Kölelerin içinde sevgi ve ya güven yoktu. Sadece en başından beri zifiri karanlık bir korku mevcuttu. Ve bu korku içlerinde bir yere mıknatısın metali çekmesi gibi çekiliyordu.
Emilia'ya bakan çocuklar çok korkmuşlardı. Ona yapılanların başlarına gelmemesi için ertesi gün çok çalışacaklardı. Ve bu da korumaların istediği şeydi; onları korkutup her geçen daha çok çalışmalarını sağlamak.
Emilia uzun süre yerden kalkamadı, bilincini kaybetmişti. Korumalar ona hiç acımamıştı. Hatta şu an bile gözlerinde merhamet yerine bir leşe bakarmış gibi iğrenerek bakıyorlardı.
Emilia'nın uyanmasını beklemeden zincirlerinden tutup yerde sürüklemeye başladılar. Diğer çocukları da onun peşinden zincirlerinden çekerek köşke götürdüler. Emilia'yı hala yerde sürüklüyorlardı. Her ne kadar yakın zamanda yağmur yağmadığı için giysileri temiz olsa da vücudu yara içindeydi.
Köşkte bu sefer girdikleri oda oldukça lükstü. Başka korumalar ellerinde temizlik gereçleri getirdiler.
"Odada tek bir toz kalmayacak. Her yer ayna gibi olsun. Sakın kaytarmayın."
Köleleri izlemek için pozisyon alan iki koruma harici diğerleri odadan çıktı. Kalanlarda çocukları izlemeye başladı.
Emilia'nın kırbaçlanması çocukların hala aklındaydı. Bu yüzden çoğu panikleyip temizlik malzemelerini aldılar. Aaron'da olay sırasında korksa da diğerleri kadar paniklememişti. Sanki bu tarz şeylere oldukça alışkındı.
Indria ise şu anda korkudan başka bir şey hissetmiyordu. Hızlıca yer süpürme fırçalarından birini alıp yeri süpürmeye başladı. Emilia'nın başına gelenin ona olmasını istemiyordu.
Odayı temizleyerek geçen yarım saatin sonunda Emilia yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Ama kırbaç darbeleri ve sürüklenmesi nedeniyle acı duyduğu için bir türlü yattığı yerden kalkamıyordu. Yaraları hala tazeydi.
Diğerleri içlerinden ona yardım etmek istediler ama onları izleyen korumalar yüzünden cesaret edemiyorlardı.
Emilia ağlamaktan kıpkırmızı olan gözleriyle yattığı yerden etrafına bakmaya çalıyordu. Biri ona ne zaman baksa hızlıca gözlerini kaçırıyordu. Ona bakmaya korkuyorlar, yanlış bir şey yapmamak istiyorlardı.
Indria ise içten içe kendinden nefret etmeye başlamıştı. Zavallı bir kız yerde acı içinde yatıyordu ve onun elinden hiç bir şey gelmiyordu. Bunun için sessizce dünyada ki adalete küfrediyordu.
Ama Indria diğer kölelerden farklı değildi. Elinden hiç bir şey gelmiyordu. Sakinliğini koruyan Aaron bile bir şey yapamıyordu. Kızlarınsa elleri titriyordu. Olay hala akıllarındaydı ve uzun süre unutamayacaklardı. Başlarına öyle bir şeyin gelmesinden korkuyorlardı.
Tiah'ın titreyen ellerinde toza bulanmış bir tabak vardı. Sakinliğini koruyamadığı için titreyen ellerinden bir anda kurtulan tabak zemine doğru inişe geçti. Bunun karşısında Tiah'ın bedenini hızlıca ter bastı, göz yaşları tabaktan önce zemine değdi. Ama tabak tam yere düşecekken birisi tabağı tutup Tiah'a verdi.
"Gelecek sefere dikkatli ol."
Bunu yapan Aaron'du. Aaron'dan tabağı alan Tiah hayatı boyunca hiç hissetmediği bir duygu hissetmişti. Bu her ne kadar karmaşık olsa da aynı zamanda rahatlatıcı bir duyguydu. Ellerinin durmuş, gözbebekleri küçülmüştü.
"T-T-Teşekkür ederim."
Tiah kekeleyerek teşekkür etse de bu Aaron'un umurunda değildi. Tabağı verdikten sonra oda Indria gibi yerleri süpürmeye devam etti. En sonunda tüm oda temizlendiğinde iki saatten fazla olmuştu. Temizlikten sonra eşyalar bile yeni gibi görünmeye başlamıştı. İş bittiğinde odadan çıkan korumalar geri geldiler.
"Aferin. İyi iş çıkarmışsınız. İşte size iki parça kırmızı et. Bunları yedikten sonra eğitmen Wen'in dersine katılacaksınız."
Diğer korumalar ellerinde ki tepsileri onlara doğru uzattılar. Sekiz tepsinin inde de iki parça et vardı. Çocuklar bu etleri görünce hızlıca etlere yumuldular. Etin çiğ olması nedeniyle yüzleri ve elleri kan olsa da bunu umursamıyorlardı. Bu onlar için oldukça lüks bir yemekti. Bundan daha.iyisini yiyecekleri asla düşünmemişlerdi. Bu yüzden bu çiğ etlere bile şükrediyorlardı. Emilia bile zorlansa bile etlerini yemişti. Kısa bir süre sonra tepsilerde tek bir parça bile kalmadı.
Yemeklerini yedikten sonra korumalar onların zincirlerinden çekip, daha önce gittiği eğitim salonuna götürdüler. Onları oraya bıraktıktan sonra gittiler. Onlar gidince Eğitmen Wen geldi. Mutlu bir yüz ifadesi takınmıştı. Salonun ortasına oturdu.
"Bu derste doğadan enerji çekeceksiniz. Ve bunu sadece derste değil, boş bulunduğunuz her zaman yapın. Başlangıç aleminde 2. seviyeye geldiğinizde eğitimleriniz katılaşacak. Ama şu anda başlangıç alemi 1. seviyede bile değilsiniz. Ama korkmayın. Birinci seviyeye ulaşmak o kadar zor değildir. Bu dersin sonunda çoğunuzun birinci seviyeye ulaşacağını düşünüyorum."
Bu sözlerin ardından meditasyon yapmaya başladı. Bunu gören çocuklarda meditasyon pozunda doğadan enerji çekmeye çalıştılar.
..........
Enerji çekmekle geçen iki buçuk saatin sonunda eğitmen Wen gözlerini açtı. Çocuklar hala meditasyon yapıyorlardı. Geçen zamanın farkında değillerdi. Sesini biraz yükselterek konuştu.
"Bugünlük bu kadar enerji çekimi yeter. Şimdi yavaşça gözlerinizi açın."
Bu sözlerin ardından öğrenciler gözlerini açmaya başladı. Geçen zamanın farkında değillerdi. İki buçuk saat boyunca meditasyon yaptıklarını bilmiyordu. Eğitmen Wen devam etti.
"Yaklaşık iki buçuk saattir meditasyon yapıyorsunuz. Artık çoğunuz 1. seviyeye gelmiş olmalısınız. Bunu test etmek için direktiflerimi takip etmeye başlayın."
"Şimdi elinizde mavi bir enerji hayal edin. Sonra bu enerjiyi yoğunlaştırın. Ortalama bir top kadar olsun. Eğer elinizde bu enerji topundan oluşuyorsa 1. seviyeye geçmişsiniz demektir. Eğer olmuyorsa da canınızı çok sıkmayın. Diğer ders halledersiniz."
Çocuklar bunu yapmaya çalışmışlardı. Çoğu da başarmıştı. Sadece Emilia ve Joe yapamamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Indria
FantasiHayatım boyunca gerçeği aradım ama neyin gerçeğini? Merhamet dileyen acınası bir çok masum insan öldürdüm hem de gözümü kırpmadan. Sayısız canavarın hayatı benim ellerimde son buldu. Peki elime ne geçti? Koca bir hiç, ancak sonunda o gerçeği bulduğu...
