[Menderes'in Evlatları]

88 24 23
                                        

"Her kuş özgürdür, esaret kanadında gizlidir..."

⛔⛔⛔

3 Mart Pazartesi’yi gösterirken takvimler; kapıdan baktıran bir soğuk kuşatmıştı her yeri, rüzgara eşlik eden kar, tipi bir şekilde yeryüzüne üşüşmüştü. Marmara buz kesmiş; gökyüzü kararmıştı bulutlardan ve Mart, gerçekten de kapıdan baktırıyordu. İstanbul’un çehresi, soğuk bir ifadeye bürünmüştü.

Taksim

Attığı her adım, koridorda yankılar yaratıyor; sivri burunlu kundurasının topukları, zeminde gıcırtılı sesler çıkartıyordu. Uzun bir koridorda ilerliyordu. Giydiği siyah palto, siyah ceketini örtbas etmiş; mavi gömleğinin yakasını örten siyah atkı, boğazını soğuktan koruyordu. Sarı desenli bir kapının önünde durunca, elini cebinden çıkarıp toparlanan Asım, derin bir nefes alıp etrafına bakındı. Sinek kaydı tıraşıyla, tam yeni yetme bir asker imajına bürünmüştü. Yavaşça tıkırdadı kapıyı; içerden gelen komutla kapıyı açıp içeri girdi.

Yuvarlak bir masanın baş köşesinde; kır saçlı, beyaz top sakallı, esmer tenli, ela gözlü ve takriben ellili yaşlarda bir adam oturmuştu. Asım’ın içeri girmesiyle, tebessüm edip:

“Hoş geldin Asım Çavdarlı! Buyur!” diyerek masayı işaret etti. Çetin, Kağan ve hastanedeki adam da masadaydı. Asım, başını usulca sallayıp masaya doğru yürüdü. Çetin, Kağan’a bakıp göz kırptı. Asım, ismini bilmediği adamın yanına oturdu. Yaşlı adam, sırtını koltuğa yaslayıp:

“Toparlanabildin mi?” diye sordu.

“Kısmen…” diyen Asım, elini havada gezdirip:

“Şefle Özlem’in kaybı, beni baya yıprattı. Ama görev, her şeyden mühim, Nadir Bey!” diye ekledi. Nadir, makul bulduğunu beyan eden bir baş sallamayla:

“Vatan sağ olsun! Dersim Özer, vatana ve millete faydası çokça dokunan bir arkadaşımızdı. Global İstihbarat Birimi, onun sayesinde yükseldi. Ama birkaç sorundan ötürü lağv edilmek zorunda bırakıldı. Takdire şayan başarıları olmuştur.” dedi.

“Efendim!” diyerek araya giren Asım’ın yanındaki adam, dikkatleri üzerine çektikten sonra:

“Ekol, yeni bir mizaca büründü. Aralık  kumpasının yerle yeksan olmasıyla, farklı bir hareket imajı geliştirdiler. Cemaat evleri, ketum bir hüviyet takınıyor. Adeta olağanüstü bir hal var. Tankut Ulusoy, perde arkasına çekildi. Hübel holdingin sahibi Saruhan Hübel, Azerbaycan’da ölü bulundu. İntihar etmiş diyorlar. Ama bence bu, tamamen bir hesaplaşma! Zira Zerdan Mağden de, Ermenistan’da, bir otel odasında ölü bulundu. Tesadüf olamaz, değil mi? Çünkü bu ikisi, kumpastan kaç ay önce bir araya geldi.” dedi. Nadir, elindeki kalemi salladı.

“Haklı olabilirsin Delal! Ekol, bahar temizliği yapıyor olabilir.”

Asım, Delal’ın katı çehresine bakarak:

“Tankut, örtü altından faaliyet sürdürüyor olabilir kardeş! Cemaat evlerini, gizli bir ablukaya almamız gerekiyor. Özellikle de Gevaş’taki cemaat evi, onun meskeni olabilir. Dikkat edelim!” dedi. Delal, başını sallayıp:

“O ev, geçen ay kundaklandı. Ve sizin iki arkadaşınız da, maalesef yanarak can verdi. Başınız sağ olsun!” deyince Asım, irkilerek:

“Kimler?” diye sordu. Çetin’le Kağan, yutkunup Delal’a, sen ne yaptın der gibi baktı. Delal, bozuntuya vermeden:

“Kemal ve Bayram, cemaat tarafından yakıldı.” der demez Asım, derin bir iç çekti.

KONSEYHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin