Multi alıntı.
Ömer'le , Ömer'in motorundaydım , her şeye rağmen . Yine .
Ellerimi gevşekçe beline dolamıştım ama bana kızmıyordu , ya da ona koala gibi sarılmazsam uçacağımı söylemiyordu . Ve bu gerçekten iyi hissetmeme hiç yardımcı olmamıştı .
Bazı konularda onun da uzak durduğunu hissetmek , kendime kızmama sebep olacak bir sızıyı getirirken belinde ki kollarımı istemsizce sıkılaştırdım .
Kokusu burnuma geliyordu . Ah , o kokusu ...
Gergince kıpırdandı ama ona daha sıkı tutunmamın kesinlikle onu rahatsız etmediğini biliyordum .
Gideceğim yere kadar hiçbir şey sormadım . Bekleyecek ve görecektim. Bir şey tahmin etmek ya da kalbimi acıtacak hiçbir şey için şartlanmak istemiyordum.
Motoru ; ıssız , şehrin dışındaki bir sahilde durdurduğunda , kollarımı çözdüm ve sakince motordan indim .
Ömer de indikten sonra hızlıca bir numara tuşlayıp , telefonunu kulaklarına doğru götürdü ve birkaç saniye sonra telefon açıldı . "Getir." Tek söylediği bu olmuştu. Kim gelecekti ?
Gergince ellerimi birbirine sürtüp ısıtmaya çalıştım. Sahilde olduğumuz için çok rüzgar esiyordu ve üzerimde sadece hırka vardı . Ömer 'se kısa kolluyla duruyordu . Yine de üşüdüğüne dair hiçbir şey yapmamıştı . Tam tersine soğuk onunla bütünleşiyor ve buzlarını sağlamlaştırıyor gibiydi .
"Kim gelecek ?" diye sorduğumda omuz silkti . "Birkaç dakika sonra bunu sen gör ."
Bir şey söylemeden önüme döndüm ve derin bir nefes aldım . "Akın'ı nerden tanıyorsun ?" Samimi bir merakla sorduğu soru , içimde beklenmedik bir şefkatin filizlenmesine sebep oldu . "Leyla'nın kuzeni." dedim hafif bir tebessümle . "Uzun zamandır tanıyorum."
"Kalbi çok temiz," dedi düşünceli şekilde ama onun yüzünde de küçük bir gülümseme vardı . "Yanında dururken kendimi çok küçük hissettim."
Derin bir nefes daha aldım ve konuşmasını dinledim . Sesini özlemiştim . Pürüzlü tonunu , kulağa gelen o güzel tınısını ...
"Ben gerçekten kötü bir adamım kızıl kafa ." dediğinde ona döndüm . "Sen gerçekten kötü bir adamsın Ömer." diye tekrarladım gözlerinin içine bakarak.
Dalgın bir ifadeyle gülümsediğinde içimde bir şeylerin kalbime adeta saplandığını hissettim . "Neden bir anda seni buraya getirmeye karar verdim biliyor musun ?"
"Çünkü artık bir şeyleri bilmeye hakkım olduğunu düşünüyorsun." diye onun bana kısa bir zaman önce söylediklerini alayla tekrar ettim . Bu halime karşı kafasını iki yana sallayarak bakışlarını denize yöneltirken "O da bir sebep tabii," diye mırıldandı sessizce .
"Kulağa ne kadar saçma geldiğini sen de fark ettin değil mi ?" dedim sesime yansıtmaktan alıkoyamadığım bir öfkeyle . "Gerçekleri bilmeye zaten herkesin her zaman hakkı var ama sen benden her şeyi saklayıp , şu anda lütfettiğini söylüyorsun."
Bir şey söylemeden denize bakmaya devam ettiğinde ben de sözlerime devam ettim . Sesimde keskin bir tını vardı , içimde ki öfkeyi ve hırsı taşıyordu. "Bir anda canın istedi diye gelip hayatımı mahvedecek şeyler yapıyorsun . Bütün dengem şaşıyor !" Birkaç saniye duraksadıktan sonra tam karşısına geçtim ve öfkeden dolan gözlerimle tam gözlerinin içine baktım. Yüzü ifadesizdi , bakışları boştu . "Peki ben bunu da hak ediyor muyum ?" Kahretsin , sesim titremişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fırtına
Fanfic''Oturduğum apartmandan telaşla işe yetişmek için çıkarken , rastladığım buz gibi bakan kömür gözlerin sahibinin fırtınam olacağını nereden bilebilirdim ki ? ...
