Evin tadilatı uzadıkça sinirleri de bozulmaya başlamıştı. İki haftadır bir türlü istediği düzeye çıkamamıştı. İşçilerin işten çıkmaları düzensiz çalışmaları artık olayı laçkalaştırmıştı. Otelden çıkarken tek düşündüğü Nihal'ın bürosuna gidip bu işe bir son vermekti. Ofise gidene kadar hiç bir şey düşünmemeye çalışsa da zihni elinde kalan telefona gitmişti. Harap olan sinirlerinin hıncını çıkarmak için Nihal'ı cezalandıracağı düşüncesiyle donuklaştı. Sadece teslim edeceği sürenin üzerinden 3 gün geçmiş olması mıydı yani şuan ki öfkesinin sebebi...
Çantasının gözünden telefonu çıkardı son aramalardan Nihal yazısının üzerine dokundu. Telefon ilk çalışta açılmıştı. "Bende şuan sizi arıyordum Arzum hanım" cümlesine gayri ihtiari gülümsedi. "Evin durumu hakkında ki gelişmeleri öğrenmek istiyordum" derken ses tonunu tek düze tutmaya çalışmıştı. " Anahtar teslim umarım 3 günlük gecikmeyi hoşgörüyle karşılarsınız.Ustalar evinizden çıktı. Biz çıkarken temizlik şirketi geldi onu haber verecektim" cümlesini duyduğunda gerilen sinirleri gevşemişti. " Teşekkürler" diyerek telefonunu kapattı.
Evine kavuşmuştu. Otel odasında bir gün daha kalmayacak oluşu keyfini yerine getirmişti.Bir ödülü hak ettiğini düşündü. Sahil kenarında taşların üzerinde oturup bira içen insanları gördüğünde gülümsedi. Gözüne ilişen tekel bayiye sürerken aracını şuan rahatlamak için en iyi huzurun kayaya çarpan suları izlemek olduğunu düşünüyordu, bilinçaltında kendisini tüketen sorulara inat huzur istiyordu.
Tekel bayiden içeri girerken girişte sergilenen gazeteler dikkatini çekti. Zihnini boşaltmak istiyorsa bunun en iyi yöntemi zihnini başka bilgilerle doldurmaktı. Birbirlerinin düşüncelerine zıt 5-6 tane gazete alarak içeri girdi. Biraların bulunduğu dolabı aralayarak 4 tane alkol oranı yüksek olan biradan alarak kasaya doğru ilerledi. Düşünceler uçuşurken zihninde rutin bir şekilde ödemesini yaparak sahile doğru yürüdü. Ruhunu huzursuz eden karabasanlardan kurtulmak istercesine en uç kayalardan birine oturarak birasını açtı. Büyük bir yudum alırken birasından poşetin içinde ki gazeteler göz kırpmıştı kendisine.
Gazetelerden birisinin sayfasını araladı. Gündemdeki haberleri okumaya başladı. Arada birasını kafasına dikerek rahatlıyordu. Sanat sayfasına geldiğinde Emir'in resmini gördü. İçi ürpermişti beklemediği bu resim karşısında. Kendini toparlayarak büyük puntolarla yazılmış yazıya odaklandı:
"EMİR ORÇUN'DAN SÜPRİZ KONSER
Ünlü piyanist Emir Orçun üç yıllık suskunluğuna Rumeli Hisarında vereceği konserle bozacak. 16. 10 2009 tarihindeki konsere, ilginin yoğun olacağı tahmin ediliyor. Bilet satışları çoktan bitti ve biletler karaborsadan satılmaya başlandığı biliniyor.
Emir Orçun'un yıllar sonra nasıl olup da birden konser verme fikrine kapıldığı hala merak konusu. Sanatçının çok az röportaj vermesi dolayısıyla kendi ağzından bir bilgiye ulaşılmış değil. "
Arzum, Emir'e ulaşmanın bir yolunu bulduğu için sevinmişti. Lakin biten biletler kendini karamsarlığa itmişti. Emir'e bu kadar yakın olma fırsatını yakaladığı anda böyle bir engelin kendisini üzmesine izin veremezdi. Birasından büyük bir yudum aldı. Bileti nasıl bulabileceğini düşünmeye çalışıyordu. Bu konserden bu kadar geç haberi olması tamamen bir talihsizlikti kendi için.
Emir'in nasıl olup da konser verme fikrine kapıldığını merak etti. Gerçi Emir'in hiçbir anı bir anına uymuyordu. Kendini ziyaretine gelişi canlanmıştı gözünün önünde gözlerini kapatarak yoğunlaşmaya çalıştı. Ki yüzünde oluşan sinsice bir gülümsemeyle bileti nereden bulacağını bulmuştu. " Sinan" dedi. Emir'e götürecek kapının anahtarı farkında olmasa da Sinan'ın elindeydi. Gülümsedi. İkinci birasını açtı keyifle "Galiba bugün şanslı günüm" dedi. Kollarını geriye dayayarak sahile baktı. Güneşin ışıklarıyla parlıyordu sahil. Suların kendisini yakacağını bilse de sulara atlar ve o parlayan yıldızları yakalardı. Kendisine güldü. Yakalayamayacağını biliyordu. Lakin o an için yıldızları yakalayacağını düşündü. "Mutluluk bu olsa gerek" dedi. Kendine anlam veremiyordu. Çocuklaştığını hissetti. Emir'le karşılaşma fikri içini o kadar ısıtmıştı ki ya da bu sadece içkinin etkisindendi. Cebindeki telefona daldırdı elini. Farkında olmadan rehberde Sinan'ın ismini arıyordu. Rehber de Sinan'ın ismini bulunca duraksadı. Parmağıyla arama tuşuna basarken ses tonunu nazlı bir edaya bürüdü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Koleksiyoncusu
Roman d'amourEmir Orçun isimli ünlü piyanistin hayatı gitmiş olduğu resim sergisinde ki Arzum Dila Tanrıyar isimli bir kadınla tanıştıktan sonra sıradışı bir hal alır. Hayatını uç nokta da yaşayan çapkın piyanistin hayatı yine hayatı uç noktalarda yaşayan ressa...
