"Her şeye tahammül ederim ama bu kadarına değil." Ömer elimde ki kadehi çekerek alırken siyah eşofmanımın üzerine bir kaç damla şarap döküldü.
Ona boş bir şekilde bakarken yerimden kalktım ve masaya koyduğu şaraba doğru yöneldim , bu sırada bakışları dikkatle beni takip ediyordu . "Defne ," dedi ters bir şekilde . "Sabrımı zorlama , yeter artık ."
Alayla güldüm . "Seninle sevişmek istediğimi söyleseydim de yeter der miydin ?" Bakışlarına şaşkınlık otururken "Ne ?" dedi kaşlarını çatarak . "Şarap içmen ve benimle sevişmenin nasıl bir bağlantısı var ?"
Şaraptan vazgeçip tam karşısında dururken ellerimi beline koydum. "Bir şey içmeye ihtiyaç duyuyorum , sana da ihtiyacım var . Karşıla o zaman ."
O kadar şaşırmıştı ki , tamamen bozguna uğramış bir haldeydi . Dudaklarına yönelip onu öpmeye başladığımda karşılık vermedi . Kaşlarını çatmış bir şekilde sadece bana bakıyordu ve bende onu öpüyordum .
"Hadi," dedim dudaklarımı ondan hafifçe uzaklaştırırken . "Bana bunu da mı vermeyeceksin ?" Tekrar onu öptüğümde bu sefer beni hafifçe itti ve aramızda kısa bir mesafe bıraktı. Gözlerine saf bir öfke yerleşmişti . "Kendine gel." Üzerine bastırarak soğuk bir tonda konuştu .
"Kendimdeyim," Yüzümde alaylı ve kendimde olmadığımı gayet açık eden bir gülüş vardı . Ellerimi tişörtünden içeri soktuğumda kasılsa da bir atakta bulunmadı . "Değilsin, pişmanlıktan ve vicdan azabından kendini yiyip bitiriyorsun."
"Kendimdeyim ." diye saçma bir inat çabasına girdiğimde derin bir nefes aldı ve "Uyu ," dedi bıkkınlıkla . "İki gündür uyumuyorsun , yemek yemiyorsun . Uyu , uyanınca da yemek ye ."
Gözlerim dolarken ellerimi kaslarında dolaştırdım . "Bana sadece sen iyi gelirsin ." Fısıltıma karşı gözlerini yumdu . "Sana ihtiyacım var William İplikçi."
''Eğer çeneni kapatmazsan kalbini kırarım .'' Gözlerini açtığında orada canımı yakan mesafeyi gördüm . Başım dönerken sarsak adımlarla iki adım geriledim ve gülümsedim . ''Kalbimi zaten genellikle kırıyorsun . Başka bir şeyle tehdit et .''
Kafasını öfkeyle iki yana sallarken ''Pişmanlıkla nasıl baş edeceğini şaşırdın Defne .'' dedi gözlerindeki soğukluğu sesinde de taşıyarak . ''Ben ölmüş olsaydım da o itin kafasına sıkmadığın için yine pişman olacaktın .''
Gülümsemem silinirken , aklıma yerde ki cansız beden geldi . O adamın nefesini kesen kurşun , benim bastığım tetikle beraber fırlamıştı . Ben bir nefese son vermiştim .
Gözlerini tekrar kapattığında ne düşündüğümü anladığını biliyordum . ''O ölmeseydi ben ölecektim .'' Gözleri hala kapalıydı . ''Böyle açıklamaları yapmam çünkü genellikle insanların düşündükleri ya da ruh halleri sikimde olmaz .'' Gözlerini öfkeyle açtı . ''Burda durmuş sana laf anlatmaya çalışıyorum ama sen hala üç yaşında bebek gibi aynı şeye odaklanıyorsun.''
Gözlerim dolmuştu , her zaman ki gibi . Bana doğu yaklaşıp tam karşımda dururken , iki elini de omuzlarıma koydu ve sıkıca tuttu . Teması canımı yakıyordu . Yüzünü yüzümün hizzasına getirirken gözlerinde beni barda tek başına bırakan adamın gözleri vardı . İrkildim ama önemsemedi . Tam tersine bağırarak şaşkınlıktan kalakalmama sebep oldu . ''Bir adamı öldürdün ve burda durmuş buna ağlıyorsun ! Ama eğer o adamı ölmeseydin şu an benim cenazeme ağlıyor olurdun . Hukukta bile nefsi müdafaa deniyor buna ! '' Korkuyla titredim , sesini alçaltırken küçümser bir ifadeyle ben süzdü .'' At gözlüklerini takmış sadece yaptığın şeyin kötü tarafına bakan bir salaksın sen.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fanfiction''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
