İmparatorluk şehrinin yüzde sekseni boştu şu an. Geri kalan yüzde yirmiside şehri korumak için kalan askerlerdi.Ne saray çevresinde,nede her zaman sesten geçilmeyen pazar yerinde hiçbiryerden ses gelmiyordu.
Bunun sebebi imparatorluğun en büyük turnuvasını izlemeye gelmeleriydi. Normalde imparatorluğun en büyük turnuvası imparatorluk şehrinde yapılırdı. Ancak imparatorluğun nüfusu arttıkça imparatorluk şehrindeki arena yeterli olmamaya başladı.
Bunun için imparatorluğun tamamen bambaşka bir yerinde turnuva için büyük bir arena inşaat edilmişti. Bu arena üç yılda tamamlandı.Bu arena aynı anda on bin kişi karşı karşıya dövüşebilecek kadar büyüktü. Arenanın hemen dışında binlerce konut yapılmıştı. Bunlar seyircilerin turnuva boyunca rahat etmeleri için yapılmıştı.Sonuçta bu kadar büyük bir turnuvanın 1 günde tamamlanması beklenemezdi. Ancak bu konutların dışında bir çok saray vardı ve bu sarayların hepsi turnuvaya katılmak için gelen öğrenciler içindi. İmparatorluğun masraftan kaçınmadığı belli oluyordu.
Seyirci kapasitesi bir milyardı ve şu an koltukların yarısı dolmuştu. Seyirciler dışında arenanın hemen yanında duran bin kişi vardı. Bunların hepsi turnuvaya katılmak için gelen öğrencilerdi. Bu sıranın önünde üç kişi duruyordu. Bu kişilerin giysileri siyah renkteydi ve giysilerinin sırt kısmında altın ipliklerle işlenmiş avına saldırıya geçmiş kaplan deseni vardı. Bunlara bakan sıradan halk korkudan titremekten kendilerini alamıyolardı. Bu kişiler Indria, Tiah ve Li Ku'ydu üçü sıranın en önünde duruyolardı.
Indria, Tiah ve Li Ku için arena dışında her biri için bir saray ayrılmıştı. Normalde bir klanın tüm öğrencileri bir sarayda kalırdı. Ancak Indria ,Tiah ve Li Ku farklı farklı saraylarda kalacaklardı.
Normalde turnuvanın şu ana kadar başlaması lazımdı. Ancak imparator daha teşrif etmemişti. Indria sıkıntıdan olduğu yerde dönmeye başlamıştı. Arkasında dokuz yüz doksan dokuz öğrenci vardı. Bu ona garip bir his veriyordu, bu his daha çok heyecanlanmasına neden oluyordu. Onun aklına ne zaman dövüş gelse heyecanlanırdı ve bunun sebebini hiç anlamazdı. Şu an dokuz yüz doksan dokuz öğrenciyle aynı anda dövüştüğünü hayal ediyordu. Tabi böyle bir şeye gerçekte asla cesaret edemezdi.
Hangi beyinsiz kendisiyle neredeyse aynı seviyede veya daha güçlü bin kişiyle aynı anda dövüşmeye cesaret edebilirdi ki.
Indria hayalini sürdürürken bir anda bin davulun aynı anda vurulma sesi kulaklarına doldu . Bir anda gökte on bin insan belirdi. Aralarında en önde duran üç kişi dikkat çekiyordu. Birincisi imparatorluğun şu anki imparatoru Ha Sung'tu hemen yanında peçeyle örtülü birisi duruyordu. Bunu gören kişilerin hepsi onun kraliçe olduğunu anladı. Ancak Indria diğer kişiye baktığında şok olmuştu. Bu kişi Dış Klan'ı yöneten yaşlı adamdı!
Indria hemen Tiah'a yakınlaştı,"Tiah o yaşlı adamın konumu imparatorlukta ne kadar yüksek?" diye sordu.
Tiah'ta o yaşlı adamı görünce şaşırmıştı. İndria'nın sorusuna çaresizli içerisinde, "Hiç bir fikrim yok." diye cevap verdi.
Seyirci koltuğunda bir çok kişi o yaşlı adamı tanıyamamıştı. Kim olduğu hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Ta ki imparatorun ağzından çıkan sözlere kadar, "Baba lütfen turnuvayı sen yönet." dedi imparator yaşlı adama.
Bunu duyan bir çok kişi şoka uğradı ve Indria'nın gözlerinde şaşkınlık ve öfke okunmaktaydı.O yaşlı adam bir gencin bel hastalığı yüzünden eğilmediği için ailesini katleden kişiydi!
Indria o yaşlı adamın gururu için o kadar kişiyi katlettiğini biliyordu. Çünkü onun önünde eğilmeyen bir gencin idam edilmesi gerekirdi. Kurallar bu yöndeydi ve eğer o gence hastalığı yüzünden ceza vermeseydi. Bu İmparatorun aşağılanması gibi bir şey olurdu Ancak imparator o cezayı gençten değil gencin soyundan çıkarmıştı.
Indria zihninde, "Usta o yaşlı adamın güç seviyesi nedir?" diye sordu. Ancak Indria'nın ustası şu an uyukluyordu.Indria ona bir kaç saniye daha geç seslenseydi uykuya dalacaktı.
Indria'nın seslenişi tüm uykusunu kaçırdı ve bu onu biraz sinirlendirmişti.Sinirli bir şekilde, "Benim için çöp senin için güçlü bir daha böyle boktan kişilerin seviyesini sorma bana!" dedi.
Indria'da ustasının ters cevabına sinirlenmiş bir şekilde, "USTA! Bu gezegende senin için herkesin çöp olduğunu biliyorum! Ben sana onun seviyesini sordum senin için güçlümü diye sormadım." dedi.
Ustası Indria'nın ona cevap vermesini beklemiyordu. Önce şaşırdı sonra öfkesi yavaş yavaş dindi ve gülerek," Hahahaha bakıyorum da öğrencim büyümeye başlamış . O yaşlı adamın seviyesi İmparator alemi ikinci seviye. Bir şey söyleme uyuyağım." dedi ve sustu.
Indria gelişim hızını ve ne kadar sürede imparator alemine ulaşacağını hesaplamaya başladı ve aklında kesin bir sayı belirdi. "En fazla yüz yıl içerisinde imparator alemine ulaşacağım ho ho" dedi içinden.
Yaşlı adam eski imparator olduğuna göre onun adı Ha Zisfereş'ti! Zisfereş gökte biraz ilerlemeye başladı. Daha sonra herkesin durabilmesi için sesini enerjisiyle kapladı ve konuşmaya başladı.
"Turnuvamızda sadece bir kural var! Karşınızdakini öldürmeyin! Karşınızdakini öldürmediğiniz sürece her türlü şekilde savaşabilirsiniz!" Dedi ve bunları söylerken bin kişilik sıraya baktı.
Onlara bakarken tekrar konuştu, "Kimin kimle savaşacağı bir kağıdın üzerinde yazan numaralar ile rastgele seçilecektir. Mesela birinci numaraya sahip kişi sekiz yüzüncü kişiylede eşleşebilir üç yüzüncü kişiylede tamamen şansa bağlı. Birazdan herkese bir numara verilecektir." dedi.
Bir anda bir kişi Indria'ların önünde belirdi ilk numarayı Tiah'a sonra Li Ku'ya sonra Indria'ya verdi. Indria'nın numarası üçüncüydü.
Dn: Açıkçası aksiyonun başlama zamanı gelmişti.Önümüzdeki bölümde aksiyon tavan yapacak gibi hissediyorum.siz ne düşünüyorsunuz bu konuda. 2.olarak ho ho nedir ya.yazarcim biraz daha yaratıcı olmanı Rica ediyorum.;) Yorumlarda benide unutmazsaniz sevinirim :) Neyse ben kaçtım.(Düzenledikten sonra yatıp zıbardı.)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Indria
FantasíaHayatım boyunca gerçeği aradım ama neyin gerçeğini? Merhamet dileyen acınası bir çok masum insan öldürdüm hem de gözümü kırpmadan. Sayısız canavarın hayatı benim ellerimde son buldu. Peki elime ne geçti? Koca bir hiç, ancak sonunda o gerçeği bulduğu...
