Öldürün 5x9

7.5K 730 99
                                        

Indria yeni uyandığı için gözleri ağrıyordu. Göz acısını gidermek için gözlerini ovuşturup yavaşça yataktan kalktı. Yatarken giysilerini çıkarmadığı için oyalanacak bir şeyi yoktu. Hızlı bir şekilde kapıyı açıp aşağıya indi. Aşağı indiğinde herkesin toplandığını gördü.

Gruba bakınca elli kişiye yakın bir grup olduğunu anlamıştı. Grubun içinde çok güçlü görünen sadece tek bir kişi vardı. Oda Ru Joon'du şu an grup içerisinde en güçlü görünen kişi oydu.

Indria herkesin seviyesini anlamak için ruh gücünü yaydı ve Ru Joon, Ru Loon ve kızıl saçlı Hancı dışındaki herkesin seviyesini anlamıştı. Gruptaki en güçlü kişi Yeryüzü 1. Alemindeydi ve bu çok güçlü değildi.

Indria asil bir şekilde grubun içine girdi ve grubun içine girdiği an gruptaki bir çok kişi anında Indria'ya bakışını çevirdi. Bazılarının yüzlerinde şaşkınlık bazılarının yüzlerinde korku vardı.

Indria onların bakışlarını umursamadı ve Ru Joon'a bakarken gözleri bir anda onun yanındaki kız kardeşine düşmüştü. Indria onun kız kardeşinin gerçekten güzel olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Ru Loon'un gözleri gökkuşağındaki mavi gibiydi ne çok açık ne çok koyuydu.

Pamuk kadar beyaz görünen bir tene ve bir kiraz gibi kırmızı dudaklara sahipti ama Indria onu hala incelerken bir anda bakışlarını tekrar onun gözlerine çevirdi.

Daha iyi görebilmek için enerjisini gözlerine yoğunlaştırdı ve Ru Loon'un gözlerinin derinliklerinde küçük kırmızı bir nokta olduğunu fark etti.

Indria bunu çok garip bulmuştu o mavi gözlerine bu kırmızı nokta hiç yakışmıyordu Ru Loon'un. Indria daha fazla bakarsa dikkat çekebileceğini düşündüğü için bakışlarını ondan çevirdi.

Tekrar Ru Joon'a bakmaya başladı ve Ru Joon yavaş ama ciddi bir şekilde konuşmaya başlamıştı, "Bildiğiniz gibi bizim yolculuğumuz Kutsal Tilki imparatorluğu, Dokuz kuyruk şehrine gideceğiz. Lakin sizin bildiğiniz aksine şehir merkezine değil şehir merkezine giden yoldan sapıp şehirden otuz kilometre uzak olan bir yere gideceğiz. Ru klanımızın merkezi orada. Ayrıca yolculuk sırasında her türlü tehlike için gözlerinizin açık olmasını istiyorum. Yolculuk sırasında görevi ihmal etmenizi istemiyorum ve herhangi bir açık vermenizi istemiyorum. Her zaman tetikte olmanızı söylüyorum." Dedi

Gruptaki herkes "Anlaşıldı" Dedi ve Ru Joon ile kardeşi handan çıktı. Grupta onları takip etti. Dışarıda süslü bir at arabası vardı, tekerlekleri bile altın kaplamaydı.

Ru Joon ve Ru Loon at arabasına bindi ve grup da 2. parçaya bölündü. Bir parçası at arabasının önüne bir parçası da arkasına geçti. Indria at arabasını arkadan takip ediyordu ve yavaş bir şekilde ilerliyorlardı.

Indria bu hızla bahsettikleri yere varmanın ne kadar süreceğini kafasında hesaplamaya çalıştı. Gece gündüz durmadan hareket etselerdi bile bir ay içinde oraya varırdılar.

Ve göz açıp kapatıncaya kadar bir buçuk ay geçmişti. Bir buçuk ay içerisinde bir kaç basit haydut olayı dışında hiçbir sorun çıkmamıştı. Indria birkaç saat önce Ru Joon'un konuşmasının ardından şehre yakın olduklarını anlamıştı. Şuan önlerine iki yol çıkmıştı. İkinci yola sapıp ilerliyorlardı.

İkinci yolda giderken başka patikaya sapmışlardı ve oradan da başka yola sapıp ilerliyorlardı. Indria kendi kendine düşünmeye başlamıştı

Saçmalık bir buçuk aydır basit haydut olayları dışında herhangi bir şey olmadı bu kadar kişiyi bir görev için aldıklarında büyük bir şey olmasını bekliyordum. Neyse önemli olan görevdeki kazancımı almam. Gerisi önemli değil.

Bir anda önlerine büyük surlar çıkmıştı. Indria önce burayı Şehir sanmıştı lakin Surların ortasında büyük bir kapı vardı ve kapının üzerinde Ru yazıyordu. Bu da Ru klanının merkezine geldikleri anlamına geliyordu.

At arabasının kapısı yavaş bir şekilde açıldı ve Ru Joon yavaşça dışarı çıkıyordu Ru Joon gülümser yüzlü bir şekilde at arabasından indikten sonra konuşmaya başladı, "Hepinize minnettarım ve son bir buçuk ay içerisinde verdiğiniz görevi layığıyla yerine getirdiniz. Bunun için sizi tebrik ederim ve sizin için kötü bir haberim var." Derken ve derin bir nefes alıp yüzü ciddileşti tekrar konuşmaya başladı, "Hepinizin ölmesini istiyorum! Ru klanımız İmparatorluk içerisinde çok önemli bir konuma sahip ve yabancıların klanın konumunu bilmesini göze alamam!" dedikten sonra bir anda Grubun etrafını siyah giyimli insanlar sardı. Yaklaşık 100 kişilerdi.

Ru Joon'un konuşmasından sonra gruptan bir adam çıktı ve sinirli bir şekilde bağırmaya başladı, "Lan amına koduğum sen ne diyorsun göt veren bir buçuk aydır seni koruyoruz ve senin dediğin şeylere bak amınakoduğum orospu çocuğusu" Sinirli bir şekilde küfür etmişti.

Ru Joon'u bu laflar hiç etkilememişti ve bir anda Ru Joon'un yanında Kızıl saçlı hancı belirdi ve saygıyla eğildi Ru Joon'un yanında. Ru Joon soğuk bir şekilde, "Hepsini öldürün." Dedi. Bu laftan sonra gruptaki herkes birbirine yanaşmaya başlamıştı.

Indria şuan çok sinirliydi böyle birşey beklemiyordu ve herşeyin sorunsuz geçmesini anormal bulmuştu zaten.

IndriaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin