Serkan usanmadan kalp masajına devam ediyordu ama Eylül'den hala bir tepki yoktu. Ambulans görevlileri eve girip onları bu halde görünce şaşırmıştı. Biri Işık'ı kucağına alıp götürdüğünde Serkan bunu görmemişti bile. O hala Eylül'ün üzerinde, bir an olsun dinlenmeden kalp masajına devam ediyordu...
Serkan: hadi hadi... hadi Eylül, bak ışığın burda... hadi artık Eylül, lütfen, bana geri dön... bize geri dön...
Ambulans görevlisi : bırakın biz devam edelim, siz şöyle geçin. Ne yaptığınızı bilmeden hastayı öldürebilirsiniz
Serkan : bırakmam, bırakamam... ben ne yaptığımı biliyorum, ilk yardım biliyorum, komiserim ben... kalbi.. kalbi durdu... ama çalışacak, dimi çalışır?
Ambulans : biz bakalım...
Serkan onları dinlemez... o anda Eylül birden derin bir nefes alarak gözlerini açar ve şaşkınlıkla etrafa bakar...
Serkan: oldu! Oldu! Döndü! Şükürler olsun Allahım, şükürler olsun...
Eylül : Işık?
Serkan: o iyi... sen de iyisin... çok şükür ikiniz de iyisiniz...
Serkan hala nefes nefeseydi... ambulans görevlileri Eylül'ü de Işık'ı da ambulansa alırken Serkan, Eylül'ün ambulansına binip hastaneye gelir. Onlar muayene edilirken Serkan annesini arar...
Nazan : oğlum... oğlum neden açmıyosun telefonu?
Serkan: bir gelişme mi var? Söyle anne
Nazan : yok oğlum yok... hiç ses yok... akşam oldu, yola çıkmadınız mı hala?
Serkan: çıkamadık... Eylül...
Nazan : ne oldu Eylüle? Yoksa öğrendi mi?
Serkan: hayır... ama... Eylül doğum yaptı
Nazan : ne?! Ne zaman? Nasıl? İyiler mi?
Serkan : Işık da Eylül de iyi... ama çok korkuttu Eylül beni
Nazan : Işık... oğlan mı?
Serkan: evet anne, oğlumuz... bir görsen, öyle güzel bir bebek ki...
Nazan : kızımı versene konuşayım.
Serkan: muayene ediliyo anne. Yağmur bulunmadan gelmeyin, bulunana kadar da aramayın. Ben fırsat buldukça ararım
Serkan telefonu kapatıp Eylül'ün yanına gider... yorgun görünüyordu ama iyiydi...
Eylül; çok kötü görünüyorum dimi?
Serkan: kötü mü? Eylül ben seni nabzın atmıyorken, pelte gibi bir halde gördüm, hala dalga geçebiliyorsun, bravo
Serkan odanın içinde bir o yana bir bu yana volta atıp duruyordu...
Eylül: sakin ol.. şaka yapmak istedim sadece.keyfin yerine gelsin diye
Serkan: sen iyisin, oğlumuz iyi, keyfim yerinde benim...
Eylül: öyle durmuyorsun ama
Serkan: nabzı atmayan karıma kaç dakika kalp masajı yaptım, senin haberin var mı Eylül? Ayakta zor duruyorum
Eylül; sen de yarı doktor oldun bugün
Serkan: sayende...
Serkan volta atmayı bırakıp yatağa, Eylül'ün yanına oturdu ve birden ona sarıldığında Eylül kemiklerinin yerlerinden çıkacağını hissetti...
Serkan: aklım çıktı ya! Aklım çıktı! Ya bir şey olsaydı? Ya Beren gibi sen de...
Eylül: iyiyim ben. Bak, iyiyim...
Serkan: iyisin evet, ama olmayabilirdin...
Sonra bir hemşire girer içeri, beşikteki Işık'ı alır, Eylül'e uzatır ve nasıl emzireleceğini anlatmaya başlar...
Serkan: boşuna anlatmayın hemşire hanım, biz tecrübeliyiz
Eylül: şey evet... bu üçüncü...
Hemşire : maaşallah.. Allah analı babalı büyütsün...
Serkan : sağolun
Eylül, büyülenmiş şekilde Işık'a bakarken Serkan da onları izliyordu...
Eylül: hih! Serkan, Yağmur... Yağmur'a haber verelim, zaten onsuz hastaneye geldiğimizi öğrenince çıldırcak, odayı süslücem, bebeği ilk ben görcem diyip duruyordu, en azından haber verelim...
Serkan: şimdi mi? Ama uyuyordur
Eylül: saat kaç? Onmuş... o cadı daha uyumaz Serkan, hadi arasana, Işık da hazır yanımızdayken görüntülü konuşalım, kardeşini görsün.
Serkan içinden ne yapacağını düşünüyordu, Eylül'ü vazgeçirmenin bir yolu olmalıydı...
Serkan: benim aklımda daha iyi bir fikir var. Zaten yarın akşam çıkıcaz burdan, eve gördüğümüzde sürpriz olması daha iyi olmaz mı?
Eylül: hayır hayır olmaz. Aylardır onun doğmasını bekledi Serkan biliyorsun. Öğrenmeli, o yüzden şimdi Yağmur'u ara lütfen...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Savrulan Yapraklar ?
Teenfikce2000 yılında gizemli bir şekilde kaybolan 7 yaşında bir kız çocuğu ve geride bıraktıkları hakkında...