Eylül: ama özledik Serkan... hiç merak etmiyor musun?
Serkan: merak ediyorum ama böyle olmak zorunda
Eylül: kısa da olsa bir süre bizim çocuğumuz olduğunu bilmesini istemez misin?
Serkan: ilerde belki... ama bu şuanda doğru olmaz. O çok küçük. Gitsek, görsek bizi tanımayacak. Murat zaten yaklaşmamıza da izin vermez. Diyelim izin verdi, bir karşılık beklemeden yapmaz bunu asla...
Eylül: evet...
Serkan: ya Yağmur'un hayatına kalkışmaya kalkarsa?
Eylül: Yağmur ve Rüzgar'ın sarılıp tanışmasını isterdim. Onlar kardeş... öz be öz kardeşler Serkan...
Serkan: ben de isterdim. Ama bu imkansız...
Birden Yağmur dalmıştı odaya. İkisi de sustu bu yüzden...
Yağmur : anne? Baba?
Serkan : efendim prensesim?
Yağmur: benim kardeşim mi var?
Bakıştılar... 5 yaşındaki bir çocuğa bu durum nasıl açıklanırdı ki?
Serkan: evet... siz bebekken bir süre birlikte büyüdünüz. O senden 2 ay küçük yani aynı yaştasınız...
Yağmur : yaa... peki nerde şimdi? Neden bizimle değil?
Eylül: güzel kızım... bazen kardeşler ayrılmak zorunda kalabilir... o babasıyla yaşıyor... sen de bizimlesin
Yağmur : onun babası farklı mı? Nasıl oluyo bu babiş?
Serkan açıklama yapmakta çok zorlandı...
Serkan: siz birlikte kaldınız kızım, birlikte uyudunuz... ama sonra o gitti, babası onu aldı. Evet, babası farklı.
Yağmur : sen ve Güney amcam gibi mi yani?
Serkan : evet... aynen öyle akıllı kızım benim...
Yağmur : anladım şimdi... peki neden göremiyoruz?
Serkan : çünkü o çok çok uzakta...
Yağmur : kırmızı balığımın yanında mı? Hani ben ona fazla yem vermiştim, o da yüzmüyordu. Sonra sen bana demiştin ki o çok uzaklarda... kardeşim de onun yanında mı?
Serkan : hayır... hayır tabii ki, öyle değil. Ama yine de çok uzakta. Annen de ben de meşguluz, hem oraya gitmek çok uzun sürüyo ve çok pahalı... gidemeyiz yani kızım...
Eylül: ama fotoğrafı var bak...
Eylül elindeki fotoğrafı Yağmur'a gösterir...
Yağmur : aa anne bak onun da kolunda benimki gibi bir ben var! Saçları benimki gibi...
Eylül de Serkan da o an farketmişti benzerliklerini... fotoğraftaki çocukla Yağmur çok benziyordu...
Eylül: evet kızım... benziyorsunuz
Yağmur : fotoğraf bende kalsın mı? Noolur noolur...
Serkan: olur tabii kızım, kalsın...
O an dünyalar onun olmuştu... koşarak odasına gitti...
Eylül : çok benziyorlar...
Serkan: evet... çok...
Eylül: Serkan... bak, en azından bir mektup falan gönderelim. Ya da ne biliyim, başka bir şey...
Serkan: ne yazıcaz ki? Murat ona okutmaz asla.
Eylül : denemekten ne çıkar? Elimizde mail adresi yok ama eski usül, mektup gönderebiliriz.
Serkan: bilmiyorum...
Eylül: lütfen... içine çocuklar küçükken dördümüzün çekildiği bir fotoğrafı ve şimdi üçümüzün olduğu fotoğrafları koyarız.
Serkan: biz sadece bu ufak fotoğrafla yetinelim, Murat da Yağmur'un bir sürü fotoğrafını görsün... oh ne güzel...
Eylül: tamam... haklısın.. eski fotoğrafları koyalım şimdilik. Eğer cevap gelirse, olumlu bir dönüş olursa yenileri koyarız. Hem.. belki ona bile gerek kalmaz. Oraya gideriz...
Serkan: sen gelemezsin ki... bu halde uçağa binemezsin. Doktorun asla izin vermez. Ben de seni ve Yağmur'u bırakıp gidemem...
Eylül: Yağmur'u da al git o zaman
Serkan: seni burda bir başına bırakamam. Ya doğum olursa?
Eylül: daha erken, doğuma daha çok var.. Hem bir şey olsa annemler burda, yalnız olmam ki...
Serkan: her anında seninle olmak istiyorum. Hiçbir şey kaçırmak da istemiyorum. Eğer zamanı geldiğinde gidebileceksek beraber gideriz. Dördümüz... tamam mı?
Eylül: tamam...
Serkan: heyecanlandın, biliyorum ama bunca zaman sabrettik, biraz daha sabredelim... ya da bunca zaman nasıl devam ettiysek, öyle devam edelim. Ben hala bunu istiyorum ama sen görmek istiyorsan ben de seninle gelirim...
Eylül: mektup? Mektup da mı yazmıcaz?
Serkan: hayır... onu yazabiliriz. Bir şeyler yazıp gönderelim hadi... muhtemelen cevap gelmeyecek ama...
Eylül: belli olmaz...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Savrulan Yapraklar ?
Fiksi Remaja2000 yılında gizemli bir şekilde kaybolan 7 yaşında bir kız çocuğu ve geride bıraktıkları hakkında...