İSTANBUL
Beykoz’daki lokantanın duvarları, bu soğuk bakışları hazmedemez hale gelmiş; artık neredeyse dile gelecek bir hal almış, diğer müşterilerinin meraklı bakışları da eklenince, ortalık iyice cümbüş şekline dönmüştü.
“Afiyet olsun!”
Sessizliği bozan Nadir, Asım’ın kıvrılan dudaklarına aldırmadan, kızına yan gözlerle baktı. Hatem, istifini ve duruşunu bozmadan Asım’a çevirdi bakışlarını; Asım, sırtını sandalyeye dayayıp Nadir’in katı çehresine adapte oldu ve nihayet sessizliğini bozdu.
“Teşekkürler Başbuğ!”
Nadir kaşlarını çatarken Hatem, gözlerini kısarak meseleyi anlamaya çalıştı. Asım, meseleyi daha da açtı.
“Buyurun, bir yemek ısmarlayayım!”
Nadir, yalancıktan tebessüm etti. Asım’ın çektiği sandalyeye kurulurken Hatem, öksürmüş numarası yaparak dikkatleri üzerine çekti. Asım, yerinde doğrulup:
“Artık bu meseleyi bir halledelim Hatice Hanım! Ah, pardon! Hatem Hanım diyecektim!” dedi. Nadir, buza dönen gözbebeklerini Hatem’e çevirdi. Hatem, katı bir sesle:
“Benim için, hâlâ öyle bir mesele yok Asım Bey! Nadir Bey’le herhangi bir sorunum yok!” deyince Asım, onu azarlar gibi sesini sertleştirdi.
“Var! Hepimiz, aynı geminin mürettebatlarıyız! Eğer böyle birbirimizi yıkıp durursak, bu gemi batar! Geminin batması, ülkenin batması demektir! Siz baba kız olarak kavga ederseniz, kavmiyet kavgası güdenler ne yapsın? Kürt Türk çatışması güdenler ne yapsın? Alevi Sünni güdenler ne yapsın? Nadir Başaran! Siz, bir de başbuğ olacaksınız! Bu yaptığınız ne? Yakışıyor mu size? Vekil denen o adam, sizin bu yaptıklarınızdan haberdar mı? Kendinize gelin!”
Hatem, Asım’ın söyledikleriyle alt üst olmuştu. Nadir, yaramazlık yapan bir çocuk gibi başını öne eğmişti. Asım, sırtını sandalyeye yaslayıp:
“Ama yok! Siz birbirinizi yemeye devam edin! Düşman da sizi görüp alay geçsin!” dedi. Nadir, derin bir nefes alıp:
“Tamam, konuyu kapat!” deyince Asım, elini hızla masaya vurdu. Müşterilerden ziyade, Nadir’le Hatem irkilerek Asım’a baktı. Dişini gösteren Asım, öfkeli bir şekilde:
“Bu konuyu kapatmak, sizin elinizde!” diye çıkıştı.
“Benim, Nadir Bey’le herhangi bir sorunum yok Asım! Kendisi, benim vatan haini olduğumu söyleyip duruyor!”
“Öylesin!” deyip konuyu iyice deşen Nadir, Asım’ın:
“Değil!” diye çıkışmasıyla, dönüp ona baktı ve:
“Gazeteci suikastını kim yaptı?” diye sordu.
“Erdem Yanılmaz… 1989 Adana doğumlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik bölümünden mezun olan bir adam! Örgütün metropol yapılanmasına mensup bir adam!”
Asım’ın sıraladığı bilgiler, Nadir’le Hatem’in yerlerinden sıçramasına neden oldu. Asım, ikisine de bakarak:
“Şu an, yerin yedi kat dibinde ikamet etmekte!” deyince Hatem, nemli gözlerle Asım’ın katı çehresini süzdü. Nadir, derin bir nefes alarak:
“Hiç kimsenin bilmediklerini, sen nerden biliyorsun?” diye sordu. Asım, tebessüm ederek:
“Benim adım, Asım Çavdarlı! Kulaklarıma iştirak etmeyen bir bilgi yoktur!” dedi. Hatem, gözlerinden yanaklarına damlayan yaşları koluyla silerken Nadir, gurur fışkıran gözlerle Asım’a bakıyordu. Asım, artık noktayı koymak istiyordu. Bu yüzden:
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KONSEY
PertualanganTürk'ün 'Devlet-i Ebed Müddet' fikri, evvelde var olduğu gibi ahirde de var ve payidar olacaktır. Bozkurt töresine şekil verenler, Türkiye Cumhuriyeti'ne şimal olmuşlardı. Mustafa Kemal'e Samsun icazeti verenler, Menderes'e yordam göstermiş; Özal il...
