'Her Yeni Eskir'

86 26 4
                                        

"Her kim, bu vatana göz dikerse; önce, bin yıldır ödediğimiz bedellere baksın! Adımını da ona göre atsın! Zira o adım, son adımı olabilir!"

(Recep Tayyip Erdoğan)

⚠⚠⚠

İSTANBUL

Fatih’teki Dubleks Villa…

Nadya, odasında dört dönüyor; öfkeden gözleri seğirmiş, dişleri titreyerek hışmına yenik düşen bir tavırla volta atıp duruyordu. O sırada kapısı çaldı. Sakin olmaya çalışarak:

“Gel!” dedi titreyen sesiyle; ama kendini zor tutuyor, her an birine veyahut bir şeye saldıracakmış gibi bir hal içerisinde kıvranıp duruyordu. İçeri giren Melay, süt dökmüş bir kedi gibi gelip Nadya’nın karşısında durdu.

“Beni istediniz?”

Nadya, iyice sokuldu kıza; nefesi nefesine karışırcasına, gözü gözüne kenetlercesine yaklaştı, gölgeleri bile birbirine bağlandı, Nadya zehrini kustu.

“Neden işe gitmedin pis fahişe? Seni gebertirim!”

Melay, yutkunup:

“Rahatsızım!” deyince Nadya, aniden kızın saçlarını kavrayıp kızı, tek hamleyle yere attı ve üstüne çıkarak boğazını sıkmaya başladı. Melay, acılar içinde debelenirken Nadya, daha da sert bir tavırla:

“Öl!” diye homurdandı. Nadya, daha da sıkı bir şekilde kızın boğazını sıkarken birden kendini yerde buldu. Bu sefer Emel, aynı şekilde Nadya’nın üstüne çıkıp onun boğazını sıkmaya, tokatlamaya ve hatta yumruklamaya başladı. Nadya, bilincini yitirince Emel, onu bıraktı ve ayağa kalktı. Ağzı yüzü kan revan içinde kalan Melay, korku dolu gözlerle Emel’e bakıyordu. Emel, ellerini ovuşturup:

“Orospu!” diye mırıldandı. Nadya, yüzü gözü kan içinde bayılmıştı. Emel, hiç vakit kaybetmeden Melay’a dönerek:

“Buradan çıkmak istiyor musun?” diye sordu. Melay, usulca başını sallayınca Emel, derin bir nefes alarak:

“O zaman, dediklerimi harfiyen yerine getir!” dedi. Melay, ağzındaki kanı yere tükürüp:

“Ne yapacağım?” diye sordu. Emel, kapıyı işaret edip:

“Gel benimle!” dedi. İkisi dışarı çıkarken Nadya, hâlâ bilinci yitik bir şekilde yerde öylece yatıyordu.

Kendi odasına gelen Emel, masadaki defterden bir kağıt kalem alıp bir şeyler yazmaya başladı. Melay, anlamsız gözlerle onu izliyordu. Emel, kağıdı Melay’a uzatarak:

“Al şunu!” dedi.

“Bu ne?”

Derin bir nefes alan Emel, kızın ne yapacağını anlatmaya başladı. Melay, iri gözlerle Emel’i izliyordu.

Taksim TİM Karargahı…

Delal ve Asım, Nadir’in odasında, onun karşısındaki koltuklarda oturuyordu. Nadir, elindeki tabletin ekranından gözlerini ayırmadan:

KONSEYHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin