Sınırda ki askerler Indria'yı gördüklerinde hemen vücutlarından çıkan enerjiyle Indria'yı sardılar. Sonra da bağırarak ona seslendiler.
"Çocuk, buraya ne için geldin?"
Indria onlara baktıktan sonra kısa bir 'huh' deyip gülümseyerek konuşmaya başladı.
"Ben bu imparatorluktan sizin imparatorluğunuza geçmek istiyorum."
Askerler kafasını salladı ve sonra tekrar bağırdı.
"Ne için buraya gelmek istiyorsun?"
Indria hızlıca cevap verdi.
"Güçlenmek için."
Askerler bu cevap karşısında biraz şaşırmış olsalar da gülümsediler.
"Geçebilirsin!"
Indria bu cevap karşısında gülümsedi. Ve Beyaz Kaplan İmparatorluğu'na adım attı.
Indria ne yapacağını bilmiyordu. Askerlerden aldığı yol tarifiyle imparatorluğun ana merkezine geldi. Ana merkez olası saldırılarda hemen yetişilmesi için sınıra yakındı.
Ana merkezi gördüğü anda Indria'nın ağzı sonuna kadar açıldı.
Hayatında görmediği kadar büyük binalar, hayatında göremeyeceği kadar çok insan vardı. Indria'nın aklına bir laf geldi. 'Her gökyüzünün ötesinde başka bir gökyüzü vardır.' Bu gerçekten doğruydu.
Indria'nın etrafa ağzı açık bir şekilde bakması bazılarının onunla dalga geçmesine sebep olmuştu.
"Hehehe, şu köylüye bakın. İlk defa böyle şeyler görüyor herhalde.
"Hahaha köylüler çok cahil."
Bunları söyleyenlerini ikisi de kızdı. Güzel olmamalarına rağmen çirkin de değillerdi. Boyları kısa, roketleri küçüktü. Sadece 'biraz' tatlı denilebilirdi onlara. Ama sanki dünyanın en güzel kadınlarıymış gibi burunları havadaydı.
Indria onları takmadı ve yoluna devam etti. En son olarak büyük bir binanın önünde durdu. Bu binayı ilk defa gören birinin şaşırmaması imkansız olurdu.
Bu binanın adı Beyaz Kaplan'nın Yuvası'ydı. Ve bu imparatorluğun en seçkin okuluydu. Soylular çocuklarını bu okula gönderirlerdi. İmparatorluğun dahileri bu okuldaydı.
Okul üç bölgeden oluşuyordu. İyiden kötüye doğru sıralanırsa 1- Ana Bölge, 2- İç Bölge, 3- Dış Bölge. Okulun en beceriksiz öğrencileri Dış Bölge'de okuyordu. Ortalama düzeydekiler İç Bölüm'de, dahiler ise Ana Bölümde Eğitim görüyorlardı.
Dış Bölge'de okuyan öğrenciler için Ana Bölge bir efsaneydi. Onlar için Ana Bölge'yi bırak, İç Bölge bile müthişti çünkü. Ana kesim ise sadece en iyilerinin olduğu yerdi.
Ana kesime girebilmek için ruh alemi 3. seviyesini geçmiş olmanın yanında Ana sınavı geçmen gerekiyordu. Ana sınav İç ve Dış sınavla kesinlikle kıyaslanamazdı. İç sınavda Dış sınavla kıyaslanamazdı.
Indria bunları okulun girişinde büyük bir tablo şeklinde kağıda yazılmış yerden okumuştu. Eskiden köle olsa bile fiyatının artması için ona okuma-yazma öğretmişlerdi.
Indria okuma yazmayı öğrendiği için mutluydu. Çünkü, bir çok yerde ona yardımcı olmuştu.
Ama şüphesiz en çok burada yardımı dokunmuştu, Indria yazıyı okuduktan sonra bir kalabalığın toplandığını gördü. Indria kalabalığa karışan bir erkeğe sordu.
"Neden burada toplandınız?"
Bu erkek 14 yaşlarındaydı ve kahverengi saçları ve kahverengi gözleriyle yakışıklı bir yüz hatları vardı.
Indria'nın sorduğu soruyu görünce erkek gülümsedi ve cevapladı.
"Birazdan okula öğrenci alımı başlayacak. Onu bekliyoruz."
Indria bu cevaba karşı sevindi ve hemen sıraya girdi. Sıraya girdikten bir kaç dakika sonra kapı açıldı. Sırada olan herkes topluca içeriye girmeye başladı. İçeride büyük bir meydan vardı. Meydanın ortasında gelenlere gülümseyen yaşlı bir adam vardı. Adamın arkasında ise büyük, renkli bir taş bulunuyordu. Bu taşın çok ilginç bir şekli vardı. Ayrıca etrafına canlıymış gibi bir his yayıyordu.
Büyük meydan'da yaklaşık yüz öğrenci toplanmıştı ve böyle bir şehir için bu sayı oldukça azdı. Ancak bu okula giriş yapabilmek için bile belli bir seviyenin üzerinde olmak gerekiyordu. Yani çok doğaldı ve büyük meydanda toplanan yüz öğrenciden sonra yaşlı adam konuşmaya başladı.
"Okul Dış sınavı için iki aşamayı geçmeniz gerekiyor. İlk aşamayı geçmek için arkamdaki taşa normal bir şekilde yumruk atmanızı istiyorum. Bu taş sizin yeteneğinizi ölçecek."
Bu taşın adı güç taşıydı. Beş milenyum önce yapılan bir taşın parçalarından alınmıştı. Güç seviyesini ölçmeye yeterdi. Güç taşlarının da seviyesi vardı. Bu taş orta derece bir taştı. Bu da oldukça iyi olduğu anlamına geliyordu.
Yaşlı adam konuştuktan sonra herkesi sıraya dizdi. Indria sıranın en sonundaydı.
En önde ki öğrenci ilerledi ve taşa yumruk attı. Taşın etrafında ki renkler parladı. Yumruğu attıktan sonra taşın etrafındaki renkler parladı. Ve bir yazı göründü.
Yetenek Seviyesi : Normal
Element : Hava
Güç seviyesi : Başlangıç Alemi 10. seviye
Indria böyle bir şey karşısında şaşırmıştı, ama sadece o değil sıradaki herkes şaşırmıştı. Yaşlı adam buna karşı gülmüştü.
"Geçebilirsin."
Beş dakikadan az bir süre sonra sırada sadece on kişi kalmıştı. İlk sınavı geçen kişi sayısı ise sadece yirmi kişiydi.
Şimdi ise sırada Indria'nın soru sorduğu çocuk vardı. Öne çıktı ve taşa bir yumruk attı. Sonuçları geldiğinde herkes 'ooo' çekmeye başladı. Yaşlı adamında gözleri iyice açıldı. Aradığı kişiyi bulmuş gibiydi.
Yetenek Seviyesi : Yüksek
Element : Ateş/Yıldırım/Toprak.
Güç seviyesi : Köken alemi 2. seviye
Yaşlı adam bu yazılar karşısında çok şaşırmıştı, ama gülümsedi ve Coşkuyla bağırdı.
"Geçebilirsin!"
Tüm öğrenciler o çocuğun yeteneğine karşı oldukça şaşkındı.
Güç taşında yetenek seviyesi yüksek olanlar dahi olarak görülüyordu. Ayrıca bu çocuk üç tane elemente sahipti. Kesinlikle dahilerin dahisiydi bu çocuk!
İki dakika sonra sıra Indria'ya geldi. Indria taşa doğru ilerlerken yaşlı adam sessizce homurdandı.
"Çabuk ol."
Indria bunu duysa da önemsemedi. Taşa bir yumruk attı. Taştaki renkler bir süre dalgalandı. En sonunda cevap geldiğinde yaşlı adam şaşkınlıkla yere düştü.
"Yeteneği ölçmek için yetersiz bir güç taşı."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Indria
FantasyHayatım boyunca gerçeği aradım ama neyin gerçeğini? Merhamet dileyen acınası bir çok masum insan öldürdüm hem de gözümü kırpmadan. Sayısız canavarın hayatı benim ellerimde son buldu. Peki elime ne geçti? Koca bir hiç, ancak sonunda o gerçeği bulduğu...
