47.Bölüm - Bardağın Dolu Tarafı

292 36 6
                                    

Eylül : Evet zor şeyler yaşadık ama düşünsene, biz birbirimizi çocukluktan beri tanıyorduk, o zamanlar da birbirimize karşı ufak ufak birşeyler hissediyorduk. Eğer bunlar yaşanmamış olsaydı, muhtemelen biraz büyüyünce çıkmaya başlardık, lise, üniversite derken hep yanyana olurduk. Sonra da evlenirdik belki. Ama onca zaman mutlu ve birlikte olduktan sonra bazı şeylerin değerini bilmek şimdi olduğu kadar kolay olmazdı. Biz senle bunca zaman hasret çektik, ayrılık çektik, acı çektik. Şuan burda olmamız hiç de kolay olmadı. Bu yüzden yan yana olduğumuz her saniye, bunun kıymetini biliyoruz. Gereksiz kavgalar, saçma ayrılıklar için vaktimizin olmadığını biliyoruz. Birbirimizin kıymetini de biliyoruz, başkasıyla olmayacağını anladık mesela...

Serkan : haklısın aslında... o zamanlar kötüydü ama sonu güzel oldu...

Eylül : ayrıca belki o zamanlardan beri hep birlikte olsaydık, o zaman belki de birbirimizden bıkardık...böyle heyecanlı... birbirimizi yeniden tanıyoruz. Kaybettiğimiz zamanı kendimiz kazanmaya çalışıyoruz.

Serkan : birbirimizle ilgili çok kaybettiğimiz şey var ama duygularımız bunlardan biri değil. Sen benim hep kalbimde kaldın. Yaşıyor muydun, ölmüş müydün bilmesem de sen hep ordaydın...

Eylül: ben de o çocukluk aşkımı bulmak, ona kavuşmak istedim hep. Bir gün olur da bulursam, onun karşısına çıkarsam ne olur diye düşündüm hep. Beni beklediğini hayal ettim. Ama yine de herşeye, her ihtimale de hazırlıklıydım. Belki askerdeydin, belki başka birini sevmiştin ve beni unutmuştun bile. Belki hastaydın, belki taşınıp gitmiştin buralardan, izini bile bulamayacaktım. Ya da en kötüsü de belki....

Serkan : şişşt... burdayım...

Eylül: ama buldum... üstelik unutmamışsın sen de beni

Serkan : bu mümkün mü? Işığın seni hiç unutur mu?

Eylül gülümseyip gözlerini kapatıp anın tadını çıkarır...

Eylül: böyle çok garipmiş...

Serkan : garip derken? Nasıl garip?

Eylül : yani burda sevdiğim, aşık olduğum insanla birlikte olmak, ona sarılıp yatmak... böyle birşey olabileceğini hiç düşünmemiştim

Serkan: ben de düşünemezdim, ama evlendik bile...

Eylül: bu hiç tahmin edemeyeceğim kadar güzel bir gariplikte

Serkan: benim için de aynı şey geçerli

Eylül güldü ve gözlerini kapadı...

Serkan : çok hareketli bir gündü... kapa gözlerini hadi...dinlen...

Eylül uyumaya başlar, Serkan da onu izleyip uyuyakalır...

2 hafta sonra🍃
Serkan kahvaltı hazırlarken Eylül Rüzgar'ı emziriyordu...

Serkan: canım kahvaltı hazır...

Eylül : işim bitsin geliyorum...

Serkan da Eylül'ün yanına oturur...

Serkan: Yağmur yalnız mı kaldı?

Eylül : uyandı az önce, sesi çıkmayınca almadım beşiğinden

Serkan: e aç bıraktın yani kızımı?

Eylül: önce Rüzgar doysun, sonra kızımı doyururum merak etme

Serkan: neden önce Rüzgar'ı emziriyorsun?

Eylül: öyle birşey yok, denk gelmiştir...

Serkan : hayır uzun zamandır dikkatimi çekiyor, hep böyle yapıyorsun farkediyorum. Önce Rüzgar'ı emziriyorsun, sonra Yağmur'u... neden?

Eylül : şey... o çok ufak Serkan, üstelik annesini de kaybetti, öksüz kaldı. Kendini toparlasın, kilo alsın istiyorum, onu öyle görünce daha mutlu olucam inan...

Serkan : sen ne güzel kalpli bir insansın Eylül... o annesiz değil, onun annesi sensin... ona annelik yaptığın için öyle mutluyum ki... kendi çocuğundan ayırmadığın, hor görmediğin için...

Eylül: olur mu hiç öyle şey?

Serkan: evet ama Rüzgarla ilk Mesude teyzenin evine geldiğimiz gün, senin evde olduğunu görünce anlamıştım, Muratla aranızda bir problem olduğunu ve o kısacık anda içimi bir ümit kaplamıştı, demiştim ki acaba? Acaba boşanırlar mı, biz diye birşey olur mu? Aklımda olmuştu. Ama ya olursa ne olurdu? Ya sen Rüzgar'ın sağlıklı olduğunu görüp onu içten içe kıskanıp istemezsen diye... ama endişelerim yersizmiş... benim aşık olduğum kadın, benim karım adeta bir melekmiş...

Savrulan Yapraklar ?Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin