"İki ekmek ," Bana direkt parayı uzatan suratsız adamın elinden parayı alıp hiçbir şey söylemeden kasaya koydum .
"Suratsız ," arkamdan söylenen Merve 'ye karşı bir tepki vermedim . "O kadar güzel kız var karşında , böyle surat mı yapılır !" Alışılmış tepkisizlik .
Bir sonraki müşterinin de aldıklarının ücretini kasaya koyduktan sonra Merve'nin "Ne kadar oldu ?" diyen sesine karşı bir süre tepkisiz kaldım ve "İki ekmek , 2 börek." diyen kadına ücreti söyledikten sonra onu cevapladım . "Bu konuda bir şey söylemek de duymakta istemiyorum. Hiçbir şeyi istemiyorum."
"Ne kadar oldu ?" diye üstelediğinde susmayacağını bildiğim için hızlıca "İki buçuk ay." dedim ve para üstünü müşteriye verdikten sonra , bu akşamki son müşterimizde gitmiş oldu.
Kasayı kapattıktan sonra , askılıkların olduğu bölüme gidip üzerime montumu aldım . Bu sırada Demir yanağımdan bir makas almış ve "Görüşürüz ateş kızılı." deyip montunu da alarak dükkan gitmişti .
Bende arkasından çıkarken Merve 'ye el salladım . Ah , çok güzel ... Yağmur yağıyordu.
Kapüşonumu başıma geçirirken , kızıl saçlarımı boynumdan iki ayırıp kapüşonun içine sığdırdım ve ellerimi cebime koyup ve hızlı adımlarla yürümeye başladım .
2,5 ay . Koskoca 2,5 ay olmuştu . 2,5 aydır onu görmeyi bıraktım , ondan hiçbir iz bile bulamamıştım . Hayatımdan tamamen çıkmıştı. Eğer dönmek istersem diye ona ulaşabileceğim tek şey bir telefon numarasıydı ve o kendini bu kadar benden çekmişken de aramak cesaret istiyordu .
Ne kokusu , ne sesi , ne görüntüsü ... Ondan hiçbir şey yoktu , hiçbir şey kalmamıştı. Yokluğu bana öyle dokunmuştu ki 1 ay boyunca kendimi hiçbir şekilde toplayamadım . Topladıkça tekrar geri yıkıldım ve bu, her seferinde daha büyük bir yıkıma zemin hazırlıyordu.
Haftada en az üç kere zil zurna sarhoş oluyordum , sarhoş olunca da kendimi kaybediyor ve Ömer 'in evine gitme fikrine kadar ileri gidiyordum. Her gecem ağlayarak , gündüzlerim sadece kitap okuyarak ve kitabı bir anda fırlatıp ağlamaya başlayarak geçiyordu . Kimseyle iletişimim yoktu . Leyla'yla bile konuştuğum bir kaç cümleyi geçmezdi . Ezberlenmiş sözcükler ; Hayır , istemiyorum, aç değilim , konuşmayacağım , beni rahat bırak , uyumak istiyorum. İşte bu kelimeler , nadiren kurduğum cümlelerin temel kelimeleriydi .
Yemek yemiyordum, bu süreçte neredeyse 5 kilo kaybetmiştim. Gözlerimin altı ağlamaktan mosmordu . Sürekli onu ve onu ne kadar özlediğimi düşünüyordum. Mert , Ece , Semih , diğer zaman geçirdiği kızlar , arkadaşları , evinin kapısında ki bahçıvan ... Hepsi benim gözümde inanılmaz şanslı insanlardı . İstediklerinde ona ulaşabiliyor ve onu görebiliyorlardı , sesini duyabiliyorlardı.
Onun olduğum gece aklıma geldiğindeyse tek bir göz yaşı kalmayacak gibi ağlıyordum . Asla pişman değildim . İlk kez biriyle birlikte olcaksam ; o adam yine , Ömer William İplikçi olsun isterdim . Sadece özlem fazlaydı , çok fazlaydı .
Bir ay sonra sarhoş olmasam da , yine ağlama krizine girdiğim de Ömer 'i aramama asla izin vermeyen Leyla halime acımış olacak ki telefonu sadece önüme bıraktı ve odadan çıktı.
1 ay ... Koskoca bir ay sonra sesini duyacaktım . Telefonu onun açacağından emindim. Bu kadar zaman sessizlikten sonra , benden gelecek bir telefonu reddetmeyeceğini biliyordum. Uzun bir iç çatışmadan sonra , deli gibi korkarak onu aramaya karar verdim .
Telefon çaldıkça içimde ki umutsuzluk o kadar haddi hesabı olmayan bir hal aldı ki , çöktüğümü hissettim ama tam telefonu kapatacağım sırada telefon açıldı .
Heyecanla "Ömer ," diye konuştuğum telefonu Mert 'in yanıtlamasıysa tam bir hayal kırıklığıydı . 'Ben Mert ' demeden önce panik bir şekilde iyi olup olmadığımı sordu . Onun bile sesinden aramıza tonlarca mesafe koyduğunu anlayabiliyordum . Bana sümüklü deyip , beni kollayan , arkadaş gibi davranan o değilmiş gibi konuşuyordu . İyi olduğuma emin olduktan sonra bir bahane bulup kapattı.
Asıl değişimim o telefondan sonra başlamıştı . Çünkü bu telefon bir şeyleri fark etmeme , gözlerimi açmama sebep oldu . Ömer beni , benim onu özlediğim kadar özlemiyordu ve benimle konuşmakta istemiyordu. Ne olduğunu öğrenip telefonu kapatabilirdi ve o bunu bile yapmadan telefonu Mert 'e açtırmıştı . Bir şekilde onunda beni çok özlediğine inanmıştım . Bu çok ... Çok hayal kırıklığına uğratıcı , gurur ve kalp kırıcıydı . Ömer'leyken genelde gururumun kırılması geri planda kalıyordu ama farklı olarak bu sefer kalbimde çok ama çok kırılmıştı . Yani yine aynı gurursuzluk ve aptallıkları yapmam için bir sebebim yoktu .
Yağmur biraz daha hızlandığında , bende adımlarımı hızlandırdım . Yağmur bile bana artık Ömer 'i hatırlatıyordu . Benim tek istediğimse bir daha ismini bile kimsenin ağzından duymamaktı . Ama düşüncelerime engel olamıyordum ...
O günden sonra , kendimi toparlama kararı almıştım . Kolay değildi ama işi duygulara bırakmamanın kesin çözüm olduğunu anladığımda bir anda Ömer 'le hiç tanışmadan önce ki Defne'ye döndüm . Hiçbir çaba sarf etmem gerekmedi bunun için . Ben zaten buydum . Özümle birlikteydim ve bu özü kendine göre şekillendiren kişi de Ömer 'di . Bu kişi hayatımdan çıkmıştı ve benimde kendi , bağımsız halime dönmemem için hiçbir sebebim yoktu .
İçten hissedilen duygular , dışa vurulan ifadesizlik ve boş ifade . Ömer 'e apartmanda çarpmamla aralanan ve zamanla açılan buz perdelerini sonuna kadar , içeri tek bir ışık gelmeyene kadar kapatmış , bir süre havalarda uçan kızıl kızın kanatlarının alınmasının yasını tutuyordum .
İçten gülüşlerim yoktu, o coşkulu duygular , heyecan , hepsi kanatalarımla birlikte benden vahşice alınmıştı sanki. İyi ki de öyleydi . Benim kanatların masalsılığına değil , olanların gerçekliğine ihtiyacım vardı . Bazen doğruların acı olabileceğini küçüklüğümüzden ezberlemiştik .
Birden izlendiğimi fark ettiğimde hızla arkamı döndüm ve bir gölgenin hızlıca apartmanın kapı bölmesine girdiğini gördüm . İçimi birden büyük bir korku kapladığında , yavaş adımlarla o gölgeye doğru ilerledim . En son bir apartman kapısının bölmesinde dolaylı olarak Ömer yüzünden az kalsın tecavüze uğruyordum ve bundan yine Ömer sayesinde kurtulmuştum.
Birkaç adım daha atarsam apartmanın bölmesinde kinin olduğunu görebilirdim . Tam o anda apartmanın kapısı açılıp , sertçe kapatıldı . Hızlıca bölmeye yürüdüğümde, camdan kapı sayesinde kapüşonlu birinin koşarak merdivenleri çıktığını gördüm . Kalbimin küt küt attığını hissettim . Biri beni izliyordu .
Tam zile basıp peşinden gidecekken bir elin zilde ki elimi tutup durdurmasıyla kaldım . Tanıdık bir koku burnuma geldiğindeyse , bir an aklımı kaçırdığımı düşündüm . Sonra yine fazlasıyla tanıdık olan ve beklemediğim ses sessizce konuştu ;
"Tehlike yine seni buluyor desene ."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Hayran Kurgu''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
