Arzum'u aramasına rağmen telefonunu açmamıştı. Kendisine kızmış olabileceğini düşündü.
Biran önce otele gitmek istiyordu. Notebookun üzerine bıraktığı kutuya baktı gaza yüklenirken. Açmak istediğinden emin değildi. Göreceği küçük bir kız çocuğu gözüyle bakamayacak kadar kıskançtı. Belki daha sonra daha sakin bir anında açacaktı. Umutsuzca tekrar Arzum'u aradı. Telefona hala cevap vermemişti. Görmüyor muydu çağrılarını? Otelde bulmayı umuyordu uyuyakalmış olma ihtimaline fazla şans vermek isteyerek.
Sabah ayrılış şekillerini düşündü. Kırmıştı. Gönlünü alması da gerekecekti. Yol üstündeki çiçekçilerden bir demek papatya aldı. Bu bir nebzede olsa onu gülümsetecek bir şeydi. Otele geldiğinde asansör yerine merdivenlere yönelerek odaya doğru hızlı adımlarla çıktı. Odada bulmak için dua ediyordu. Kapıyı açtı alelacele. Görünürde yoktu. Diğer bölümlerine baktıysa da bulamadı.
Öfkeyle yatağın kenarına ilişti. Tekrar aramaya karar vermişti ki Arzum'un telefonu komedinin üzerinde durmaktaydı. Elindeki telefonu öfkeyle fırlatarak lanet okudu.
Odanın sessizliğine büründü kısa bir süre sonra. Öfkeyle şakaklarını ovuyordu. Arzum'u bulmalıydı biran önce. İzmir'in sokaklarında tek başına dolaşıyor olma ihtimalini bile düşünmek istemiyordu. Her an geçmişini hatırlatacak anılarla karşılaşabilme olasılığı vardı. Belki de karşılaşmış ve hatırlamadığı çoğu anıya sahip olmuştu. Sinirle yumruklarını sıktı. İçinde oluşan şüpheler git gide büyümekteydi. Ya kendisini de unuttuysa? Bunu kaldırabileceğini sanmıyordu. Sokağa çıkıp aramayı düşündü. Tek tek her sokağa bakmalıydı. Başını kaldırdı umutsuzca. Gözlerine ilişen kutuya baktı. Eline aldı. Arzum'un kalbine dokunuyormuşçasına hassas davranıyordu. "Sen bana ne yaptın böyle Arzum?" dedi. Kendindeki delicesine değişime anlam veremeyerek... Düşünüyordu, merak ediyordu işte. Biran önce kapıdan içeri girmesini umuyordu. O zaman kollarına alıp hiç bırakmayacaktı. Ama yoktu. Bir küfür savurdu hayata.
Kutuyu açma cesareti olmadığı için yatağa bıraktı. Uğur aklına gelmişti. Kızını izlettiğine göre yerini de pekâlâ biliyordu. Telefonunu alarak numarayı aradı. Kısa bir süre sonra Uğur'un kendine özgü sesini duydu. "Uğur bey, Arzum'un yerini söyleyebilir misiniz?"
Uğur " Otele doğru yol alıyor. Başka?"
Emir "Teşekkür ederim." Diyerek telefonu kapattı geliyor olduğunu bilmek içini rahatlatmıştı. Kutuyu çekmeceye koyarak üzerine havlulardan birini kapattı. Arzum'un görmesini istemiyordu. Ayağa kalkarak odanın ortasına doğru ilerledi. Uğur'un verdiği bilgi içini bir nebze de olsa rahatlatmıştı. Karşısındaki aynada kendisini izledi. Bitkin görünüyordu. Banyoya doğru ilerlerken uzun zamandır kendini düşünmediğini fark etti. Arzum odaklı yaşamayı gelenek haline getirmeye başlıyordu. Tıpkı bir zamanlar Duru gibi. Musluğun başlığını sertçe çevirdi. Yüzüne çarptığı soğuk sular tuttuğu soğuk elleri hatırlattı. İstem dışı zihninin Derya'yı düşündürmesi garip gelmişti. Zihnindeki zincirleme düşüncelerle boğulduğunu hissetti. Gözlerini kapattı. 'Derya' diye mırıldandı. Kendince yöntemleriyle bugün kendisini yeterince sinir etmişti. Ama vücudunun çekim gücüne de kayıtsız kalamamıştı. Gülümsedi. Değişmeyecekti Arzum için dahi olsa. Çekim gücü olan her dişiye kapılabilirdi kontrolü elde tuttuğu sürece.
" Benim otel de olmamamın seni bu kadar eğlendireceğini bilmiyordum" cümlesiyle irkildi. Başını kapıya doğru çevirdi. Geldiğini duymamış olmasını yadırgadı.
"Nerdeydin?"
Arzum kendisine yöneltilen soruya gülümsedi alaylı. " Çok mu ilgileniyorsun?"
Emir kendisini düşüncelerinden tamamen sıyrılarak " Merak etmesem sormazdım. Telefonunu da yanına almamışsın" sinirlerin hâkim olamamıştı.
Arzum kapının eşiğinden dönerek " Ben sana soruyor muyum nerede olduğunu?"
Emir Arzum'a doğru atıldı. Kolundan tutarak " Sana otelden ayrılma dediğimi hatırlıyorum."
Arzum kolunu kurtarmaya çalışarak " Kuklan olduğumu bilmiyordum rahat bırak beni." Diyerek bağırdı. Sesinin duvarda yankılanışıyla sonlanışına karşın Emir'in gözleri kısılmıştı.
" Ne halin varsa gör" buz gibi ses tonuyla söylemiş olduğu cümle Arzum da şok etkisi yaratmıştı.
Emir Arzum'un kolunu bırakarak odaya doğru ilerledi. Yakaları ıslanmış gömleğin iliklerini açarken Arzum'un ayak sesleri odanın içini dolduruyordu.
" Ne yapmaya çalışıyorsun sen?"
Emir Arzum'a baktı öfkeli " Sen ne yapmaya çalışıyorsun? Niyetin beni mi cezalandırmak..."
Arzum "Buna ceza mı diyorsun sen?"
Emir gar dolaptan yeni bir gömlek çıkartırken "Yaptığın saçmalığın bende ki açılımı"
Arzum sessizce yatağın kenarına ilişti. Ayakkabılarını çıkartırken "Seninle tartışmayacağım"
Emir "Bende" diyerek odadan çıktı.
Vote vermeyi unutmazsanız sevinirim
Bir de ufacık bir yorum *-*
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Koleksiyoncusu
RomanceEmir Orçun isimli ünlü piyanistin hayatı gitmiş olduğu resim sergisinde ki Arzum Dila Tanrıyar isimli bir kadınla tanıştıktan sonra sıradışı bir hal alır. Hayatını uç nokta da yaşayan çapkın piyanistin hayatı yine hayatı uç noktalarda yaşayan ressa...
