(Multi alıntı.)
Gergince odanın içinde volta atarken "Anlayamıyorum !" diye homurdandım . "Bu kadın Elif'in yaptıklarını bilmiyor mu ?"
Ömer rahat bir şekilde yayıldığı yatakta istifini bozmazken , elmasından bir ısırık daha aldı . "O her boku bilip hiçbir boku bilmiyormuş gibi davranmayı sever." Umursamaz bir şekilde söylediklerine karşı kafasına elime geçen ilk yastığı atmamla elinde ki elma yere düştü.
Gözlerine anında öfke yerleşiyorken "Sen ne yapıyorsun ?" diye hırladı . Yatakta oturur pozisyona geçmişti. Elmayı alıp masaya koyduktan sonra ayağa kalktı . "Daha da ortamı germen hiçbir işe yaramayacak kızıl kafa ."
"Bana kızıl kafa deyip durma," dedim öfkeyle . "Bu kadar hakareti sineye çekemiyorum artık ! Kadın her şeyi biliyor ama yine de Elif'i buraya getiriyor ! Ne zannediyor beni , sabır taşı falan mı ?"
Alayla güldü . "Burayı isteyen sensin Defne , her şeyi öğrenmenin kolay olacağını mı sandın?"
"Hiçbir şey kolay olmazdı," dedim bende yüzümde buruk bir gülüşle . "Hiçbir zaman kolay olmadı."
Gülüşüm yavaş yavaş silinirken "Bana alenen edilen tek bir hakarete bile susmam," diye tısladım."Ağzıma ne gelirse söylerim, saydırmaya da önce o kaşardan başlarım ."
Tam karşımda dururken "Sana hakaret etmelerine en başta ben izin vermem Defne." dedi soğuk bir şekilde . Buz gibi halleriyle beni sakinleştirmekten çok , kışkırtmaya çalışır gibiydi . Sonra tekrar yatağa yürüdü . Kenarına oturduktan sonra tişörtünü ve pantolonunu çıkartırken asla yüzüme bakmıyordu . Örtünün içine girdi ve yüz üstü yatarak gözlerini kapattı.
"Uyuyacak mısın ?" diye daha sakin bir sesle sorduğumda gözlerini açmadan "Yanıma gel," diye mırıldandı. Bir kaç saniye kararsız kaldıktan sonra yavaş adımlarla yanına gidip yatağa uzandım .
Kolunu üzerime atıp beni kendine çektiğinde , huzuru bulmam uzun sürmemişti . Hala gözlerini bir kere bile açmamıştı . Kollarını biraz daha sıkılaştırdığında bende ona sarıldım .
"Uyuyalım kızıl kafa ," Sesi yorgun çıkıyordu , başımı kaldırıp ona baktım . "İyi misin ?"
Gözlerini yavaşça açarken "Yoruldum ," diye itiraf etti . "Her anlamda ."
Bunu söylemesi canımı acıtırken bir süre yüzünü inceledim , kömür rengi yorgun gözlerinde uzun süre oyalanırken kaşlarım çatıktı .
Aslında doğru söylediğini şimdi fark ettim , yorgundu . Ömer William İplikçi , ilk tanıştığımız andan beri aynı adamdı , bunda bir değişiklik yoktu . Ama aylar öncesi kadar kendini benden saklayamıyordu . İstese saklayabileceğini biliyordum ama buna belki de gerek bile duymuyordu .
Elimi yüzüne götürüp sakallarını okşadığımda gözlerini yumdu .
Belki de savrulan sadece ben değildim .
Acının altında ezilen sadece ben değildim .
Eriyen sadece ben değildim .
Nefes alamayan sadece ben değildim .
Belki de dibe çöken sadece ben değildim .
Bunu ilk defa düşünüyordum . Daha doğrusu düşünmeye korkmadan düşünüyordum . Canımın acıdığını hissettim , belki de en çok benim canım yanmıyordu .
Yanağımdan bir damla yaş süzüldüğünde , ağlayıp zırlayarak onu rahatsız etmemeye çalıştım . Fiziksel olarak fazla uykusuz kalmıştı , uyuması gerekiyordu . Zaten düzenli inip kalkan göğsünden , nefeslerinden çoktan uykuya daldığını anlamıştım .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fanfiction''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
