Sessizlik , kızıl kafadan aldığı en büyük cezaydı . Şimdi yine sessizlikle cezalandırıyordu ve daha kötüsü bu aslında bir ceza değildi . Defne'nin verdiği doğal bir tepkiydi . Şu an Ömer 'e kızdığı ya da kırıldığı için değil , içinde kopan şeylerin dışa vurmaya yetmeyeceğini bildiği için dinginlik halindeydi , susuyordu .
Tedirgin bir şekilde arabanın kapısını açarken , bir bebekmişçesine Defne 'yi kollarından tuttu ve kaldırdı . Arabanın kapasını kapatırken , o bal rengi gözlerde ki hissizlikle tedirgin bakışları kesişti ve hafifçe irkildi . Boş bakması , böyle hazırlıksız yakalamamalıydı . Ömer olanlara karşı belki de ilk defa bu kadar hazırlıksızdı . Ne yapacağı , nasıl bir tepki verceğiyle ilgili hiçbir fikri yoktu . Nasıl bir yol izlemesi gerektiğini bilmiyordu .
Kızıl kafayı kucağına alırken , ellerinin baygın bir bedene aitmiş gibi düşmesine karşı içinde bir yerlerin acıdığını hissetti . Bal rengi gözler ona bakmıyordu . Boş bakışlar gökyüzündeydi . Hiçbir şey düşünemeyen bir ölünün gözlerini andırıyordu . Zorlukla cebinden anahtarı çıkartıp kapıyı açarken Defne 'nin oyuncak bebekmiş gibi cansız ve hareketsiz bedeninin etkisi anlatılamazdı . Alışık olmadığı bir durumla tamamen baş başaydı .
Evin kafasını ayağıyla itip kapatırken , büyük salonun koltuğuna doğru ilerledi ve Defne 'yi yavaşça koltuğa yatırdı .
Boş bakışlar şimdi tavandaydı .
Hiçbir şey söylemeden banyoya ellerini yıkamaya girdiğinde , hızlıca işini halledip , kan lekelerini ovaylaya ovalaya çıkartıp ellerini kuruladıktan sonra tekrar Defne 'nin yanına geldi ama gördüğü görüntü bu sefer şaşkınlığına sebep olmuştu .
Defne koltukta oturur pozisyona geçmiş , sakince yere bakıyordu . Bu sefer boş bakmasındansa düşünür gibi olan hali Ömer 'i biraz olsun rahatlatmıştı .
Kafasını kaldırdığında gözleri Ömer'le kesişti , yüzü ifadesizdi ama bu sefer o gözlerde bir vicdanın haykırışı vardı .
"Ölüyorum," sessiz fısıltı kulaklarına ulaştığında gözlerini kapattı . "Ben ," dedi gülerek Defne . Gülüşü duymuştu . Şaşkınlık dolu bir gülüştü . "O tetiğe bastığımdan beri ölüyorum."
Sesinde ki yakarışa karşı Ömer gözlerini açtığında , Defne 'nin ayağa kalkmış olduğunu gördü . Bir süre birbirlerinin gözlerine acıyla baktılar . "Alış," dedi Ömer anlayışlı bir ifadeyle . "Ölmeyi bırak . Sadece alış."
"Birini öldürmeye mi alışacağım ?" Defne 'nin hayret dolu sorusuna karşı gülmek istedi. Onun için bu kadar facia olan bir şey , Ömer için önemini çoktan kaybetmişti . Vicdanın da kaybolması gibiydi .
"Ben sen değilim ," dedi Defne tükürür gibi hırsla . "Ben birini öldürüp sonra da sanki basit bir şeymiş gibi devam etmem."
Ömer bu haline karşı hafifçe gülümsedi . "Edeceksin."
Defne kafasını iki yana hızlıca salladığında bir süre korkuyla gözlerine baktıktan sonra bakışları yerde ki kana takıldı . "Ben," dedi boğulurcasına bir sesle . "Ben bir nefesi kestim , bir bir insanı öldürdüm !" Yeni yeni idrak edebiliyormuş gibiydi . Yüzüne dehşet yayılırken "Ömer," diye inledi . "Senden ne farkım kaldı ?"
Cevap almak istemiyle sormadığı , tamamen gelişi güzel bir şekilde dudaklarından çıkan sorunun sebep olduğu etkiyi Ömer 'in gözlerinde can çekişirmiş gibi izledi.
İlk önce şaşkınlıktı William İplikçi 'nin gözlerinde sergilenen , sonra hayal kırıklığı , sonra tekrar şaşkınlık , küçücük bir öfke ve ne diyeceğini bilememezlik .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fiksi Penggemar''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
