Ömer'in çektiği saçlarım canımı fazlasıyla yakmaya başlayınca "Ömer," diye inledim . "Bırak saçlarımı ."
Ömer bir süre gözlerimin içine delici bir öfkeyle baktıktan sonra saçlarımı sertçe bıraktı ve kolumdan tutarak beni kabaca ayağa kaldırdı .
"Yürü." demir gibi sert sesi kulaklarıma dolarken , haraket etmeyince kolumu sıkmasıyla yüzümü buruşturdum ve Ömer 'in eli sımsıkı bir şekilde kolumu kavrarken merdivenleri indim . Saçlarım hala sızlıyordu .
Aşağıya indiğimizde beni koltuğa adeta fırlattı ve benden bir kaç adım uzaklaşıp parmaklarını başına götürdü . Bakışları kararırken "Gerizekalı," diye hırladı . "Aptal."
"Sensin gerizekalı !" Ah , gerçekten bazen çenemi tutmam gerekiyordu .
Bakışlarım kolumda ki Ömer'in parmaklarından bulaşan kan izine kaydı. Bu izler tam da bizi anlatıyordu aslında . Ömer , beyaz tenimde kıpkırmızı parlayan kanının tenimde kuruması gibi içime işlemişti . Beyaz tenim , onun başından gelen kanın altında o kadar masum duruyordu ki ; benim bütün kötü yanlarım onunkiler yanında iyi gibi kalıyordu .
Tedirgin bakışlarımı tekrar Ömer 'e çevirdim . Ömer cebinden telefonunu çıkartırken gözlerini gözlerimden ayırmadı.
Telefonuyla hızlıca mesaj çektikten sonra tekrar cebine tıkıştırdı ve tam karşıma oturdu .
Koltuğa iyice sinerken "Bana ne yapacaksın ?" diye fısıldadım . Gözüme biriken yaşların daha fazla akmaması için ciddi bir mücadele veriyordum .
"Sus." dedi tükürür gibi . Bana öyle kötü bakıyordu ki , bu bakışlarının altında kalmak hem çok korkutucu hem de incitiydi . Kendime olan güvenimi parçalara ayırıyordu .
Sıkıntıyla nefesini bıraktı ve gözlerini kapatıp başını geriye yasladı .
Görüntüsünün güzelliği ne kadar etkileyici olsa da bunu düşünecek bir durumda değildim .
İçimi çekip başımı ellerimin arasına aldım . "Beni çok çaresiz bırakıyorsun." Sesimin titremesine engel olamamıştım .
Yüzüme bastırdığım avuçlarım çoktan akmaya başlayan göz yaşlarımı sakladığı için memnundum.
"Sürekli beni tehdit ediyorsun , incitecek şeyler söylüyorsun ve ne hissettiğimden , beni ne kadar savunmasız bıraktığından haberin bile yok ."
Bana cevap vermeyip sessiz kalmayı tercih etti . Bende kırılgan çıkan sesimle sözlerime devam ettim . "Sana bir kere yardım ettiğim için başıma gelmeyen kalmadı . Aptal bir herifin telefonunu alıp sana verdiğim için şu olanlara bak ! Ailem beni evlendirmeye zorlar diye eve dönemiyorum , şimdi sende beni tehdit ediyorsun . Söylesene , öldürecek misin beni ? Sırada ki planın bu mu ?"
"Sana sus dedim." Buz gibi soğuk sesi , kulaklarıma dolduğunda zorlukla yutkundum .
Avuçlarımı yüzümden çekip , elimin tersiyle gözlerimde ki yaşları sildim ve ayağa kalktım . "Buradan gitmek istiyorum."
"Buna izin vermeyeceğimi biliyorsun."
"İzin istemiyorum." Bu sefer farklı olarak benim sesimde soğuktu ama hala ağladığım için titriyordu.
Ömer hızla ayağa kalktı ve inanılmaz bir öfkeyle gözlerimin içine baktı .
"Bana tokat attın , kafama bardakla vurdun ve hala seni öldürmedim ! Derdin ne lan senin ? Sana ne yapmamı istiyorsun? Şu çeneni kapat artık , sabrediyorum ve sen bunu hala anlayamıyorsun !" diye gürlemesiyle sıçradım. Bu halleri gerçekten beni korkutuyordu .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fanfiction''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
