de gülümserken "Yok sana şifre ." diye alayla cevapladı. Hayal kırıklığıyla gözlerimi kapatırken başımın tekrar suya sokulmasını bekledim ama bu sefer öyle bir şey olmadı . Önce yanağımda parçalanıyormuşçasına bir acı hissettim ve aynı anda kulaklarıma kırbaç gibi çıkan ses doldu . Tokatın etkisiyle başım yana savrulurken , boynumun acısıda eklenince acıyla haykırdım . Canım o kadar acımıştı ki tepkimi engeleyememiştim .
"Yeter ! Yeter artık bırak yeter !" diye acıyla bağırırken göz yaşlarım gözlerimden art arda akıyordu . Bir kaç hıçkırık dudaklarımdan kaçarken aslında ağladığım şeyin yüzüme parçalayacakmış gibi sert inen tokat değil , Ömer'in beni sadece izlemesi olduğunu biliyordum . Ve en çok bu gerçekten nefret ediyordum .
"Ah , güzelim kızın canı acıdı ." Alexander'ın alay dolu sesi kulaklarıma ulaştığında bakışlarımı Ömer'e çevirdim . Ömer gözünü bile kırpmadan bana bakıyordu . Gözlerinin derinliklerinde acıya yakın bir şeylerin olduğunu hissettim . O kadar mı kötü gözüküyordum ?
Alexander tekrar konuşacağı sırada iki el silah sesi duyulurken , korumalar hemen Alexander 'ın yanına gitmişti bile . Bir tek beni tutan koruma yerinden oynamamıştı . Bir bu eksikti ... Şimdi kimbilir Ömer William İplikçi'nin hangi düşmanı tarafından kaçırılacaktık ?
Bakışlarım Ömer'le buluştuğunda bana güven verecek şekilde gülümsedi ve bu gülümsemenin beni güneş gibi aydınlattığını hissettim . Hızlıca yanıma gelip daha arkamda ki adam ne olduğunu anlayamadan adama yumruğu bastı ve belinde ki silahı kaptı . Hemen kulağımın dibinde silah sesi duyulurken korkuyla çılık attım ve hemen arkasından benim başımda duran adam yere yığıldı .
Şok olmuş bir şekilde önce adama sonra da onu vuran Ömer'e baktım . "Sen ," diye fısıldadım ama sesimin çıktığından bile emin değildim . Ömer konuşmama izin vermeden elimden tutarken , hızlıca koşmaya başladı bense arkasından oyuncak bir bebek gibi sürükleniyordum . Evin arka bahçesindeki kilitli olan demirli kapıya ulaştığımızda Ömer "Siktir," diye hırladı .
Az önce gördüğüm görüntü beni dehşete düşürmüştü , art arta silah sesleri duyulmaya başlandığında yerimden sıçradım . Ömer bana bir şeyler diyordu ama onu dinlemiyordum . Az önce bir adam gözlerimin önünde vurulmuş , belki de ölmüştü . Bu gerçek zihnimde bir kaç kere tekrarlanırken , korkuyla Ömer 'e baktım .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fiksi Penggemar''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
