"Ben o saf duyguya da , onun sahibine de aşığım."
Sözleri, söylerken ki ses tonunu içimden bir kaç kez tekrarladım .
Gözlerim kocaman açılmıştı . Ömer'in fırlattığı dosyayı elimde daha da sıktım ve ezilen , buruşan kağıtların sessiz alarmı Ömer 'in kulaklarına ulaştı .
Kafasını anında çevirip bana baktığında , gözlerinde dehşete düşmüş bir ifade belirince yutkundum . Gözlerini kapatırken "Hassiktir ..." diye mırıldandı . Hemen sonra tekrar gözlerini açtığında şaşkınlık yerini duygu barındırmayan bir karanlığa bırakmıştı .
Bakışları dosyayı sıkan elime kaydığında ifadesizliğinin yerini öyle ürkütücü, avının üzerine atlayacak olan bir aslanın bakışları aldı ki , birkaç adım gerilerken "B-Ben bir şey yapmadım." diye korkuyla kekeledim.
Bana çok kötü bir bakış atıp , daha ne olduğunu ben anlamadan dosyayı elimden aldığında , kağıdın hışırtısı kulağıma gelince sıçradım . Şokta gibiydim .
Az önce Ömer William İplikçi 'nin bana aşık olduğunu öğrenmiştim .
Gerçek olabileceğini hayal bile edemeyeceğim kadar özel ve imkansız bir şeydi bu . Hayal etmeme gerek kalmadan, bizzat o aşka sahip olmuştum .
Onun aşkının bile zarar vereceğinin , yitirip tüketeceğinin farkındaydım . William İplikçi 'nin aşkı bile zehir gibi olurdu . İçince ağır hasarlar bırakır , belki de öldürürdü ama ben o zehre sahip olabileceğimi hiçbir zaman düşünmemiştim . Hayatım boyunca en çok istediğim zehir onun aşkıydı . Ben o zehirden içmiştim . Onun aşkını öğrendiğim anda ; zehir önce kalbime , sonra zihnime akmıştı .
Gözlerim dolu dolu olduğunda , zorlukla yutkundum ve elinde öfkeyle sıktığı dosyaya , belli bir mesafeyle açılmış , güçlü bir şekilde yere basan ayaklarına baktım.
"B-Ben gidiyorum ." O kadar şaşkındım ve bir anda aşkına sahip olduğum için o kadar heyecanlı , mutlu ama aynı zamanda korkmuştum ki doğru düzgün tepki bile veremiyordum . Geriye adım atmamla duvara çarptım ve sıçradım . Ömer , delip geçen bakışlarını üzerimden bir saniye bile ayırmıyordu ve o gözlerde ürkütücü bir öfke vardı . "Arabaya bin , beni bekle ."
"Araba nerde ?" diye hızlıca sorduğumda "İndiğin yerde !" diye gürlemesiyle asıl öfkelendiği şeyin bir sebebinin de onu takip etmem olduğunu anladım . Doğru söylüyordu , büyük arabanın bir o kadar büyük barajına girmiştim ve beni fark etmemişlerdi. Onlar indikten birkaç dakika sonra arabadan inmiştim . Bu mahalleye geldiğimize göre , hangi eve gideceklerini bulmam hiçte zor değildi . Ah , inatım yüzünden bazen gerçekten tehlikeli ve aptalca şeyler yapıyordum .
Hızlıca merdivenleri inip apartmandan çıktığımda , tam karşımda kapıya doğru yürüyen Pelin 'i görmemle yeri yarıp içine girmek istedim . Pelin'e laf anlatmaya ne takatim ne de isteğim vardı .
"Ooo kaltak kızıl bir evi olduğunu hatırlamış . Ne oldu , altına yattığın piç sıkıldı mı senden ?"
Boş bakışlarla ona bakarken , öfkenin yavaş yavaş her yerimde dolanmaya başladığını hissediyordum .
Belime sahiplenicilikle dolanan kollara karşı tekrar sıçradım . "Biz Defne'yle alt üst diye sınır koymuyoruz." Ömer'in alaylı çıkan sesine karşı gözlerim şokla büyürken kıpkırmızı oldum .
Pelin 'in yüzü mora döndüğünde "Efendim ?" dedi cırtlak bir sesle . Ömer'i gördüğü anda gözlerine oturan aşk sinirlerimi bozuyordu . "Anladın bence." deyip göz kıptıktan sonra "Hadi evimize gidelim." diye kulaklarıma konuştu pürüzlü sesiyle . Gözlerimi kısa bir an kapatıp derin bir nefes aldım. Evimiz .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fanfiction''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
