Göğsünde ki kıpırdanmalar eşliğinde gözlerini açtı. Derya'nın yataktan doğrulmaya çalıştığını görerek " Günaydın
Derya gülümsedi " Günaydın buraya nasıl geldiğimi hatırlamayacak kadar yorgun olduğumu bilmiyordum."
Emir doğrulmak üzere olan Derya'yı yatağa geri çekerken " Sana ufak bir borcum vardı" diyerek Derya'yı yatağa yüz üstü yatırdı. Üzerindeki tişörtü vücudundan kaydırarak çıkardı. Beyaz teni ortaya çıkmıştı. Elleri önce omuzlarına giderek yavaşça masaj yapmaya başladı. Derya rahatladığını belli eden bir ifadeyle inlemişti. Vücudunun böyle bir masaja ihtiyacı olduğu belliydi. Birkaç haftadır gerginlikten artık yorgun düşmüştü. Her şeye rağmen ellerinin Derya'nın vücudunda olmasından memnundu.
Sutyenin kopçasını çözerken Derya'nın " Yeterli Emir" demesiyle duraksadı.
Emir " Sadece masaj yapacağıma söz veriyorum" diyerek sutyenin kopçasını çözdü. İnce belinde yukarıya doğru paralel bir şekilde hareket ettiriyordu elini. Belinde dairesel hareketler yaparak gerilmiş damarları açıyordu.
Derya'yı izliyordu bakışları. Mayışmıştı. Gözlerini kapatarak kendisini ellerine bırakmıştı. Kendini kontrol edemeyerek omzuna bir öpücük bıraktı.
Derya gözlerini açtı yavaşça " Masaj bitti diyorsun yani." Yataktan doğrularak " Banyonu kullanmam da bir sakınca yok değil mi?"
Emir yarı çıplak olan Derya'yı izlerken " Hayır yok. Sen duş alırken bende kahvaltı hazırlayayım." Diyerek odadan çıktı. Biraz daha uzun kalsa zihninde kurmuş olduğu erotik sahneleri uygulamaya geçebilirdi. Bunu yapmak istemeyişinin sebebini Derya'nın mahremiyetine duyduğu saygı ve yorgunluğu olması şaşırtmıştı kendisini.
Salondan geçerken sehpanın üzerinde ki fular dikkatini çekti. Arzum evden ayrılırken almayı unutmuş olmalıydı. Evden ayrılırken kendisine söylemiş olduğu cümleler geldi aklına.
Arzum'u düşünmemek kendine iyi geliyordu. Şu sıralar Arzum önceliği değildi. Her ne kadar kendine ait olduğunu düşünse de gururu için saçma sapan cümleler sarf ederek evden ayrılmasına ders vermesi gerekti.
Mutfağa yönelirken antre de manşeti gördüğünde Arzum'un yüzünün aldığı şekil geldi. Kızgınlığını saklamaya çalışsa da gözleri ele veriyordu. Derya ile şuan aynı evde olduğunu bilse acaba ne yapardı?
Kahvaltı hazırlamaya başlarken düşüncelerine güldü. Gurur gösterip kendisini Derya'nın önüne atmıştı. Şuan aynı evde olduğunu öğrense bile yine gurur duyar mıydı kendiyle.
Nil'de göstermiş olduğu olgunluğu göstermemesinin sebebini düşündü. Arzum kendine güvenmiyordu demek ki. Nil ile beraber olduğu dönemde Arzum'un kendine vücuduna güveni sonsuzdu. Görüntülerde Derya'ya göstermiş olduğu tutkuyu kıskanmıştı büyük ihtimal. İlişkilerinde tutkuyu kaybettiğini düşünüyor olmalıydı ki... Yaşanılan o dönem Arzum kendi içinde yaşadığı sorunlar ve halüsinasyonlar, depresik hareketler yataklarına kadar girmişti. Arzum'un hazmedemediği tek şeyin Derya'ya duyduğu tutku olduğunu şuan daha iyi kavramıştı.
"Yardım ister misin?" cümlesiyle bakışları kapıya kaydı. Derya'ya bakınca elinde ki bardakları düşürdü. Derya'nın üzerin de gri iki parçadan oluşan elbiseye baktı. Üst kısmı onlarca parçanın geometrik birleşmesinden oluşuyordu. Kuşakları paralel bir şekilde dikerek boynunda birleşiyordu. Geçmişten bir kare ile karşı karşıyaydı. İnci kolyeyi boynuna takarken dudaklarının boynunda gezindiği an geldi aklına. Yasemin kokusunu hala burnunda hissediyordu. Arzum'u bu kadar çok özlediğini hiç fark etmemişti.
Kendisine doğru gelen kadına odaklanmaya çalıştı. Ama aklı hala Arzum'daydı. Elbiseyi giyerken utangaçlığı canlandı gözlerinin önünde. İkisi de birbirini arzulamasına rağmen yine de kulübe gitmişlerdi.
Derya'nın masaya geçişini izledi. Aklındaki Arzum'da Derya'yla beraber oturmuştu masaya. Kokusunu hala hissediyordu.
Derya " Dolapta başka bir şey bulamadım"
Emir "Önemli değil" dedi gerçekten önemli olmamasını diler gibi. Ama aklını işgal eden Arzum'un hayalini önemsiz göremiyordu.
Derya " Arzum'u düşünmeye ara verip bana bir bardak çay verecek misin?"
Emir başından düşünceleri savarcasına çaydanlığı alıp çay doldurdu. Derya'nın karşısına geçti kendi de. Düşüncelerinden sıyrılmak için Derya'ya odaklandı. Aklını bu kadar karıştırırken odaklanmak pek mümkün olmasa da "Biraz dinlenebildin mi?"
" Arzum'u arayıp ne zaman gönlünü almaya çalışacaksın"
Emir masada ki bardaktan bir yudum çay aldı " Şuan Arzum önceliğim değil."
Derya " Babanı Arzum kadar önemsediğini düşünmüyordum"
Emir bakışlarını Derya'ya kilitledi. " Bu elbiseyi bilerek giydin değil mi?"
Derya gülümsedi. "İşini kolaylaştırıyorum Emir. Beni Arzum'a benzetmeye Arzum'u da bana benzetmeye çalışıyorsun sürekli."
Emir "İlk buna uyum sağlayan kadının kaderim olduğunu düşünüyorum." Bunu söylerken ciddi olduğunu ses tonu net bir biçimde ifade ediyordu.
Derya bakışlarını öne eğdi. " Tanju'ya olan görevimi tamamlayıp onu uğurladıktan sonra ben gidiyorum Emir planlarını buna göre yaparsan sevinirim."
"Hayatında neden ben olamıyorum"
Derya gülümsedi acı dolu " Bir süre sonra bende yetmeyip başka bir kadının esiri olduğunda ben Arzum kadar hoş görülü olmam."
Emir, Derya'nın gözlerinin içine baktı bir süre sessizce. Baktığı sadece gözleri değil gözlerinin ötesinde sakladıklarıydı. "Senden hoşgörü beklemiyorum"
Derya ayağa kalktı. Emir'in yanına geldi. Saçlarına elini daldırdı. " Karar ver Emir. Bir elbiseyle dağılan bir adam benim hayatımda olamaz ben bu kadar zayıf karakterli birine ait olamam"
Elini daldırdığı saçtan çekti. " Tanju beni bekliyordur sana iyi günler."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Koleksiyoncusu
RomanceEmir Orçun isimli ünlü piyanistin hayatı gitmiş olduğu resim sergisinde ki Arzum Dila Tanrıyar isimli bir kadınla tanıştıktan sonra sıradışı bir hal alır. Hayatını uç nokta da yaşayan çapkın piyanistin hayatı yine hayatı uç noktalarda yaşayan ressa...
