Tüm numaralar beş dakikada dağıtılmıştı. Tüm numaralar dağıtıldıktan sonra yaşlı adam tekrar konuştu. "Bu arenada aynı anda iki yüz kişi savaşacaktır.Bu sayı on binede çıkabilir ancak karışıklığa neden olmaması için aynı anda sadece iki yüz kişi savaşacak. Dış klana ait birisinin dövüşü olduğunda arenada ise sadece dış klan öğrencisi ve rakibi kalacaktır. Yarı finallere kadar Dış klan öğrencisi arenaya çıktığında sadece onla rakibi savaşacak ve yarı finallerde herkes teke tek çıkmaya başlayacaktır. İlk dövüş birinciye karşı dört yüz elli!" bağırarak konuştu Zisfereş.
Bunlar konuşulurken seyirci koltukları dolmaya başlamıştı, her koltuk sınıflara ayrılmıştı. Birinci sınıfta imparator, imparatoriçe, prensler ve prenses vardı. İkinci sınıf koltuklarda generaller ve imparatorluğun farklı farklı bölgelerini yöneten krallar vardı. Üçüncü sınıfta ise soylu kişiler vardı ve dördüncü sınıfta normal halk vardı. Birinci sınıf koltuklarda imparator otururken derin düşüncelere dalmıştı.
Hemen onun yanındaki imparatoriçe nazik elleriyle imparatorun ellerini tuttu, "Endişelenme bir sorun çıkmayacaktır eminim." dedi.
İmparator tedirgin bir sesle, "Sorun çıkmasından korkmuyorum hemen arkamızda ordumun en iyi kişileri bulunuyor. Benim endişelendiğim en iyi kişilerimden birinin ihanet etmesi. Yarın generaller ile toplantı yapmam gerekiyor ve bunu yaparsam bu bölgenin savunması oldukça düşecek. Bunun için babamı bile getirdim. Ancak o kişi daha gelmedi.O gelene kadarda savunma oldukça düşük olacak."diye konuşmuştu.
*
İmparatorluğun Siyah Kaplan dağlarının tepesinde bir canavar süzülmekteydi. bu canavarın uzunluğu yüz metreyi aşıyordu ve genişliği yirmi metreydi.Kalın bir gövdesi ve çok güçlü görünen boynuzları vardı. Bu canavarı gören kişi korkudan bayılabilirdi. Bu canavar bir Ejderha'ydı! Ejderha siyah renkte ve kırmızı çizgilere sahipti. Boynuzları sanki uçlarından kan damlıyormişcasına bir renge sahipti ve kaşları simsiyahtı. Papatya sarısı gözleri bir insanı korkudan titretebilecek kadar keskindi.
Ancak asıl korkutan şey bu değildi. Canavarın kafasının hemen üstünde bir adam duruyordu. Bu kişi çok olgun görünmeyen bir yüze sahipti ama yapılı bir vücudu yüz yıl eğitim yapan bir adam kadar yapılıydı. Bakışları bir şahininkine andırıyordu, gözleri kahverengi olmasına rağmen güneş vurduğunda altın sarısına dönüyordu. Kehribar rengindeki saçları bellerine kadar uzanıyordu. Bu adam şu an ejderha'nın üzerine oturmuştu ve gözlerini kapatmış bir şekilde meditasyon yapıyordu.
Gözlerini yavaşça açtı ve gülümsedi ejderhaya bakarak, "Reba, biraz ortalığı yıkmaya gidelim.Olabileceğin en yavaş şeklinde kuzeye süzül." dedi. İmparatorluğun kuzeyinde ise turnuva için yapılan arena vardı!
*
Zisfereş'in sesi aynı anda Li Ku, Indria ve Tiah'ın zihninde yankılandı, "Biraz gösteriş yapın!" dedi. Ancak Zisfereş farkında olmadan uyuyan bir canavarı uyandırdı. Zisfereş bir anda imparatorun hemen solundaki koltuğunda belirdi ve yüzünde bir gülümseme varken arenaya bakmaya başladı. Ama bir anda ten rengi solmaya başladı.
Gerçeği Gören Gözler şu an korkunç öldürme arzusunu Zisfereş'in üzerine salmıştı. Zisfereş bir anda titremeye başladı korkudan göz bebekleri genişledi.kendinde konuşacak cesareti bulamıyordu. Dünyada yaşayan insanlardan on kat fazla insanı öldüren kişinin öldürme arzusunu hissediyordu şu an. Zisfereş'in yüzü oldukça soldu ve cildi kurumaya başladı.Bunu sadece bir öldürme arzusu yapmıştı. Bunu gören imparator bir anda babasının ellerini tuttu, "Baba baba noldu!" diye seslendi.
Ancak bir anda ikisinin zihninde korkunç bir ses ortaya çıktı, "Yemin ediyorum ki bir daha Indria'ya telepati yapıp beni uyandırırsanız sizin imparatorluğunuzu hiç olmamış gibi yok ederim!" bunu duyan imparator babasının hissettiği korkunç öldürme arzusunu hissetti.
Aslında Zisfereş ve İmparator, Gerçeği Gören Gözler'in öldürme arzusunu sadece bir saniye hissetmiş ve bir saniyede hayatlarında hiç yaşamadıkları bir korkuya kapılmışlardı
Indria tabiki ustasının yaptıklarının farkında değildi.Şu an Zisfereş ve İmparatorun ona korku içinde baktığından tamamen habersizdi.
Tiah ilk dövüşe o çıkacağı için bıkkın bir şekilde iç geçirdi ve havaya zıpladı.Sertçe areneya indi. İndiği yerde çatlaklar oluştu. Karşısında Tiah'tan daha küçük ve daha güçsüz birisi vardı on altı yaşındaki bu çocuk. Siyah saçlara ve mavi gözlere sahipti.Çok uzun boyluda değildi. İmparatorluk içerisinde çokta güçlü olmayan klanlardan birisine aitti. Tiah'a bakarken korktuğu belliydi.
Üçüncü ve Dördüncü sınıf koltuklarında ise erkeklerin gözleri genişlemişti.Çünkü ilk defa bu kadar güzel kız görüyolardı. Üçüncü sınıf erkekler için güzel kız yabancı değildi. Ancak Tiah'ın yanında o gördükleri güzel kızlar tamamen çirkin kalıyordu. Halk sınıfı yani dördüncü sınıfta ise erkekler çıldırmaya başlamıştı.
Zisfereş Tiaha gösteriş yap dediği için Tiah karşısındakine acımayacaktı . Karşısındaki Yeryüzü alemi üçüncü seviye, Tiah ise beşinci seviyeydi. Tiah bir anda ortadan kayboldu ve rakibinin önünde belirdi. Elini kaldırdı ve rakibinin başına sertçe vurdu. Bunu yapmasıyla rakibinin yere yapışması bir oldu. Bunu gören seyircilerin hepsi donup kaldı.O narin görünümlü kızın bu kadar güçlü olmasını beklemiyorlardı özellikle halk sınıfındaki erkekler.
Dn:Yazar gene bizi trolledi okuyucu kardeşlerim.Yine doldurma bir bölümle karşınızdayız.Neyse az daha sabredelim ejder mejder önümüzdeki bölümlerde aksiyon olacak gibi(umarım ;)) yorumlarında benidr unutmayan arkadaşlara teşekkür ederim.Yeni bölümlerde görüşmek üzere.
YN : Arkadaşlar, yeni kapak yapıcam hikayeye bunun için atacağım resme basit bir şekilde Indria yazılması gerekiyor basit dediğim sadece yazı olacak ama yazı rengi/fontu güzel olması lazım :D Yazıyı yazabilirim diyen özelden mesaj atsın bana.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Indria
FantastikHayatım boyunca gerçeği aradım ama neyin gerçeğini? Merhamet dileyen acınası bir çok masum insan öldürdüm hem de gözümü kırpmadan. Sayısız canavarın hayatı benim ellerimde son buldu. Peki elime ne geçti? Koca bir hiç, ancak sonunda o gerçeği bulduğu...
