Ömer beni kolumdan tutarak merdivenlerden indirmeye çalışırken bense, kolundan kurtulmak için çırpınıyordum .
"Ömer bırak beni !" Beni duymuyordu sanki . Yine duygusuzlukla örttüğü yüzü aramıza aşılmaz bir duvar örmüş gibiydi .
Beni resmen artık sürükleyerek dışarı çıkartırken , elinden kurtulmak için en son çare olarak kolunu çok sert bir şekilde ısırdım.
"Siktir," diye hırlayıp gözlerime baktığında, gözlerinde ki ifadesizliğin yanında ki derinlik ne hissettiğini anlamamı engelliyordu.
Yüzüme bir süre daha baktıktan sonra " Bir daha böyle bir şey yaparsan cidden kötü olur ." dedi insanın tüylerini ürpertecek bir sakinlikle .
Ona meydan okuyan bir ifadeyle baktım. "Ne olur yaparsam ?" Sesimde ki cesaret , korkumu bastırmış gibiydi .
Kaşlarını alayla kaldırdı . "Gerçekten duymak ister misin ?"
"Evet." dedim kendimden emin bir şekilde .
Bana doğru hafifçe yaklaştı ve yüzünde küstah bir gülümsemeyle "Gerizekalı ," dedi . "Sen bana meydan okuyacak kadar gerizekalı , küçük kızılın tekisin ."
"Asıl sensin gerizekalı ! Hep aynı şeyleri söyle dur. Sadece lafta kalıyorsun İplikçi . " Benimde yüzümde alay dolu bir gülüş vardı .
Kaşlarını kaldırdı ve küçümser bir ifadeyle beni baştan aşağı süzdü .
"Seni becereceğimi söylesem ve bu dediğimi yapsam mutlu mu olursun yani ?" Ses tonu küçümser ve alay doluydu ama sanki ciddiyette barındırıyordu . Ağzım açık bir şekilde ona bakarken , "Sen ..." diye tısladım . "Sen ne dediğini sanıyorsun ?"
Şaşkınlıktan gözlerim büyürken "Bana yapacağın şey bu mu ?" dedim dehşete düşmüş bir ifadeyle .
Yüzünde ki ifade daha da soğuklaştı , gözlerinden ne düşündüğünü anlamak imkansızdı . Ayrıca dusaklarında ki hafif , tehlikeli tebessüm insanın korkuyla sinmesini sağlıyordu . "Neden olmasın ?"
Elinden kurtulup ona sert bir tekme attım . Öfkem ve korkumun büyüklüğü gücüme de yansımış gibiydi . Ama iki adım aramıza mesafe açtığım anda yakaladı beni . Kolumu daha da sert tutarken , yüzünde de gücüyle yarışacak sert bir ifade vardı .
Hiçbir şey söylemeden beni , kapıda bekleyen bir spor arabanın arka koltuğuna oturturken , kendi de yanıma oturdu.
Arabanın şoför koltuğunda başka birinin oturduğunu yeni fark etmiştim . Ömer 'in beni Hakan 'ın yanına gönderip , sözünü tutmadığı gün beni kurtaran arkadaşı Mert arabanın şoför koltuğundaydı .
Ömer 'in ''Gidebiliriz .'' demesiyle arabanın yerinden ok gibi fırlaması bir oldu . Kapıların kilitlenme sesi duyulurken korku dolu bakışlarımı Ömer 'e çevirdim .
Kolları üzerimde değildi , cam kenarında sessizce oturuyor ; yüzüme dahi bakmadan camdan dışarısını seyrediyordu . Mert de bir kere bile bana bakmamıştı . Sadece sessizce arabayı kullanıyor ve bu sessizliği sanki ''Sakın benden yardım isteme .'' diye bağırıyordu . Sonuç olarak ne Ömer 'in ne de Mert 'in ilgisi üzerimdeydi , arabanın içinde serbesttim ve bende Ömer 'den uzaklaşarak en köşeye , diğer cam kenarına kaymıştım .
Ömer 'in sessizliği de , fırtınası da ürkütücü ve sindiriciydi . Sessizken ne düşündüğü , ne hissettiği hakkında insan hiçbir fikir edinemiyordu , öfkeliykense ne yaptığını bilmeyebiliyor , her yöne esen bir fırtına gibi oluyordu . İki şekilde de karanlıklar prensinin pelerini dalgalanıyor ve korkutucu bir güzelliğe bürünüyordu .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fiksi Penggemar''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
