114 - Bırakılan Mektup

1.2K 101 21
                                        


Avukatın çağrısı üzerine Derya'yla şirkete geçmişlerdi. Derya en azından bugün ayık kalmayı başarabilmişti. Babasının ölümünden sonra aralarında gittikçe büyüyen bir uçurum oluşmuştu. Vasiyetname okunacaktı bugün.

Emir bunu önemsemese de bulunması gerektiği koşulu olduğu için gelmişti.

Babasının ofisine geçmişlerdi. Toplantı masasında avukat bekliyordu. Emir ve Derya'yı görünce ayağa kalkarak ellerini sıktı. "Geldiğiniz için teşekkür ederim" dedi. Masaya geçtiklerinde avukatta mühürlü evrakları açmaya başlamıştı.

Hukuk terimlerinin bol olduğu terimlerle okumaya başlamıştı. Emir önünde bulunan sudan bir yudum aldı. Şirketin yüzde 70 inin kendine bırakıldığı okunmuştu. Kalan Derya'nındı. Bursa'daki evde Derya'ya bırakılmıştı. Daha önce babasının varlığından haberi olmadığı birçok mülkte açıklanmaya başlanmıştı. Emir masanın yanında duran dergilere kaydırdı dikkatini.

Hala sistem babası varmış gibi çalışıyor olmalıydı ki dergiler bu haftaya aitti. Derginin kapağında Arzum'u görünce merakla alarak sayfaları çevirdi. Sergisiyle ilgili bir röportajı vardı. Arzum'un sergi düzenlediğinden hiç haberi olmamıştı. Parmakları fotoğrafta gezindi. Neden bu kadar karşısına çıkıyordu. Her yerde Arzum'u görmek onsuz olamayacağını gösterir gibiydi. Dergiyi kapatarak avukata baktı.

Avukat bir dosyayla birer mektup koymuştu önlerine. Tanju Bey vefat etmeden önce yazmış olduğu mektup ve dosyalarda bırakılan malların listesi ve detayları var"

Emir kendine bırakılmış olan mektuba baktı.

Avukat "Soracağınız bir soru yoksa burada bitirebiliriz." Kimseden ses çıkmayınca avukat evraklarını toparladı.

Emir'in elin sıkarak "İstediğiniz zaman arayabilirsiniz" Başını gereksizce 'olur'anlamında salladı avukata ardından da çıkabilirsin el işareti ile avukatın odadan aytılmasını izledi. Başını masaya çevirdiğinde Derya'da önüne bırakılan dosyayla mektubu alarak çıktı odadan. Emir'in varlığını umursamamıştı bile.

Düşünmemeye çalışırcasına başını masaya dayadı. Bir süre hareketsiz kalarak sorunlarının üzerine sünger çekmeye çalıştı. Boşuna harcadığı çabayı fark ettiğinde başını kaldırdı. Masanın üzerinde ki mektup çok canlı bir şekilde karşısındaydı. Parmakları istemsizce zarfa gitti. Babasının kendisine söyleyeceği son cümleleri merak etmeye başlamıştı. Öleceğini bilen bir adam olmak garip olmalıydı. Hazırlıklı ölümün kötü bir sonucu suan avuçlarının arasındaydı. Zarfı yırtarken gülümsedi düşüncelerine. Babasının her daim planlı yaşaması ölümüne de yansımış olmalıydı. Ölümü bile saniye saniye planlanmıştı. Mektuplar, vasiyet, Kendi mezarı ve mezar taşının üzerinde ki yazıya kadar planlamış olması nedense şaşırtmıyordu Emir'i.

Babasının tek plansız hareketi kendini dünyaya getirecek o tohumları annesinin karnına ekmek olmalıydı. Bu başarısızlığını da hayal kırıklığı olarak taşıyor olmalıydı. Düşüncelerini silmek istercesine zarfn içinde ki kağıdı çıkardı.

Satırlara gözleri gezdirdiğinde;

Oğlum;

Yıllarca yabancı kaldığım kelimeye şimdi sahip çıkarak söyleyebiliyorum. Aramıza kalın duvarlar örülmüş gibi dursa da aslında her zaman gurur duyduğum evladımdın.

Sana iyi bir gelecek sağlayamadığımın farkındayım. Bir aile olabilmeyi çok isterdim. Annenle kavuşmuş olmayı ve ikinize de sahip çıkabilmiş olmayı. Affedebilecek misin beni ?

Ölümün soğuk elleri üzerimdeyken ve ne zaman öleceğimi bilemezken pişmanlıklarım o kadar çoğalıyor ki. Ve umarım keşkeler olmayan bir hayat yaşarsın.

Seni her zaman seven baban...

NOT : Derya'ya dikkat et oğlum. Kaybettiği ikinci erkek olacağım için bu durumu kaldıracağından endişeliyim. Derya'yı çok zor günler geçirirken tanıdım aynı döneme girmemesi için yardımına ihtiyacı var. İkiniz arasında ki yakınlaşmaya kızgın değilim bunu senin de Derya'nın da bilmesini istiyorum.

Emir elinde ağır bir yük taşıyormuş gibi mektubu masaya bıraktı. Böyle bir mektupla gerçekten günahlarından arınmış hissetmiş miydi kendisini? Ölüm yokluyor olmasaydı böyle bir mektup yazmayacaktı belki de. Geç kalınmış bir hayat için fazla ucuz bir yöntemdi. Gözleri mektuba odaklanmışken bir cevap bekler gibiydi.

Mektup da not kısmı zihnine takılmıştı. Vedalaşırken bile Derya'yı öne sürmüştü. Nasıl bu kadar güçlü bir bağ oluşturmuşlardı.

"Kaybettiği ikinci erkek olacağım için bu durumu kaldıracağından endişeliyim."

Cümlesi dönüyordu zihninde. Kaybettiği ikinci erkek şuan daha iyi anlayabiliyordu Derya'yı...

İster istemez düşünceleri Duru'ya gitmişti kaybettiği kadına ve kaybettikten sonra yaşadıkları film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerken masa da duran dergiye kaydı gözü. 'Arzum' kaybettiği ikinci kadın olmayacaktı. Derya'nın aynı acıyla iki kez yüzleşmesi demek kendisinin de bu durumu ikinci kez yaşıyacağı anlamına gelmiyordu.

Derya'nın cümleleri geldi aklına " Ben sevdiğim erkeği kaybettim Emir. Kaybım basit değildi. Gözlerimin önünde bir şarjör boşaltıldı. Ve ben hiçbir şey yapamadım. Sevdiğim erkek o an sakladığım sırdan değersizdi. Sonra fark ettim ki sır diyip saklamış olduğum bilgi benim için hiç bir şey ifade etmiyormuş"

" O yüzden sana diyorum ki aşığım dediğin kadın için isterik ve o an seni hapseden tutkulardan arın. Âşık olduğun kadını kaybettiğin an o isterik tutkular sana o kadar basit gelecek ki..."

Derya'nın kendi için ne yapmak istediğini şuan çok daha iyi anlıyordu. Kendisiyle bu konuşmayı yapan kadın babasının hasta olduğunu biliyor ve kaybedeceğini düşünüyor olmalıydı aynı hatayı yapmaması için uyarı atışları yapsa da Derya'nın büyüsü altına girmişken uyarıları askıda kalmıştı.

Başını geriye attı. Musallat olan baş ağrısından kurtulamıyordu bir türlü ve babasını düşünmek bunu daha da şiddetlendiriyordu. Ruhunun derinliklerinde sakladığı duygular biraz daha sahipsiz kalmıştı artık hesap soracağı bir baba fiğürü yoktu.

Babasının " İkiniz arasında ki yakınlaşmaya kızgın değilim bunu senin de Derya'nın da bilmesini istiyorum." Cümlesine takıldı. Neden kızgın değildi ki?

Neden?

Aşk KoleksiyoncusuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin