Ömer'in telefonu kapatıp yere fırlatmasıyla yerimden sıçradım . Telefonu paramparça olurken "Siktir ! Sikerim böyle işi !" diye kükredi .
Cidden korkuyordum ve beni götüreceğini söylediği yer hakkında hiçbir fikrim yoktu . Eğer beni Hakan denen adama götürmeye kalkarsa asla onunla gitmezdim .
Ensesini sıvazladı ve gözlerini kapattı . "Niye yardım istedim ki senden o gün ? Niye o herifin yanına gönderdim ?" benden ziyade kendi kendine konuşur gibiydi .
Ayağa kalkıp , Ömer'e karşı birkaç adım ilerledim. "Sorun ne ?"
Bana cevap vermeye bile gerek duymadan hızla üst kata çıktı . Ne yapacağımı şaşırmış bir şekilde arkasından bakarken , masada ki fincan ve tabağı alıp mutfağa götürdüm . 5 dakika sonra Ömer üzerine siyah bir kot ve siyah bir kazakla , mont giymiş olarak geri geldi . Bu kadar sade bir rengi nasıl böylesine ihtişamlı ve güzel taşıyor olmasını gerçekten anlayamıyordum .
''Sen buraya hiç eşya getirmemiştin değil mi ?'' dedi gözlerimin içine delici bir ifadeyle bakarak . ''H-hayır .'' diyerek cevapladım onu .
''Gidiyoruz .'' dedi ve beni beklemeden kapıya yönelmişti bile . "Nereye ?" diye seslendim arkasından. Cevap vermeden durdu . "Sorma , sadece gel ."
Söylediklerini duymazdan geldim . "Beni nereye götürüyorsun ?"
Cevap vermiyordu. Anlamıştım , beni Hakan 'a götürecekti . O Elif denen kızla durumun her ne alakası varsa , bu işin sonu takasla bitecekti . Beni Hakan 'ın yanına verip , Elif denen kız eğer onun elindeyse alacaktı.
Bunu anlamak boğazımda kocaman bir yumru oluştururken , yine o tandık duyguyla sarmalandığımı hissettim ; incinmişlik .
Bunu düşündükçe gözlerimin dolmasına engel olamıyordum . Nasıl bu kadar önemsemeyebilirdi ? Ne kadar kırılıcağımı , kendimi ne kadar kötü hissedeceğimi bile bile nasıl böyle davranabilirdi ?
Boğazımda ki yumruyu görmezden gelmeye çalıştım . "Gelmiyorum." sesim kendinden emin ve kesin çıkmıştı .
Kaşlarını kaldırdı ve küstah bir gülüşle bana döndü . "Efendim?"
Duruşumu dikleştirdim ve üzerine basa basa "Gelmiyorum ." dedim .
"Ne demek gelmiyorum ?" yüzünde ki alaylı gülümseme hala duruyordu .
"Seninle her nereye gidiyorsan gelmiyorum yani . Zaten burada da kalmayacağım, kendi başımın çaresine bakarım . "
Gözlerinde ki ifade kararırken hızla bana doğru geldi . Bir kaç adım geri gittim. Şu an cidden beni ürkütüyordu. .
Sertçe kolumu tuttu . Canım acıyordu ve biraz daha sıkarsa moraracağına emindim . "Ömer canımı acıtıyorsun !"
"Defne , beni deneme . "
Delici gözleri adeta beni delip geçiyordu . İstediğinde bir anda tavrını değiştirebiliyordu ve bunu öyle bir profesyonellikle yapıyordu ki karşısında şaşkınlığa uğruyordum .
Kolumu ondan kurtarmaya çalışırken , acıyla inledim . "Ah , kolumu bırak ! Acıtıyorsun!"
"Benimle gel diyorsam geleceksin ." diye hırladı . "Sana seçim şansı sunmuyorum ."
"Sen nasıl bir insansın ya ? Gelmiyorum işte ! Gel-mi-yor-um !" son kelimeyi bağırarak söylemiştim ve cidden hayal kırıklığım yeniden hırçınlığıma vurmaya başlamıştı. .
"Gelmek zorundasın !" diye bağırdı.
"Zorunda falan değilim !" Soğuk bakışlarla süzdüm onu . "Sen kimsinde beni böyle zorluyorsun ? Sen bana emir falan veremezsin !"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Hayran Kurgu''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
