76.Bölüm

6.7K 365 293
                                        

Herkese merhaba ! Bölümle ilgili bilgi vermek istedim önceden . Bölümde ki yakınlaşmadan rahatsız olacaklar bu bölümü direktman okumayıp , atlayabilirler . Baştan söyleyeyim . Beğenmeniz dileğiyle : ) İyi okumalar ...

Zeytin rengi gözleri , onun değimiyle bal rengi olan gözlerimdeydi . Tam gözlerimin içine , beni yakabilecek kadar güçlü ve tutkudan yanan bakışlarla bakıyordu . Dudakları dudaklarımdaydı . Özlemini gösterecek bir aceleyle , hırsla öpüyordu . Elleri tenimdeydi . Eşsiz bir elmasmışım gibi vücudumun her yerinde geziyordu .

Yavaşça gözlerimi kapattığımda dudaklarımızı ayırdı . İki elimi birden tek eliyle başımın üstünde sabitledikten sonra boynuma geçti . Dudakları nefes almama izin vermeyen öpücüklerini boynuma bırakırken. Ellerimi kurtarıp ona tutunmak istedim ama izin vermedi . Ellerimi , tek eliyle sert bir şekilde başımın üstünde tutmaya devam etti .

"Anlıyor musun , Defne ?" diye fısıldadı dudakları boynumdayken . "Anlamıyorsun." diye kendini cevapladıktan sonra , bir elini koltuğa bastırarak yükselip yüzüme baktı . Gözlerinde hafif bir tebessüm varken "Daha detaylı anlatayım," diye pürüzlü sesiyle konuşması ve hemen ardından boynuma küçük bir ısırık bırakması bir oldu. İnlerken ellerimi ondan kurtarıp onun yüzünü kavramak istedim ama izin vermedi . Onu öpmek istiyordum ama buna izin vermiyordu . Dudakları boynumda oyalanırken , hırıltılı , tıpkı anlattığı o vahşi kurtu andıran sesler çıkartıyordu ve bu nefesimi daha da hızlandırıyordu .

Ömer kazağımın içine elini soktuğundaysa iplerin koptuğunu hissetim ve soğuk ellerinin karnımda hissetmemle "Ömer," diye inledim . "Defne," diye bana karışılık verirken , sesi kendini kaybetmiş gibi çıkıyordu .

Doğrularak benden ayrıldığında ellerimi bırakmasıyla onu kendime çekmek istedim ama izin vermeden "Ellerini yukarıda tut," dedi gayet net bir şekilde . Söylediklerini uyguladığımda kazağımı üzerimden sert bir şekilde çıkarttı ve kazağın arabanın zeminine düşünü hipnozda gibi izledim .

Üzerime eğildiğinde , öpücükleri karnıma yöneldi ve her noktasına tek tek öpücükler kondurdu . Öpücükleri o kadar güzeldi ki , kendimde olduğumu dahi hissetmiyordum . "Sana," diye hırladı . "Sana o kadar ihtiyacım var ki ." Dudakları karnımda biraz daha alta ilerledi ve göbek deliğimin üzerinde dururken derin bir nefes aldı .

Öpmek yerine diliyle göbek deliğimin çevresinde küçük bir daire çizdiğinde dudaklarımdan ufak bir çığlık çıktı . Ellerim saçlarına giderken , o her dilini karnıma değdirdiğinde daha da çok saçlarını asılıyordum . Dudaklarına alay dolu bir gülümseme otururken kafasını kaldırıp bana baktı ve aynı alayla "Anlıyorsun kızıl kafa ," diye pürüzlü sesiyle konuştu .

Bir anda benden uzaklaştığında acıyla inledim ve omuzlarına tutunmaya çalıştım ama izin vermedi. Kazağını üzerinden yüzüme bile bakmadan çıkarttığında gözüme o kadar ulaşılmaz geldi ki başımı geriye bırakıp sadece izleyebilmek elimden geldi . Muhteşem , erkeksi vücudu karşısında nefesim sanki mümkünmüş gibi daha da kontrolden çıkarken  dizlerimin üzerinde doğruldum ve omuzlarına ellerimi koydum .

Beni baştan aşağıya soğuk bakışlarıyla , tamamen Ömer William İplikçi 'ye has bulduğum o tavrıyla süzdükten sonra bakışlarını en sonunda gözlerime çıkarıp "Bana dokun," dedi fazlasıyla sert bir şekilde . Sesi hırlar gibiydi . Koltukta az önce uzandığım yere kendisi uzanırken "Şimdi tamamen sana aidim ," diyerek elimi alıp karın kaslarının üzerine koydu. "Bana dokun."

Şok olmuş bir şekilde ona bakarken, anın gerçekliğine inanmakta ciddi bir sorun yaşıyordum. Ömer William İplikçi , bütün eşsizliğiyle , erkeksi güzelliğiyle önümde uzanırken , o alev gibi ama nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde buzdan bakışlarını bana dikmişken hayalde gibiydim .

Ürkekçe bacaklarının üzerine oturduğumda derin bir nefes aldı ama tek bir kelime bile etmeden beni izlemeye devam etti. Kaslarında elimi dokunmaya bile korkan bir şekilde hafifçe gezdirdiğimde inleyerek teslimiyetle başını koltuğa bıraktı . O kadar muhteşem gözüküyordu , şaşkınlık içindeydim . Her zamankinden başka bir şey vardı bu sefer.

İçimden geldiği gibi davranmaya karar verdiğimde elimi karnından çektim ve ellerimin yerini dudaklarım aldı .

Dudaklarımı karın kaslarının üzerinde gezdirmekten öyle büyük bir haz duyuyordum ki kendimden engel olamayarak dilimi dokundurduğumda Ömer beni mahvedecek bir şekilde hırladı ve tek elini camın başladığı yere koyarak tutundu . Karın kasları gibi kol kaslarınında gerilip , iyice belirginleşmesini hayranlıkla izledim ve tam o sırada tutunduğu için belli olan kolunun iç kısmında ki yeni dövmesini fark etmem bir oldu ; Kurt .

Koltuk altına çok yakın bir bölgede , kolunun iç kısmında , saldırgan , vahşi bir kurt dövmesi vardı.

Orada William İplikçi vardı .

Bakışlarımı şaşkınlıkla gözlerine çevirdiğimde , nefes nefese kalmış bir şekilde , kısık , içinden alev çıkan gözlerle karşılaşmam bir oldu . "Bu..." desemde konuşamamıştım . Kelimeler yersiz kalıyordu .

"Defne ," dedi acı çeker gibi . "Devam et ." Ses tonu o kadar muhteşemdi ki bütün her şey siliniyordu .

"Kızılın başında uluyan kurt . Ömer bu çok ... Dövmen ... Çok eşsiz ." diye gözlerinin içine bakarak  ama asla sözleri birleştiremeyerek konuştuğumda "Sikerim dövmeyi," diye hırladı . "Devam et Defne."

Başı tekrar hayran bırakan teslimiyet içinde geri düştüğünde pozisyon değiştirip karnının üzerine oturdum ve dövmesine uzandım . O kadar heyecanlıydım ki , haraket edebiliyor olmama bile şaşırıyordum .

Dudaklarımı dövmenin üzerinde gezdirdiğimde camın çıkıntısını sanki daha da mümkünmüş gibi tuttu ve inledi . "Sen," dedim zafer dolu bir ifadeyle. Dilimi dövmeye sürtmemle inleyerek "Ben ?" diye üsteledi . Gözleri kapalıydı , dudakları aralıktı , yüzü biraz kızarmıştı ve öyle bir tutkusu vardı ki muhteşem gözüküyordu.

"O başlarda ciddiye almadığın , defalarca hakaret ettiğin , küçümsediğin ..." derken dövmeden sapıp dudaklarına yöneldim . "Kızıl Kafana teslim oldun ."

Gözlerini hafifçe araladı , yüzünde hafif bir tebessüm vardı . "Sen bana teslim oldun." diye gururla ve hayranlıkla tamamladığımda gülüşü büyürken , gözlerini kapattı . Ah , bu görüntü karşısında durabilmem imkansızdı ...

İnleyerek dudaklarına kapandığımda hala gülüyordu , hatta sarsılarak gülmeye başlarken bir yandan da bana karşılık vermeye çalışıyordu . Gözleri kapalıydı . O kadar tatlı gözüküyordu ki dayanamayıp onu öperken bende kıkırdadım .

Camın oraya tutunmaya bırakırken bir elini çıplak , belime koydu ve okşadı , diğer eliyle yüzümü kavrarken gülmeyi kesti ve beni nefesimi kesecek kadar uzun ve hırsla öptü .

Bir anda yer değiştirmemizi sağlayıp , tekrar üstüme çıktığında inledim ve saçlarını okşamaya devam ettim .

En sonunda eli sütyenimin kopçasına gittiğinde nefes almayı bırakmıştım sanki , o da fazla hızlı nefes alırken hırladı . "Her dakika , her saniye ..."

Kopçayı açtığında konuşmasına devam etti , "Bu anı düşünmeni sağlayacağım . Sen sadece benim adımı söylerken kendinden geçeceksin."

Dudaklarıma kapanırken sütyeni beni hafifçe kaldırıp üzerimden çıkarttı ve yavaşça yere bıraktı . Öpüşünün arasında gülümseyerek , benim bitmemi sağlayan şeyleri söylemişti ;

"Sen sadece benim kendimi kaybetmeme  , teslimiyetime hayran kalacaksın."

Dudaklarıma bir öpücük daha kondurduktan sonra , öpücükleri boynumdan aşağı inerken ve elleri her yerimde dolaşırken pürüzlü sesiyle sözlerini tamamladı . "Ben sana her gün teslim oluyorum. Bana her gün aşık ol Defne . "

FırtınaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin