117. Bölüm - Şans

217 30 24
                                    

Serkan bunun üzerine çaresizce kapıyı sertçe vurup çıkar. Kızı kayıpken o başka bir görevle uğraşıyordu ama buna mecburdu.. üstelik Eylül'le kavga etmesi duruma hiç yardımcı olmamıştı...

Serkan ekibini toplayıp merkezden ayrılırken Eylül de evde bebeğiyle ilgileniyordu. Sonra da eve döndüklerini öğrenen annesi ve Nazan gelmişti, ikisi de üzgün ve mahçuptu...

Eylül: anne nasıl oldu bu? Aklım almıyor, Yağmur daha çok ufak, nereye gider tek başına? O alışveriş merkezinde bile elimi bıraktığı an kaybolacağını sanıp gözleri dolan bir çocuk... tek başına nasıl çıkıp gider?

Nazan : biz Mesudeyle evde beraber oturuyorduk, bir ses duyduk, gittiğimizde hiçbir şey duyamadık. Sonra yemek için Yağmur'u çağırdık ama gelmedi bir türlü...

Eylül: Allah kahretsin ya Allah kahretsin! Noolur ona bir şey olmasın... Yağmur daha kardeşini bile göremedi...

Mesude : tamam kızım yapma hadi, üzülme. Bak sütün kesilecek

Nazan : Mesude haklı kızım, hem zaten Serkan ilgilenir, o bulur...

Eylül hiçbir şey demedi... uzun süre sessiz kaldı..

Eylül: zamanında beni de bulamadı, Yağmuru da bulamayacak...

Nazan : deme öyle kızım...

Eylül önce omuz silkti, sonra da annesine döndü...

Eylül: anne, sen nasıl dayandın? Nasıl dayandın kızının yokluğuna...

Mesude de ağlayarak kızına sarıldı...

Birkaç saat sonra zil çalmıştı, Eylül de Nazan ve Mesude de güzel bir hayal umuduyla kapıya yöneldiler...

Ama gelen Murat'tı... Eylül'ün sinirleri bozulmuştu iyice, hüngür hüngür ağlamaya başladı...

Murat : nooluyo? Ne bu hal?

Mesude : Yağmur kayıp...

Murat tepki vermez...

Nazan : biliyor muydun? Bir dakika... tabii ya, sen kaçırdın dimi? Nerde Yağmur?

Murat : hayır ben kaçırmadım... ben son Yağmur'u gördüğümde sokağa koşarak fırlamıştı. Beni daha önce görmüştü zaten, ben de onu evine götürmek istedim, ailesinin burda olmadığını uzağa gittiğini söyledi

Eylül: evet tatildeydik... nerde kızım? Nerde Murat, söylesene!

Murat : evime götürdüm. Hem biraz görürüm hem de Rüzgarla tanıştırırım dedim, öyle de oldu, oturdular, oynadılar. Ama sonra puff., yok oldular. Ben de belki buraya gelmişlerdir dedim ama...

Eylül: yanındaki çocuk Rüzgar mıydı yani?

Murat : evet... nerdeler?

Eylül: bilmiyoruz... Yağmur bizim eve getirmiş onu, yani buraya. Ama...

Murat : ama?

Eylül: kameralarda iki adam görünmüş, çocuklar da biraz konuştuktan sonra onlarla beraber yürüyüp gittiler...

Murat : kim ki onlar?

Eylül: bilmiyorum... kimse bilmiyor...

Serkan, ekibiyle beraber söylenen adrese varmıştı. Harabe gibi bir yerdi burası.

Serkan : demek burda kumar oynuyorlar...

Polis : evet komiserim... ama serbest meslekle uğraşan bir grup ticaret adamı görünümü vermişler. Burası da depomuz demişler...

Serkan : şerefsizler! Hadi, giriyoruz! Üç deyince... bir.. iki.. üç!

Serkan içeri daldığı an odada birkaç kumar masası, sigara dumanı ve içki kokulu herifler beklemişti, ama bu beklenenden çok daha başka bir şeydi... etrafta korkuyla çığlık atan bir oda dolusu çocuk vardı...

Serkan : hey hey hey! Durun, indirin silahları! Bunlar çocuklar!

Polis : komiserim çocukların burda ne işi var?

Serkan : bilmiyorum... siz çocuklarla ilgilenin, hepsini toplayın, ben diğer odaları kontrol edicem...

Serkan tüm odaları bitirmek üzereydi, son odaya daldığında pencereden kaçmak üzere olan bir adam gördü...

Serkan: hey! Dur! Polis!

Adam geri dönüp Serkan'a baktı ve bir an bile durup düşünmeden silahını kaldırıp Serkan'ı vurdu... Serkan acıyla yere yığılırken bir çocuk sesi duydu, kızının sesi...

Yağmur : babiş! Babiş uyansana! Babiş, buldun bizi... uyunsana baba, bu saatte uyunmaz...

Serkan zorlukla gözlerini açıp sesin kaynağına bakar, Yağmr karşısındaydı, yanında da onun yaşıtı sarışın mavi gözlü bir erkek çocuğu vardı, öyle tanıdık gelmişti bu yüz... o gözleri kapanırken çocukların başka bir polis tarafından götürüldüğünü görür ama engel olamaz... kendini bırakır...

BayanYazar___ bölüm istedi ❤️

Savrulan Yapraklar ?Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin