Bir insanın değişimi .
Ne garip , ne zor şeydi . Dışarıdan izleyene ne kadar belirgin , içinden hissedene ne kadar yıpratıcıydı . Hele insanı ateşe sürükleyen değişim . İzleyeni de , yaşayanı da değişirken kül etmez miydi ?
Defne 'yle birlikte kendisi de kül oluyordu .
Sıktığı yumruklarını hafifçe gevşetip koltukta uyuyan kızıl kıza baktı . Gözlerinde son zamanlarda takıldığı umarsızlığın yerine , hisler gelmişti . Gerçek olan şeyler .
Defne çoğu zaman ne kadar duygusuz , ne kadar sevgisiz , ne kadar acımasız ve merhametsiz olduğunu aşkıyla birlikte yüzüne haykırmıştı . Söyledikleri yalan sayılmazdı , hatta yalan değildi . Çoğu zaman hissetmezdi , acımazdı , sevmezdi . Merhametin ne olduğunu uzun zaman önce unutmuş , pişmanlığa küsmüştü .
Tek bir şey için pişmandı . Pişmanlıkla sadece tek bir bağlantısı vardı , uzun zamanlı küslüğü sadece o zaman görmezden gelebiliyordu ; Defne'yle her göz göze geldiğinde .
İşte o zaman hissediyordu pişmanlığı . O iğrenç , insanı rüyalarında bile yalnız bırakmayan duyguyu , kalbin üzerinde ki ağırlığı .
Onun kalbi var mıydı ki ?
Bunu uzun zaman kendine sormuştu , bazen gecelerce uyumadan bu soruya bir cevap aramış ama bulup bulabileceği sadece bir 'Yok' olunca , istediği cevabı hiçbir zaman veremeyeceğini anlayıp , sormayı bırakmıştı .
Defne 'ye doğru bir kaç adım daha yaklaşırken , yeniden sormaya başladığı sorunun cevabı kulaklarında çınlıyordu . 'Senin kalbin var .'
Bir kalbi , o kalbin içinde de hayatını mahvedip , dengesini bozduğu , kukla gibi oynadığı , mahvettiği , parıltısını söndürdüğü kızıl saçlı bir kız vardı .
'O zaman ölecek miyim ?'demişti ona . 'Öleceksin.' cevabı fiili bir ölümün değil , soyut bir ölümün haberiydi . Ölüm sadece bedenen ölmekle olmazdı . Bir insanın acısı ölebilirdi , sevgisi ölebilirdi , arzusu ölebilirdi , hırsı , bedeni ve en kötüsü de his ölebilirdi . Ne demişti kızıl kafa ?
'Sen çok büyük bir katilsin. Bedenen bir katledişten bahsetmiyorum . Sen insanların hayallerini , hislerini , ruhlarını , şevklerini , umutlarını , ışıklarını katlediyorsun .'
Bu sözler aklından çıkmıyordu , o kapkaranlık kalbin içine oturmuştu .
Hak etmişti . Hemde çok hak etmişti . Daha fazlasını , çok fazlasını hak ediyordu . Yaptıklarının bir karşılığı yok gibiydi . Kalbi de vicdanı da çok kirliydi .
Defne umrunda değilmiş gibi davranmasının bir çok sebebi vardı , bir anda o eski sadece kırıp döken , vahşi kurdun hırlaması asla sebepsiz değildi . Ama hiçbirinin yeterli sebepler olduğu da söylenemezdi . O gözlerde ki hayal kırıklığına , çöküntüye hiçbir bahane bulamazdı . O bal rengi gözlere bir anda gelen yıkıntıyı hayatı boyunca unutmayacak , her seferinde aynı sızıyı hissedecekti .
''Semih'i gebertmemenin şokunu atlatamıyorum.'' Mert 'in alay dolu sesini duyduğunda Defne 'nin üzerini örtüyordu . Hafif bir duraksamadan sonra , battaniyeyi üşümeyeceği bir şekilde ayarladı .
Dikleşip Mert 'e dönerken ''Öldürseydim , Defne bir de onun için vicdan azabı çekerdi .'' dedi umursamaz bir şekilde .
''Helal olsun ya ,'' Mert'in sözlerinde apaçık bir kinaye vardı . ''Ne güzel düşünüyorsun Defne'yi .'' Ömer'de alayla gülerken , "Öyle." dedi samimiyetsiz bir şekilde . "Seninde kendine birini bulup , o kişiyi düşünmeye başlamanı tavsiye ederim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fanfiction''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
