Eylül, Serkan'ı eve gidene kadar durgun ve suskun görmeye dayanamaz. Daha eve varmamışken Eylül kendini tutamaz...
Eylül: dur.. dur Serkan dur..
Serkan : ne? Nooldu?
Eylül: sağa çek, durdur arabayı
Serkan: saçmalama Eylül, yolun ortasındayız... burda duramam, eve az kaldı zaten, söyle ne oldu?
Eylül: şurda durabilirsin, dur hadi!
Serkan arabayı kenara çekti ve Eylül'e döndü...
Eylül: ne oldu Serkan? Ne derdin var?
Serkan: derdim yok, neden böyle bir şey sordun ki?
Eylül: şu haline bir bak... çocukları almadan eve gitmeye çalışıyorsun. Songüllerin evini geçtik, ama sen bunun farkında bile değilsin...
Serkan : dalmışım... tamam döneriz şimdi. Bunun için bu durdurdun?
Eylül: hayır Serkan bunun için değil... ben her sıkıntım olduğunda ilk sana anlatmıyor muyum? Üzüldüğümde, endişelendiğimde, kafama bir şey takıldığında ilk sana söylemiyor muyum?
Serkan: evet... ama...
Eylül: o zaman sen de bana anlat Serkan... anlat ki bileyim. Bir şey olmuş... suratın beş karış. Bilmesem, Yağmurun velayetini aldık diye üzüldün sanıcam
Serkan : saçmalama. Tabii ki öyle değil... Yağmur kızım olacağı için öyle mutluyum ki...
Eylül: o zaman? Ne oldu? Anlat bana... seni ben anlarım Serkan...
Serkan: içimde bir sıkıntı var. Ama önemli birşey değil, gerçekten değil... sen de kafana takma olur mu? Şimdi çıkalım, bizimkileri alalım, evimize gidelim, olur mu?
Eylül: tamam... sen öyle diyorsan...
Çocukları Songülle Güneyden alırlar...
Eylül: çok ağladılar mı? Sıkıntı çıkardılar mı?
Songül katıla katıla güler...
Songül : bu gerizekalı, çocuğu seveyim derken öyle bir salladı ki, Rüzgar'ın midesi bulandı, Güney'in üstüne kustu...
Eylül ve Serkan da gülmeye başlar...
Güney: ama iyi kustu, öyle ufacık falan da değil he. Resmen kusmuk banyosuna girmiş gibi oldum.
Songül : ulan ufacık bebek, o kadar sallanır mı?
Güney: nerden biliyim ben kızım? Daha önce elime çocuk almışlığım mı var? Doğursaydın bir tane, tecrübeli olurduk herhalde...
Songül : ulan bugün karşılaştığım manzaradan sonra sen çocuğu falan unut sevgili... sen önce nasıl çocuk bakılır öğren, sonra bakarız...
Güney: çocuğum olmadan çocuk bakmayı nerden öğrenicem pardon?
Songül : orasını ben bilemem...
Eylül: başka sıkıntı oldu mu? Kusmuk banyosu dışında? (Gülerek)
Songül : yok yok... Yağmur gelince uyudu, uyanmadı hala. Rüzgarın da kusmak dışında vukaatı olmadı zaten. Ee asıl haberler sizde, nooldu? Dava sonucu ne?
Eylül: kazandık. Yağmur artık hep bizle...
Güney : hadi gözünüz aydın...
Eylül: sağol Güney...
Songül : Serkan, sen iyi misin kardeşim? Solgun görünüyorsun...
Güney : hasta mı oldun yoksa? Oğlum dikkat et, bebeklere falan geçer...
Serkan : yok hasta değilim...
Eylül: uyuyamadı herhalde gece... ondan...
Songül : iyi öyle dertler olsun... bir ara kutlayalım bunu...
Eylül: olur kutlarız...
Evlerine geldiğinde Eylül, Yağmur'un ilaçlarını verip banyo yaptırır, Serkan da oğluna bakar.
Serkan: sen büyüdün de ev gezmelerine mi gittin? Abla nasıl oğlum? Hı? Göz kulak oluyor musun ona? Sen büyüyünce onu koruyacak mısın?
Rüzgar sesler çıkarmaya çalışır...
Serkan: ne olursa olsun, sen benim oğlumsun... senden vazgeçemem oğlum... sonuç ne olursa olsun, seni bırakamam... Murat'tan sana baba olmaz, belki ben de pek iyi bir baba değilimdir, seni kolejlerde okutamam, yurtdışına gönderemem ama severim be oğlum... sen de beni sever misin acaba? Yoksa zengin diye onu mu seversin? O kağıtta yazacak olan ne olursa olsun, sen benim oğlumsun, bunu kimse değiştiremez... bu mavi gözlerin, sarı saçların... sen benimsin... gerekirse sonuna kadar savaşırım, her şeyi göze alırım, yine de seni ona vermem... ilerde bunun için bana kızar mısın?
Bölüm yazamam, ancak cuma akşam atarım dedim ama dün uyku tutmadı, 5 bölüm yazdım. Bakalım neler olacak 🙊

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Savrulan Yapraklar ?
Fiksi Remaja2000 yılında gizemli bir şekilde kaybolan 7 yaşında bir kız çocuğu ve geride bıraktıkları hakkında...